TMK 689. Madde
Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle bir anlaşmayla paydaşların aşağıdaki hak ve yetkileri kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz:
1. Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek,
2. Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına almak.
Taşınmazlarla ilgili anlaşmalar imzalarının noterlikçe onaylanması koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh verilebilir.
TMK 689. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 647 nci maddesinden alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında paydaşların kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak paylımülkiyetin yararlanma, kullanma ve yönetimine ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklıbir düzenleme yapmalarına olanak getirilmiştir. Ancak böyle bir anlaşmanın iki bent hâ linde sayılan konularıkapsamayacağıöngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında, bu tür anlaşmaların noterlikçe imzaların onaylanmasıkoşuluyla herhangi bir paydaşın başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh edilebilmesi de kabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 689, paydaşlara paylı mülkiyetin yararlanma, kullanma ve yönetimine ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapma serbestisi tanımaktadır. Hüküm, paylı mülkiyetin yönetim rejimini düzenleyen TMK m.690, 691 ve 692 hükümlerinin büyük ölçüde tamamlayıcı (yedek) nitelikte olduğunu gösterir: paydaşlar kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak bu kuralların yerine kendi düzenlerini koyabilirler. Bu yönetim anlaşmaları, ortak malın kimin tarafından, nasıl kullanılacağına, gelirlerin nasıl paylaşılacağına ve yönetim yetkilerinin kime ait olacağına dair iç düzeni belirler. Maddenin tanıdığı bu sözleşme özgürlüğü, paydaşlar arasındaki ilişkileri somut ihtiyaçlara göre şekillendirmeye olanak verir, kanunun katı nisap kurallarını yumuşatır ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önleyici bir araç işlevi görür.
Sözleşme özgürlüğü mutlak değildir; madde iki çekirdek yetkiyi anlaşmayla dahi kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz kılarak emredici bir sınır çizer. Birincisi, paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek hakkıdır. İkincisi, eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına alma yetkisidir; bu yetki olağan yönetimi düzenleyen TMK m.690’da da saklı tutulmuştur. Bu iki yetki, malın varlığını ve ekonomik değerini güvenceye aldığı için sözleşmeyle bertaraf edilemez. Taşınmazlara ilişkin anlaşmalar ise, imzaların noterlikçe onaylanması koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh verilebilir.
Tapuya şerh verilen yönetim anlaşması, ayni etki kazanarak yalnızca mevcut paydaşları değil, payı sonradan devralan üçüncü kişileri de bağlar; böylece paydaş değişikliğinde düzenin sürekliliği sağlanır. Emredici sınırı ihlâl eden, yani zorunlu koruma işlerini veya acil önlem alma yetkisini bertaraf etmeye çalışan anlaşma hükmü bu yönüyle geçersiz sayılır. Yargıtay, paydaşlar arasındaki kullanım ve yönetim anlaşmalarının tapuya şerh edilmesi hâlinde sonraki paydaşları da bağlayacağını, şerh bulunmuyorsa anlaşmanın ancak tarafları arasında hüküm ifade edeceğini kabul eder. Somut örnek: bir apartmanı paylı mülkiyetle elinde tutan paydaşlar, hangi paydaşın hangi katı kullanacağını ve kira gelirinin nasıl bölüşüleceğini noterde onaylatıp tapuya şerh ettirirlerse, paydaşlardan biri payını sattığında alıcı bu düzene uymak zorundadır; ancak hiçbir paydaş, malı koruma için mahkemeye başvurma hakkından peşinen vazgeçemez.
