TMK 942. Madde
(1) Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir.
TMK 942. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 856 ncımaddesini karşılamaktadır. Maddeyle rehinli alacaklı ya rehnedileni, ancak rehnedenin rızasıyla rehnetme hakkıverilmekte ve bu şekilde rehneden tarafından kurulan menkul rehnine, alt kira teriminden 174 hareketle “alt rehin” adıverilmiştir. Ancak rehinli alacaklıemin sıfatıyla zilyet olduğundan, rehnedenin bu şekilde rızasıolmasa b ile alt rehin alan kişi iyiniyetli ise, edinimi 988 inci madde uyarınca korunacaktır. Rehneden, bu maddede anılan alt rehin için rızayı, önceden verebileceği gibi, daha sonra muva fakat şeklinde de verebilecektir. Alt rehnin, rehnedilen üzerindeki önceki rehinlere göre sırası, tereddüt yaratabilir. Alt rehin alana, ön sıradaki taşınır rehinleri bildirilmemiş ise, bunlarıbilmeyen, bilecek durumda da olmayan alt rehin alana karşı, bu ön sıradaki taşınır rehinleri ileri sürülemeyecektir.
Açıklama
TMK Madde 942, alt rehin kurumunu düzenler; yani rehinli alacaklının, elindeki rehinli taşınırı bir başkasına yeniden rehnetmesi imkânını ele alır. Hükme göre alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla başka birine rehnedebilir. Bu, alt kira terimiyle benzeşen bir mantığa dayanır: rehinli alacaklı, kendi alacağını güvence altına almak için sahibi olmadığı bir mal üzerinde, malikin (rehnedenin) izniyle ikincil bir rehin tesis eder. Düzenleme, malikin malı üzerindeki tasarruf yetkisini koruma amacı taşır; alacaklı, rehnedene danışmadan malı bir başkasının güvencesine konu edemez. Madde, TMK 941’deki art rehinden farklıdır: art rehinde malikin kendisi yeni bir rehin kurarken, alt rehinde rehinli alacaklı kendi konumunu başkasına rehin olarak verir. Hüküm, TMK 939’daki zilyetliğe dayalı taşınır rehni sistemiyle bağlantılı uygulanır.
Uygulamada alt rehnin geçerliliği için rehnedenin rızası kuruluş şartıdır. Bu rıza, alt rehin kurulmadan önce verilebileceği gibi, sonradan muvafakat (icazet) biçiminde de verilebilir. Ancak hükmün önemli bir tamamlayıcısı, iyiniyetin korunmasıdır: rehinli alacaklı, mal üzerinde emin sıfatıyla zilyet olduğundan, rehnedenin rızası bulunmasa bile alt rehin alan kişi iyiniyetliyse, edinimi TMK 988 uyarınca korunur. Yani alt rehin alan, malın rehinli olduğunu ve devredenin yetkisiz olduğunu bilmiyor ve bilebilecek durumda da değilse, geçerli bir rehin hakkı kazanır. Alt rehnin sırası bakımından ise, ön sıradaki taşınır rehinleri alt rehin alana bildirilmemişse, bunları bilmeyen ve bilebilecek durumda olmayan alt rehin alana karşı bu önceki rehinler ileri sürülemez. Böylece bildirim yükümlülüğünün ihmali, iyiniyetli alt rehin alanın aleyhine sonuç doğurmaz.
Hukukî sonuç olarak, geçerli bir alt rehin kurulduğunda alt rehin alan, asıl rehinli alacaklının alacak ve rehin konumu üzerinde ikincil bir güvenceye sahip olur. Yargıtay içtihadında, taşınır rehninde iyiniyetli üçüncü kişinin TMK 988 kapsamındaki korumadan yararlanacağı ve emin sıfatıyla zilyetten yapılan ediniminin geçerli sayılacağı kabul edilir. Somut bir örnekle: bir banka, müşterisinden teminat aldığı tahvilleri elinde tutarken kendi borcu için bu tahvilleri başka bir finans kuruluşuna rehnederse, müşterisinin (rehnedenin) rızası varsa alt rehin baştan geçerlidir; rıza yoksa dahi, alt rehin alan finans kuruluşu durumu bilmiyorsa iyiniyeti korunur ve geçerli rehin kazanır. Bu durumda müşteri, rızası olmadan yapılan alt rehin nedeniyle alacaklı bankaya karşı sorumluluk hükümlerine başvurabilir. Böylece TMK Madde 942, malikin çıkarı ile alt rehin alanın iyiniyetini dengeler.
