TMK 915. Madde
(1) İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken, gerekli ödemeleri yapmak ve ödenecek paraları tahsil etmek, yapılacak tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek ve genel olarak alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını tam bir özen ve tarafsızlıkla korumak üzere bunlar tarafından bir temsilci atanabilir.
(2) Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılır.
(3) Temsilcinin yetkisinin sona ermesi hâlinde ilgililer anlaşamazlarsa, sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
TMK 915. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 829 uncu maddesini karşılamaktadır. Maddeyle tapu sicili ve senetlerde belirtilmek suretiyle alacaklı, borçlu ve taşınmaz malikinin haklarınıkarşılıklı olarak özenle korumak üzere, bunlara ortak bir temsilci atanabilmesine imkân yaratılmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 915, ipotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken alacaklı, borçlu ve taşınmaz malikinin haklarını tarafsızca korumak üzere ortak bir temsilci atanabilmesine olanak tanır. Hüküm, 743 sayılı eski Medenî Kanun’un 829. maddesini karşılar. Madde, bu senetlerin çok taraflı ve uzun vadeli yapısından doğan bir ihtiyaca cevap verir: senet uzun süre dolaşımda kalabildiğinden ve alacaklı sık sık değişebildiğinden, ödemelerin yürütülmesi, tebligatların alınması ve güvence azalmalarına rıza gibi işlemlerin güvenilir bir kişi eliyle yürütülmesi tarafların ortak yararınadır. Ortak temsilci kurumu, tapu kütüğüne ve rehin senedine kaydedilen, herkesin haklarını özen ve tarafsızlıkla korumakla görevli bağımsız bir aktör yaratarak bu senetlerin işleyişini kolaylaştırır.
Maddenin işleyişinde temsilcinin görevleri birinci fıkrada sayılmıştır: gerekli ödemeleri yapmak, ödenecek paraları tahsil etmek, yapılacak tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek ve genel olarak alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını tam bir özen ve tarafsızlıkla korumak. Bu temsilci, taraflardan biri lehine değil, hepsinin menfaatini birlikte gözeterek hareket eder. İkinci fıkra şeffaflık sağlar: temsilcinin adı hem tapu kütüğüne hem de rehin senedine yazılır; böylece senedi devralan herkes temsilcinin kim olduğunu bilebilir ve işlemlerini ona yöneltebilir. Üçüncü fıkra ise temsilcinin yetkisinin sona ermesi hâline ilişkin bir çözüm getirir: ilgililer yeni bir düzenlemede anlaşamazlarsa, sulh hâkimi gerekli önlemleri alarak temsilsizlikten doğacak aksaklıkları gidermeye yetkilidir.
Bu düzenlemenin sonucu, ortak temsilci aracılığıyla çok taraflı rehin ilişkisinin merkezî ve güvenilir bir noktadan yürütülmesi, taraflar arasındaki anlaşmazlıklarda ise sulh hâkiminin devreye girerek işleyişi sürdürmesidir. Yargıtay’ın taşınmaz rehni uygulamasında, ortak temsilcinin tüm tarafların menfaatini tarafsızca koruması gerektiği ve yetki boşluğunda hâkimin müdahalesinin tamamlayıcı bir güvence olduğu kabul edilir. Somut örnek olarak: bir taşınmaz üzerinde irat senedi düzenlenirken taraflar, ödemeleri toplayıp dağıtmak ve tebligatları almak üzere bir avukatı ortak temsilci olarak atayabilir; bu kişinin adı tapuya ve senede yazılır. Temsilci görevinden ayrılır ve taraflar yeni bir temsilcide anlaşamazsa, ilgililerden biri sulh hukuk mahkemesine başvurarak hâkimin gerekli önlemleri almasını, gerekirse yeni temsilci atanmasını sağlayabilir.
