TMK ▸ Madde 7
Madde 6
MADDE 7

II. Resmî belgelerle ispat

Madde 8

TMK 7. Madde

(1) Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.

(2) Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.

TMK 7. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 7 nci maddesini karşılamaktadır. Maddenin düzenlediği konuları daha iyi anlatması bakımından maddenin kenar başlığı “Resmî belgelerle ispat” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında “Resmî sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit olunca ya kadar mündericatı ile amel olunur.” şeklindeki anlaşılması güç ifade yerine, kısa ve olumlu bir cümle ile “Resmî sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.” ifadesi tercih edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası da aynı amaçla sadeleştirilmiş ve daha anlaşılır bir ifadeyle kaleme alınmıştır. Maddede “kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça” deyimi, resmî sicil ve senetlerin içeriğinin doğru olmadığının ispatıyla ilgili her türlü kanunu ifade etmektedir. Bu anlamda olmak üzere, bu kanunlar usul kanunları olabileceği gibi, bunun dışındaki diğer kanunlar da olabilir. “Sicil”, kayıt, şerh ve tescil gibi bütün işlemleri kapsayan bir üst kavram olduğundan, maddede “sicil” sözcüğüne yer verilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 7, resmî sicil ve senetlerin ispat gücünü düzenleyerek bunların belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturduğunu, ancak içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunun kural olarak her türlü delille ispatlanabileceğini hükme bağlar. Bu düzenleme, ispat yükünü düzenleyen TMK Madde 6’nın tamamlayıcısı niteliğindedir ve resmî belgelere özel bir ispat değeri tanır. Maddedeki sicil kavramı; tapu sicili, nüfus kütüğü, ticaret sicili ve benzeri tüm resmî kayıtları kapsayan üst bir kavramdır. Resmî senetler ise noterde düzenlenen belgeler gibi yetkili makamlarca usulüne uygun oluşturulan belgelerdir. Hüküm, bu belgelerin aksi ispat edilene kadar geçerli sayılacağı bir karine getirerek hukukî güvenliği güçlendirir.

Uygulamada resmî sicil ve senetler, içerdikleri olguların doğruluğu bakımından adî senetlerden daha güçlü bir ispat değeri taşır ve bunlara dayanan kişi ayrıca ispat külfeti altına girmez. İçeriğin gerçeğe aykırı olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür ve kural olarak tanık dahil her türlü delille bunu kanıtlayabilir; çünkü madde, içeriğin aksinin ispatını herhangi bir şekle bağlamamıştır. Ancak kanunlarda özel bir hüküm bulunması halinde bu serbestlik sınırlanır; örneğin noterde düzenlenen resmî senetlerdeki sahtelik iddiası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki sahtelik incelemesi usulüne tâbi tutulur ve belge bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir.

Resmî belgenin aksinin ispatı, belgenin yalnızca düzenleyenin huzurunda gerçekleşen olgular bakımından geçerli olduğu; tarafların beyanlarının doğruluğunun ise her zaman çürütülebileceği ayrımıyla işler. Yargıtay içtihatları, tapu kaydının aksinin ancak güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanabileceğini, resmî senetlerdeki sahtelik iddiasının ise özel bir özenle incelenmesi gerektiğini vurgular. Örneğin bir tapu kaydında taşınmazın satış yoluyla devredildiği görünmesine rağmen, gerçekte tarafların bağış amacı taşıdığını ileri süren kişi, muvazaa iddiasını tanık ve diğer delillerle kanıtlayabilir; mahkeme, resmî kaydın aksini ispat edebilen tarafın iddiasını kabul ederek gerçek hukukî duruma göre karar verir. Böylece resmî belgenin ispat gücü mutlak değil, çürütülebilir bir karine olarak işlev görür.

Madde 6
MADDE 7

II. Resmî belgelerle ispat

Madde 8