TMK 917. Madde
(1) Alacağın devri hâlinde borçlu, kendisine bildirilmiş olmadıkça kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri, senet hamile yazılı olsa bile, eski alacaklıya ödeyebilir.
(2) Ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesi, ancak ödeme zamanında kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden kimseye yapılmış ise geçerlidir.
TMK 917. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 831 inci maddesini karşılamaktadır. Maddeyle alacak temlik edilmiş ise borçlu, bu durum kendisine bildirilmediği takdirde, kupona bağlanmamışfaiz ve yıllık diğer edimleri, senet ham ile yazılıolsa dahi, eski senet ham ile ödeyerek bu borçlarından kurtulma imkânına sahip kılınmaktadır. Buna mukabil ana paranın tamamen ve ya kısmen ifasında borçlu ancak ifa zamanında alacaklıolduğunu kanıtlayabilen kişilere ifa yaparak borcundan kurtulabilir.
Açıklama
TMK Madde 917, ipotekli borç senedi veya irat senedindeki alacağın devredilmesinden sonra borçlunun kime ifa yaparak borcundan kurtulacağını düzenler ve faiz-yıllık edimler ile ana para ödemesi arasında ayrım yapar. Hüküm, 743 sayılı eski Medenî Kanun’un 831. maddesini karşılar. Madde, alacağın devri hâlinde ortaya çıkabilecek belirsizlikte borçluyu koruyan bir denge kurar: bir yandan devirden habersiz borçlunun iyiniyetli ödemesini geçerli sayarken, diğer yandan ana para gibi büyük ve nihai bir ödemede borçluya alacaklı sıfatını denetleme yükümlülüğü getirir. Hüküm, TMK m.916’daki ödeme yeri kuralları ve m.924’teki devir hükümleriyle birlikte, bu kıymetli evrakta ifanın güvenliğini sağlayan bir bütün oluşturur.
Maddenin işleyişinde iki farklı ödeme türü farklı kurallara tâbidir. Birinci fıkra uyarınca, alacak devredilmiş olsa bile bu devir borçluya bildirilmemişse, borçlu kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri eski alacaklıya ödeyerek borcundan kurtulur; üstelik bu kural senet hamile yazılı olsa dahi geçerlidir. Yani devirden haberdar edilmeyen borçlunun eski alacaklıya yaptığı dönemsel ödemeler korunur. İkinci fıkra ise ana paranın ifasında çok daha katı bir kıstas getirir: ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesi, ancak ödeme anında kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden kişiye yapılmışsa geçerli sayılır. Dolayısıyla borçlu, ana parayı öderken karşısındakinin gerçekten meşru alacaklı olduğunu, kural olarak senedi ibraz etmesi yoluyla denetlemek zorundadır.
Bu ayrımın sonucu, borçlunun dönemsel edimlerde bildirim yokluğundan korunması, buna karşılık ana parayı yanlış kişiye ödemesi hâlinde borcundan kurtulamaması ve ikinci kez ödeme riskiyle karşılaşmasıdır. Yargıtay’ın taşınmaz rehni uygulamasında, ana para ödemesinin ancak meşru hak sahibi olduğunu ispatlayan kişiye yapılması hâlinde geçerli olacağı benimsenir. Somut örnek olarak: alacağını bir bankaya devreden alacaklı bu durumu borçluya bildirmemişse, borçlunun bu arada eski alacaklıya ödediği yıllık faiz edimleri geçerli kalır ve borçlu bu kısımdan kurtulur. Ancak borçlu ana parayı öderken, ödeme gününde alacaklı olduğunu kanıtlayamayan birine ödeme yaparsa bu ifa geçersiz olur; gerçek alacaklı yine ana parayı talep edebilir. Bu nedenle borçlu, büyük tutarlı ana para ödemesinde mutlaka senedi ibraz eden meşru hamile ödeme yapmalıdır.
