TMK 684. Madde
(1) Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.
(2) Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.
TMK 684. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 619 uncu maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 642 nci maddesine paralel olarak iki fıkra hâ linde düzenlenmiş, arılaştırılmak suretiyle kenar başlıklarıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 684, bütünleyici parça (mütemmim cüz) kavramını tanımlayarak bir şeyin esaslı unsurlarının mülkiyet bakımından asıl şeye bağlılığını düzenlemektedir. Birinci fıkraya göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bu kural, mülkiyet hakkının kapsamını belirleyen bir başlangıç normu olup, TMK m.683’teki mülkiyet yetkilerinin hangi maddî unsurlar üzerinde geçerli olacağını gösterir. Bütünleyici parça üzerinde asıl şeyden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı aynî hak kurulamaz; parça, asıl şeyin hukukî kaderini zorunlu olarak izler. Bu yönüyle bütünleyici parça, asıl şeyden ayrılabilen ve onunla aynı kaderi paylaşması zorunlu olmayan eklentiden (TMK m.686) açıkça ayrılır ve daha sıkı bir bağ ifade eder.
İkinci fıkra bütünleyici parçanın unsurlarını belirler: bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Tanımdan iki ölçüt çıkar. Birincisi, parçanın yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru sayılmasıdır; bu, toplumsal ve ekonomik anlayışa dayanan nesnel bir değerlendirmeyi gerektirir. İkincisi, ayrılmanın ancak asıl şeyin yok edilmesi, zarara uğratılması yahut yapısının değiştirilmesi pahasına mümkün olmasıdır; yani parça, asıl şeye öyle kaynaşmıştır ki ayrılması bütünün bozulmasına yol açar. Bir binanın temeli ve duvarları, arsaya kalıcı dikilen ağaçlar tipik bütünleyici parçalardır ve bunlar üzerinde ayrı bir mülkiyet tesis edilemez.
Bütünleyici parça niteliğinin temel sonucu, parçanın asıl şeyle birlikte devredilmesi, rehnedilmesi ve haczedilmesidir; parça üzerinde ayrı tasarruf hukuken geçerli olmaz ve asıl şeyi edinen, parçayı da kendiliğinden edinir. Bu kural, özellikle taşınmaza eklenen yapı ve dikili şeyler bakımından TMK m.718’deki bütünlük ilkesiyle birlikte uygulanır. Yargıtay, arazi üzerine kalıcı olarak inşa edilen yapıların ve dikilen ağaçların arazinin bütünleyici parçası sayıldığını, bunlar üzerinde arazi mülkiyetinden bağımsız bir hak kurulamayacağını kabul eder. Somut örnek: bir arsa üzerine inşa edilen bina arsanın bütünleyici parçasıdır; arsa satıldığında bina da TMK m.684 uyarınca alıcıya geçer, çünkü bina yıkılmadan arsadan ayrılamaz. Aynı şekilde, başkasının arsasına dikilen ağaçlar da kural olarak arsa sahibinin mülkiyetine dahil olur.
