TMK ▸ Madde 769

TMK 769. Madde

(1) Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.

(2) Bulunan şey önemli ölçüde değerli ise, her hâlde kolluk kuvvetlerine veya muhtara bildirmek gerekir.

(3) Oturulan bir evde veya işyerinde ya da kamu hizmeti görülen yerde bir şey bulan kimse, bunu o yer sahibine veya kiracıya ya da kamu hizmeti görülen yerde denetim ve gözetim ile görevli olanlara teslim etmek zorundadır.

TMK 769. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 693 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. “Lükata” şeklindeki konu başlığı “Bulunmuşeşya” olarak değiştirilmiştir. Eşyanın bulunduğunun bildirileceği makam olarak “kolluk kuvvetleri”nden başka “köylerde muhtar” da öngörülmüştür. Böylece “kolluk kuvveti” bulmak için uzağa gitmek zorunda kalmadan köylerde muhtara da başvurulabilecektir. Yine bulunmuşeş ya ile ilgili, bulan kimseye, sahibini bulma konusunda araştırma yapmak ve gerekiyorsa ilâ n etme ödevi de yüklenmiştir. “Bulunan şey önemli ölçüde değerliyse”, “kolluk kuvvetlerine ve ya muhtara” bildirim bir zorunluluk olacaktır; burada yürürlükteki metinde “bir lira” denmesi gibi, belirli bir miktardan söz edilmemiştir. Çünkükonulabilecek bir miktar, her zaman subjektif olabilecek ve zaman içinde değersiz hâ le gelebilecektir.

Açıklama

TMK Madde 769, kaybedilmiş bir şeyi bulan kişinin ilk yükümlülüğü olan arama ve ilân ödevini düzenleyerek bulunmuş eşya rejimini başlatır. Eski hukuktaki ‘lükata’ kavramının yerini alan bu düzenlemeye göre, kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse; malın sahibini biliyorsa ona, bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde ise muhtara bildirmek, araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmekle yükümlüdür. Köylerde muhtara başvuru imkânının tanınması, kolluk kuvvetine ulaşmak için uzağa gitme zorunluluğunu ortadan kaldıran pratik bir kolaylıktır. Madde, bulan kişiye yalnızca pasif bir bekleme değil, sahibini bulmaya yönelik aktif bir araştırma ve gereğinde ilân ödevi yükler; böylece eşyanın asıl malikine ulaştırılma ihtimali güçlendirilir.

Maddenin uygulanmasında yükümlülüğün kapsamı, eşyanın değerine ve bulunduğu yere göre farklılaşır. İkinci fıkraya göre bulunan şey önemli ölçüde değerli ise, her hâlde kolluk kuvvetlerine veya muhtara bildirim zorunludur; bu, bulan kişinin takdirine bırakılmayan kesin bir ödevdir. Kanun koyucu, eski metindeki ‘bir lira’ gibi belirli bir parasal eşik koymaktan bilinçle kaçınmıştır; çünkü sabit bir miktar hem öznel değerlendirmelere açıktır hem de zamanla değersizleşerek hükmü işlevsiz bırakır. Üçüncü fıkra özel bir teslim düzeni kurar: oturulan bir evde, işyerinde ya da kamu hizmeti görülen bir yerde bir şey bulan kimse, bunu o yerin sahibine, kiracısına ya da kamu hizmeti görülen yerde denetim ve gözetimle görevli olanlara teslim etmek zorundadır.

Bu yükümlülüklere uyulmaması ciddi sonuçlar doğurur: bildirim, araştırma ve teslim ödevlerini yerine getirmeyen kişi, m.771 uyarınca beş yılın sonunda eşyanın mülkiyetini kazanamaz; dahası eşyayı gizleyen ya da mal edinen kişi, koşulları varsa güveni kötüye kullanma suçundan ceza sorumluluğuyla karşılaşabilir. Yargıtay, bulan kişinin sahibini araştırma ve ilân ödevini yerine getirip getirmediğini, sonradan ileri sürdüğü mülkiyet iddiasının geçerliliği bakımından titizlikle inceler. Somut bir örnekle: bir kimse otobüste içinde değerli bir bilgisayar bulunan çantayı bulduğunda, eşyanın değeri yüksek olduğundan doğrudan kolluğa bildirmek zorundadır; eğer çanta bir kafede bulunmuşsa, işletme sahibine teslim etmesi gerekir. TMK Madde 769 böylece bulunmuş eşyanın hukuki kaderini doğru ellere yönlendirir.