TMK 911. Madde
(1) İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne yapılacak tescilden başka rehin senedi de düzenlenir.
(2) Senet daha sonra düzenlenmiş olsa bile, hukukî sonuçlarını tescil tarihinden başlayarak doğurur.
TMK 911. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 825 inci maddesini karşılamaktadır. İrat ve ipotekli borçsenetlerinde sadece tapu ya yapılacak tescil yeterli görülmemiş, ayrıca kıymetli evrak niteliğinde senetlerin düzenlemesi de öngörülmüştür. Senetler tescilden önce ve ya sonra düzenlenebilir, tapu ya tescil yapılmadıkça bu senetlere hukukî bir sonuçbağlanmaz. Senetler tescilden sonra düzenlenmişse, bunlar geçmişe etkili olarak tescil tarihinden sonra hukukî sonuçlar doğuracaktır.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu m.911, ipotekli borç senedi ve irat senedi bakımından çift unsurlu bir kuruluş düzenini benimser. Bu rehin türlerinde yalnızca tapu kütüğüne yapılan tescil yeterli görülmemiş, ayrıca kıymetli evrak niteliğinde ayrı bir rehin senedinin düzenlenmesi de aranmıştır. Hükmün normatif çerçevesi, irat senedinin amaç ve niteliğini belirleyen TMK m.903 ile ipotekli borç senedinin devir ve bölünmesine ilişkin m.902 hükümleriyle bütünleşir. Kıymetli evrak boyutu bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun emre ve hamile yazılı senetlere ilişkin kuralları tamamlayıcı kaynak oluşturur. Böylece taşınmaz rehni, hem aynî güvence hem de dolaşıma elverişli senet kimliğini birlikte taşır. Bu çifte yapı, alacaklının hakkını hem tapu sicilinin aleniyetiyle hem de senedin tedavül gücüyle korumayı amaçlar.
Uygulamada senedin düzenlenme zamanı esnek tutulmuştur; rehin senedi tescilden önce de sonra da düzenlenebilir. Maddenin ikinci fıkrası, senet sonradan düzenlenmiş olsa bile hukukî sonuçların tescil tarihinden başlayarak doğacağını öngörerek geçmişe etkili bir sonuç bağlar. Bu mekanizma, tescil ile senet arasındaki olası zaman aralığında alacaklının sıra ve öncelik hakkının zedelenmemesini sağlar. Tapu müdürlüğü tescili gerçekleştirmedikçe düzenlenen senede herhangi bir hukukî değer yüklenmez; senedin geçerliliği ve dolaşım kabiliyeti tescil işlemine bağlıdır. Borçlu, alacaklı ve sonradan senedi devralacak iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından belirleyici an, TMK Madde 911 uyarınca tescil tarihidir. Senet ile kütük kaydı arasında tarih farkı bulunsa bile, faiz işlemeye başlama, sıra ve öncelik gibi tüm hukukî etkiler bu ana göre belirlenir.
Bu düzenin ihlali hâlinde sonuç ağırdır: tescil yapılmadan düzenlenmiş senet hukukî hüküm doğurmaz ve hamiline rehin hakkı sağlamaz. Senet ile tescil arasındaki içerik uyumsuzluğunda, tescilin kurucu niteliği nedeniyle kütük kaydı esas alınır. Yargıtay’ın taşınmaz rehnine ilişkin yerleşik içtihadı da tescilin kurucu etkisini ve senedin buna bağlı tâbi niteliğini vurgulamaktadır. Somut bir örnekle: bir taşınmaz maliki 1 Mart’ta tapuda irat senedi tescili yaptırır, ancak kıymetli evrak niteliğindeki senet ancak 1 Nisan’da fiziken düzenlenir; bu durumda senedin faiz ve sıra bakımından doğurduğu tüm sonuçlar 1 Nisan’dan değil, tescilin yapıldığı 1 Mart’tan itibaren hüküm ifade eder ve araya giren üçüncü kişi haklarının önüne geçer.
