TMK 944. Madde
(1) Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin hakkı sona erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.
(2) Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
TMK 944. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 858 inci maddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 889 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddede güvence altına alınan alacağın sona ermesi ile rehninin de sona ermesi sebebiyle, rehinli alacaklının taşınırıiade borcu belirtilmiş ve rehnin bölünmezliği ilkesi gereğince, alacağın tamamıödenmedikçe rehinli alacaklı, rehnedileni ve ya onun bir kısmınırehnedene iade zorunda tutulmamıştır.
Açıklama
TMK Madde 944, rehin hakkının sona ermesi hâlinde alacaklının rehinli taşınırı geri verme borcunu ve rehnin bölünmezliği ilkesini düzenler. Hüküm, İsviçre Medeni Kanunu’nun 889. maddesine uygun olarak iki fıkra biçiminde düzenlenmiştir. Birinci fıkra, alacağın ödenmesiyle veya başka bir sebeple rehin hakkı sona erdiğinde, alacaklının malı hak sahibine geri vermekle yükümlü olduğunu belirtir. Rehin hakkı feri (bağlı) bir hak olduğundan, asıl alacak son bulunca güvence de kendiliğinden ortadan kalkar; rehnin varlık sebebi kalmaz. İkinci fıkra ise rehnin bölünmezliği ilkesini ortaya koyar: alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir. Madde, TMK’nın 946. maddesindeki güvence kapsamı ve 943. maddesindeki zilyetliğin kaybıyla bağlantılı biçimde uygulanır.
Uygulamada geri verme borcu, rehin hakkının her türlü sona erme hâlinde doğar: borcun ödenmesi, ibra, takas, borcun başka teminata bağlanması veya rehinden vazgeçme gibi sebeplerle rehin son bulduğunda alacaklı malı iade etmek zorundadır. Bölünmezlik ilkesi gereği, kısmî ödeme alacaklıyı kısmî iadeye zorlamaz; örneğin borcun yarısı ödenmiş olsa bile alacaklı rehinli malın yarısını veya bir parçasını geri vermek durumunda değildir. Bu kural, güvencenin etkinliğini korumayı amaçlar; aksi hâlde kısmî ödemelerle teminat zayıflatılabilir, alacaklının güvence çıkarı erozyona uğrardı. İade borcu, malın rehnedildiği andaki durumuyla, varsa semereleriyle birlikte yerine getirilir. Alacaklı, malı geri verene kadar TMK 945 uyarınca özen yükümlülüğünü sürdürür ve malı uygun durumda muhafaza eder.
Hukukî sonuç olarak alacaklı, borç tamamen sona erdiği hâlde malı iade etmezse, rehneden zilyetliğin iadesi davası açabilir ve gecikmeden doğan zararının tazminini isteyebilir. Yargıtay içtihadında, alacağın tamamen ödenmesine rağmen rehinli malı iade etmeyen alacaklının haksız zilyet konumuna düşeceği ve doğan zarardan sorumlu olacağı kabul edilir. Somut bir örnekle: bir kişi, otomobilini teminat göstererek aldığı krediyi taksitler hâlinde öderken son taksiti ödemediği sürece alacaklı aracı iade etmek zorunda değildir; ancak borcun son kuruşu da ödendiği anda alacaklı, aracı derhâl rehnedene geri vermekle yükümlü hâle gelir. Eğer alacaklı bu aşamada aracı tutmaya devam ederse, rehneden hem aracın iadesini hem de kullanımdan mahrum kaldığı süre için tazminat talep edebilir. Böylece TMK Madde 944, hem alacaklının güvence çıkarını kısmî ödemelere karşı korur, hem de borç bittiğinde malikin iade hakkını güvenceye alır.
