TMK ▸ Madde 839

TMK 839. Madde

(1) Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar.

(2) Hak sahibi olarak, bir başka taşınmazın maliki de gösterilebilir.

(3) İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz yükünün konusu ancak yüklü taşınmazın ekonomik niteliğinden doğan veya yararlanan taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan bir edim olabilir.

TMK 839. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 754 üncümaddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Madde kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 839, taşınmaz yükü kurumunun konusunu ve temel yapısını tanımlar. Hükme göre taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere başka bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar. Bu tanım, taşınmaz yükünün kişisel değil eşyaya bağlı bir borç ilişkisi doğurduğunu gösterir: malik, kişisel malvarlığıyla değil, yalnızca yüklü taşınmazın değeriyle sorumludur ve taşınmazı devreden malikin yükümlülüğü, kural olarak taşınmazla birlikte yeni malike geçer. Eski Medeni Kanun’un 754. maddesini karşılayan düzenleme, taşınmaz yükünü konu alan 839-849. maddeler dizisinin başında yer alır ve kurumun çerçevesini çizer. İkinci fıkra, hak sahibi olarak bir başka taşınmazın malikinin de gösterilebileceğini belirterek yükün hem kişi hem taşınmaz lehine kurulabilmesine olanak tanır.

Üçüncü fıkra, taşınmaz yükünün konusunu somut bir ölçüte bağlar. İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak kaydıyla, yükün konusu ancak yüklü taşınmazın ekonomik niteliğinden doğan veya yararlanan taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan bir edim olabilir. Bu sınırlama, taşınmaz yükünün keyfî ve taşınmazla bağlantısız külfetler yaratmasını engeller; örneğin yüklü taşınmazın ürününden belirli bir miktar verme ya da yararlanan taşınmazın işletilmesi için gerekli bir hizmeti yerine getirme gibi edimler bu kapsamdadır. Böylece yük, ekonomik bir gerçekliğe dayanır ve taşınmazlar arasındaki işlevsel ilişkiyi yansıtır. Edimin sürekli veya dönemsel nitelikte olması, kurumun pratikteki en yaygın görünümünü oluşturur.

Bu düzenlemenin sonucu olarak, taşınmaz yükünden doğan edim yerine getirilmediğinde alacaklı, yalnızca yüklü taşınmazın cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesini isteyebilir; malikin diğer mallarına başvuramaz. Yargıtay’ın aynî yükümlülükler ve taşınmaza bağlı borçlara ilişkin içtihadında, yükün taşınmazın ekonomik niteliğiyle bağlantılı olması gerektiği ve bu bağın bulunmadığı edimlerin geçersiz sayılacağı kabul edilir. Somut bir örnek vermek gerekirse, bir zeytinliğin maliki, komşu işletmeye her yıl belirli miktar zeytinyağı verme yükü altına girebilir; bu edim taşınmazın ekonomik niteliğinden doğduğu için geçerlidir. Buna karşılık taşınmazla hiçbir ekonomik bağı bulunmayan kişisel bir hizmet edimi taşınmaz yükünün konusu yapılamaz. TMK Madde 839 bu sınırı net biçimde belirler.