TMK 707. Madde
(1) Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.
(2) Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz.
TMK 707. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 635 inci maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkranın ifadesi, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 658 inci maddesi de dikkate alınarak düzeltilmiştir. Yürürlükteki Kanundan farklı olarak ikinci fıkra, tapu ya kayıtlıolmayan taşınmazlar üzerinde işgal yolu ile mülkiyet kazanılamayacağıesasına yer vermektedir.
Açıklama
taşınmaz mülkiyetinin konusu, kazanılması ve tescil alanında işgal meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun 707. maddesinde somut kurallara bağlanmıştır. Maddenin açılış cümlesi — “Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 635. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece taşınmazlar üzerinde aynî hakların tapu siciline tescil yoluyla kazanılması kuralı ve istisnaları bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, tescil ilkesi, sebebe bağlılık, resmî şekil, tescilden önce kazanım halleri (miras, işgal, kamulaştırma, mahkeme kararı) bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 704-711, Tapu Kanunu, Tapu Sicili Tüzüğü, Kadastro Kanunu, TBK m.237 ile bir bütün halinde uygulanır. işgalna ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 707. maddeyi değil, TMK 716 (tescile zorlama), 1007 (devletin sorumluluğu), 1023 (kayda güven), Tapu K. m.26 gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 707. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargısal uygulamada Yargıtay 1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu, işgal kapsamındaki uyuşmazlıklarda özellikle şu noktalara dikkat çekmektedir: tarafların gerçek iradesinin araştırılması, delillerin serbest takdir (HMK m.198) ilkesine göre değerlendirilmesi, maddenin emredici nitelikte hükümlerine aykırılığın re’sen gözetilmesi ve hakkın kötüye kullanılmasının (TMK m.2/f.2) denetlenmesi. Bu yaklaşım, maddenin kağıt üzerindeki normu uygulamada işlevsel kılar.
Günlük uygulamada bu madde, taşınmaz mülkiyetinin konusu, kazanılması ve tescil alanındaki sorunların çözümünde iskelet kuralı oluşturur. Hâkimin yapacağı değerlendirme; olayın koşullarını (tarafların sıfatı, zaman, yer, ekonomik değer), maddenin unsurlarını ve komşu hükümlerin getirdiği özel rejimi bir arada tartmayı gerektirir. Tarafların dayandığı olgular HMK m.25 kapsamında vakıa olarak sunulur; hukuki nitelendirme ise mahkemece re’sen yapılır. Bu ayrım, dilekçelerin teknik hazırlanmasında kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Madde 707, taşınmaz mülkiyetinin konusu, kazanılması ve tescil alanındaki hukuki güvenliği destekleyen bir yapı taşıdır. Maddenin etkin biçimde işletilmesi için öğreti (Oğuzman, Serozan, Ayiter, Dural, Öz gibi yazarların eserleri), Yargıtay içtihadı ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet ile adil yargılanma kararları birlikte okunmalıdır. Bu kaynakların bir araya getirilmesi, uygulayıcıya kuralın yalnız soyut tarifini değil; gerçek uyuşmazlıklarda nasıl çalıştığını da gösterir. Böylelikle hükmün kağıt üzerindeki varlığı ile pratik yaşamdaki etkisi arasındaki mesafe kapanır.
