TMK ▸ Madde 910
Madde 909
MADDE 910

2. Senedin dayanağı borç ile ilişkisi

Madde 911

TMK 910. Madde

(1) İpotekli borç senedinin veya irat senedinin düzenlenmesiyle birlikte dayanağı olan borç ilişkisi yenileme yoluyla sona erer.

(2) Bunun aksine yapılan sözleşme, sadece tarafları ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişileri etkiler.

TMK 910. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 824 üncümaddesini karşılamaktadır. Maddeyle Borçlar Kanununun 114 üncümaddesinin ikinci fıkrasından farklıolarak, mevcut bir borçilişkisi için irat ve ya ipotekli borçsenedi düzenlenmiş ise, bununla mevcut borcun yenileme ile sona ereceği, bu kuralın aksine sözleşmelerin senetlerin sonradan edinen iyiniyetli üçüncüşahıslarıbağlamayacağıdüzenlenmiştir.

Açıklama

Türk Medeni Kanunu m.910, ipotekli borç senedi ile irat senedinin düzenlenmesinin temelindeki borç ilişkisi üzerindeki etkisini belirler. Hükme göre bu senetlerin düzenlenmesiyle birlikte, dayanağı olan mevcut borç ilişkisi yenileme (tecdit) yoluyla sona erer. Bu çözüm, Türk Borçlar Kanunu’nun yenilemeye ilişkin genel kuralından bilinçli olarak ayrılır; zira TBK m.133 vd. uyarınca yenileme kural olarak açıkça kararlaştırılmadıkça varsayılmazken, TMK Madde 910 bu senetler bakımından yenilemeyi kanunî bir karine hâline getirir. Düzenleme, irat senedinin niteliğini belirleyen m.903 ve ipotekli borç senedinin borç-mülkiyet ilişkisini düzenleyen hükümlerle birlikte okunmalıdır. Kanun koyucu bu kanunî yenileme karinesiyle, taşınmaza bağlanan güvenceli yeni borcun, dayanak ilişkiden bağımsız ve daha güvenli bir hukukî zemine oturmasını amaçlamıştır.

Uygulama mekanizması bakımından sonuç, eski borç ilişkisinin tüm fer’ileriyle birlikte ortadan kalkması ve yerini senetten doğan yeni borca bırakmasıdır. Böylece alacaklı, artık dayanak sözleşmeye değil, kıymetli evrak niteliğindeki senede dayanarak hak talep eder; bu da senedin dolaşım güvenliğini güçlendirir. Maddenin ikinci fıkrası, yenilemenin aksini kararlaştıran sözleşmenin sadece tarafları ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişileri bağlayacağını öngörür. Dolayısıyla taraflar, aralarındaki iç ilişkide yenilemenin gerçekleşmediğini kararlaştırabilirler; ancak bu anlaşma, senedi sonradan iyiniyetle devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu koşul, senedin tedavül kabiliyetini koruyan kritik bir denge unsurudur. İyiniyetin belirlenmesinde senedi devralan kişinin gizli anlaşmayı bilip bilmediği esas alınır; bilen üçüncü kişi ise iyiniyetli sayılmaz ve aksine anlaşmanın etkisine katlanır.

Hükmün ihlali veya yanlış uygulanması hâlinde başlıca sonuç, alacaklı ile borçlu arasındaki hukukî dayanak konusunda belirsizliktir. İyiniyetli hamil, yenileme karinesine güvenerek senedi devralmışsa, taraflar arasındaki aksine gizli anlaşma ona karşı hüküm ifade etmez ve hamil korunur. Yargıtay’ın kıymetli evraka bağlanmış taşınmaz alacaklarına ilişkin içtihadı da senede güvenen iyiniyetli üçüncü kişinin himayesini öne çıkarır. Somut örnek: bir tacir, satıcısına olan mal bedeli borcu için ipotekli borç senedi düzenler; bu anda eski mal bedeli borcu yenileme ile son bulur. Taraflar gizlice ‘eski borç da devam etsin’ diye anlaşsalar bile, senedi ciro yoluyla iyiniyetle devralan banka bakımından yalnızca senetten doğan yeni borç geçerli sayılır ve gizli anlaşma bankayı bağlamaz.

Madde 909
MADDE 910

2. Senedin dayanağı borç ile ilişkisi

Madde 911