TMK 686. Madde
(1) Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.
(2) Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
(3) Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.
TMK 686. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 621 inci maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 644 üncü maddesine paralel olarak üçfıkra hâ linde düzenlenmiştir. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan “temliki tasarruflar” ifadesi taahhüt işlemlerini (borçlandırıcıişlemleri) kapsamadığından sadece “tasarruflar” ifadesi kullanılmıştır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Başkaca hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK m.686, eklenti başlığı altında mülkiyet hakkının içeriği ve kapsamının işleyişinde önemli bir düğüm noktasını düzenlemektedir. Maddenin açılış cümlesi — “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 2 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 621. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece malike eşya üzerinde dilediği gibi tasarruf ve hukuki koruma imkânı bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 3 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak…” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, istihkak davası, el atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i), bütünleyici parça, eklenti, malikin yetkileri bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 683-703, Anayasa m.35, Tapu Kanunu, Kamulaştırma Kanunu, TBK m.683 vd. ile bir bütün halinde uygulanır. eklentina ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 686. maddeyi değil, TMK 684 (bütünleyici parça), 686 (eklenti), 1023 (kayda güven), TBK 683 (adî şirket–malvarlığı) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 686. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri, eklenti kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, mülkiyet hakkının içeriği ve kapsamı alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 686, mülkiyet hakkının içeriği ve kapsamı alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
