TMK 706. Madde
(1) Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
(2) Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.
TMK 706. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 634 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde konu başlığı ile birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, kaynak Kanunda olduğu gibi yürürlükteki maddenin birinci fıkrasıiki fıkra hâ line getirilmiştir. Yürürlükteki maddenin “Mülkiyeti nakleden akitler” şeklindeki kenar başlığı “Hukukî işlem” olarak değiştirilmiştir. Çünkümülkiyetin hukukî işleme dayalıdevri, sadece sözleşme şeklinde değil, tek taraflıbir hukukî işlem, örneğin vasiyetname şeklinde de yapılabilir.
Açıklama
TMK m.706, kazanma yolları başlığı altında taşınmaz mülkiyetinin konusu, kazanılması ve tescilnın işleyişinde önemli bir düğüm noktasını düzenlemektedir. Maddenin açılış cümlesi — “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 634. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece taşınmazlar üzerinde aynî hakların tapu siciline tescil yoluyla kazanılması kuralı ve istisnaları bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, tescil ilkesi, sebebe bağlılık, resmî şekil, tescilden önce kazanım halleri (miras, işgal, kamulaştırma, mahkeme kararı) bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 704-711, Tapu Kanunu, Tapu Sicili Tüzüğü, Kadastro Kanunu, TBK m.237 ile bir bütün halinde uygulanır. kazanma yollarına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 706. maddeyi değil, TMK 716 (tescile zorlama), 1007 (devletin sorumluluğu), 1023 (kayda güven), Tapu K. m.26 gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 706. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında, kazanma yolları konulu davalarda maddenin koruduğu menfaatin niteliğine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kararlarda öne çıkan ortak ölçüt; iddianın somut olayda maddenin unsurlarını tam karşılayıp karşılamadığı ve karşı tarafın savunmasının hakkaniyete uygun olup olmadığıdır. Hak düşürücü sürelerin re’sen gözetileceği, zamanaşımının ise ileri sürülmesi halinde değerlendirileceği de yerleşik kabul görmektedir.
Pratik açıdan 706. madde, hem dava açılırken hem de savunma kurulurken dikkatle işlenmelidir. kazanma yolları iddiasının unsurları dilekçede sistematik biçimde sunulmalı; her unsur için hangi delile başvurulacağı HMK m.194 çerçevesinde açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın savunmasında kullanabileceği def’iler (zamanaşımı, ifa, takas, dürüstlük kuralı) önceden öngörülmeli; bilirkişi incelemesi gerektiren hususlar için usulüne uygun talep açılışta yapılmalıdır. Bu metodolojik titizlik, taşınmaz mülkiyetinin konusu, kazanılması ve tescil alanındaki davaların öngörülebilir biçimde sonuçlanmasına hizmet eder.
Son değerlendirmede kazanma yolları kapsamındaki davalarda başvurulacak yöntem şu üç aşamadan oluşur: ilk olarak maddenin sözünden hareketle hükmün kapsamı belirlenir; ardından sistematik konum ve komşu hükümler (TMK 716 (tescile zorlama), 1007 (devletin sorumluluğu), 1023 (kayda güven), Tapu K. m.26) ışığında yorum yapılır; son olarak da somut olayın koşulları hakkaniyet süzgecinden geçirilir. Bu aşamalı yaklaşım, Yargıtay’ın bozma sebeplerinden birini —maddenin dar veya geniş yorumu— ortadan kaldırır. Avukat ve hâkim için ortak nokta; maddenin lafzına sadık kalırken özünden uzaklaşmamak, öz adına lafzı bertaraf etmemektir.
