TMK ▸ Madde 916

TMK 916. Madde

(1) Rehin senedinden aksi anlaşılmadıkça, senet hamile yazılı olsa bile borçlu, bütün ödemelerini alacaklının yerleşim yerinde yapmak zorundadır.

(2) Alacaklının yerleşim yeri bilinmediği veya alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirdiği takdirde borçlu, borcunu kendi yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir.

(3) Senedin faiz kuponları varsa faiz ödemesi, kuponları ibraz edene yapılır.

TMK 916. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 830 uncu maddesini karşılamaktadır. Maddeyle senet borçlarının nerede ödenmesi gerektiği belirtilmektedir. Alacaklının yerleşim yeri ödeme yeri olarak öngörülmektedir. Ancak taraflar senet metninde açıklamak suretiyle bunun aksini düzenleyebilirler. Alacaklının yerleşim yerinin bilinememesi ve ya alacaklının borçlunun zararına yerleşim yerini değiştirmesi hâllerinde borçluya, hâkime tevdi yeri tayin ettirme ve bura ya borcunu tevdi suretiyle borçtan kurtulma olanağıtanımaktadır. Yürürlükteki metindeki “tapu dairesine yatırma” ifadesi yerine maddede Borçlar Kanununun 91 inci maddesine uygun olarak “hâkime tevdi yeri tayinini isteme” esası benimsenmiştir. Son fıkra ya göre kupona bağlanmışfaiz alacaklarında borçlu, faiz kuponunu kim ibraz ederse ona ödeme yaparak faiz borcundan kurtulabilecektir.

Açıklama

TMK Madde 916, ipotekli borç senedi ve irat senedinden doğan borçların nerede ödeneceğini belirler ve kural olarak ödeme yerini alacaklının yerleşim yeri olarak öngörür. Hüküm, 743 sayılı eski Medenî Kanun’un 830. maddesini karşılar. Madde, ödeme yerini götürülecek borç esasına bağlayarak, senet hamile yazılı olsa bile borçluyu ödemeyi alacaklının yerleşim yerinde yapmakla yükümlü kılar; ancak bu kural emredici değildir, taraflar senet metninde açıkça düzenleyerek aksini kararlaştırabilir. Hüküm, borçlunun alacaklıya ulaşamadığı veya alacaklının kötüniyetli davrandığı hâllerde borçluyu koruyan bir tevdi mekanizması da içermesiyle, Türk Borçlar Kanunu m.107’deki tevdi yeri tayini düzenlemesiyle bağlantılı biçimde, borçlunun borçtan kurtulma imkânını güvence altına alır.

Maddenin işleyişinde üç durum ayrı ayrı düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre, senet metninden aksi anlaşılmadıkça borçlu bütün ödemelerini alacaklının yerleşim yerinde yapmak zorundadır; bu, senet hamile yazılı olsa dahi geçerli olan asıl kuraldır. İkinci fıkra borçluyu iki riske karşı korur: alacaklının yerleşim yeri bilinemiyorsa ya da alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirmişse, borçlu kendi yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki hâkimin belirleyeceği yere borcunu tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Eski metindeki “tapu dairesine yatırma” ifadesi yerine, Borçlar Kanunu ile uyumlu olarak “hâkimden tevdi yeri tayini isteme” esası benimsenmiştir. Üçüncü fıkra ise faiz kuponlarına ilişkindir: senedin faiz kuponları varsa, faiz ödemesi kuponları ibraz eden kişiye yapılır.

Bu düzenlemenin sonucu, borçlunun ödemeyi doğru yerde ve doğru kişiye yapması hâlinde borçtan kurtulması, aksi hâlde ifanın geçersiz kalmasıdır; tevdi mekanizması ise borçluyu alacaklının ulaşılamazlığından doğan temerrüt riskinden korur. Yargıtay’ın taşınmaz rehni uygulamasında, ödeme yerinin kural olarak alacaklının yerleşim yeri olduğu ve tevdi yoluyla borçtan kurtulmanın koşullarının dar yorumlandığı kabul edilir. Somut örnek olarak: alacaklı yurtdışına taşınıp yeni adresini borçludan gizlerse, borçlu kendi yerleşim yerindeki sulh hâkiminden tevdi yeri tayinini isteyip borcunu o yere yatırarak borcundan kurtulur. Senet faiz kuponlu ise, borçlu vadesi gelen faizi kim kuponu ibraz ederse ona ödeyerek o döneme ait faiz borcundan kurtulur; kuponu ibraz etmeyen kişiye yapılan faiz ödemesi ise borçluyu kurtarmaz.