TMK 903. Madde
(1) İrat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir.
(2) İrat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir.
(3) İrat senedi, kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez.
TMK 903. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 817 nci maddesini karşılamaktadır. Maddeyle, kişisel nitelikte borçdoğurmayan ve borçsebebinin açıklanmasıgerekmeyen irat senedinin, taşınmaz yüküşeklinde, sadece tarım arazileri ve konutlar üzerinde kurulabileceği düzenlenmektedir. Eski metindeki “gayrimenkul mükellefiyeti” yerine “taşınmaz yükü ”, “ziraîgayrimenkul” yerine “tarım arazisi” ve “ev” yerine de “konut” sözcükleri kullanılmıştır. Bu taşınmaz rehninde taşınmaz maliki ile borçlu şahıs özdeştir, taşınmaz devir edildiğinde borçda yeni malike intikal edecektir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu m.903, irat senedinin amaç ve niteliğini tanımlayan kurucu hükümdür. Hükme göre irat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir. Bu tanım, irat senedini ipotek ve ipotekli borç senedinden ayıran temel niteliği ortaya koyar: irat senedi kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez. Dolayısıyla alacaklının güvencesi yalnızca taşınmazdır; malik kişisel mal varlığıyla değil, taşınmazın değeriyle sınırlı olarak sorumludur. Bu yapı, borç ile mülkiyet arasındaki bağı kuran TMK m.907 ve değer takdirinde Devletin sorumluluğunu düzenleyen m.905 hükümleriyle bütünleşir ve irat senedinin bütünsel rejimini oluşturur.
Uygulama mekanizması bakımından hüküm, irat senedinin kurulabileceği taşınmaz türlerini sınırlandırır. İkinci fıkra uyarınca irat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir. Bu sınırlama, değeri istikrarlı ve gelir getirici nitelikteki taşınmazların güvence olarak kullanılmasını amaçlar; ticarî veya sınaî nitelikteki taşınmazlar bu kapsamda değildir. Üçüncü fıkra, irat senedinin soyut niteliğini pekiştirir: senet kişisel borç doğurmadığından alacaklı, malikin diğer mal varlığına başvuramaz ve borcun sebebi senette gösterilmediğinden senet, dayanağı ilişkiden bağımsız bir güvence aracı olarak dolaşıma girer. Eski metindeki ‘gayrimenkul mükellefiyeti’ yerine ‘taşınmaz yükü’, ‘ziraî gayrimenkul’ yerine ‘tarım arazisi’ kavramları benimsenmiştir.
Hükmün ihlali, örneğin kanunda öngörülmeyen bir taşınmaz türü üzerinde irat senedi kurulmaya çalışılması hâlinde, tescil talebi reddedilir ve geçersiz bir güvence doğmaz. İrat senedinin soyut niteliği nedeniyle alacaklı, taşınmaz değerinin yetersiz kalması hâlinde malikin kişisel mal varlığından kalan alacağını talep edemez; bu, ipotekli borç senedinden en belirgin farkıdır. Yargıtay’ın taşınmaz yükü ve irat senedine ilişkin içtihadında, sorumluluğun taşınmaz değeriyle sınırlılığı ve senedin sebebe bağlı olmayan niteliği vurgulanır. Somut örnek: bir kişi, sahip olduğu konut üzerinde irat senedi kurarak alacaklısına taşınmaz yükü tesis ederse, alacaklı yalnızca o konutun değerinden TMK Madde 903 uyarınca tatmin olur; taşınmaz devredilse dahi borç yeni malike intikal eder ve eski malikin kişisel sorumluluğu doğmaz; alacaklı yalnızca taşınmazın değerinden tatmin olur ve bakiye için malikin diğer mallarına başvuramaz.
