TMK 954. Madde
(1) Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir.
(2) Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır.
TMK 954. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 868 inci maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 899 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle taşınır eşyalardan başkasına devrine olanak bulunacak ve diğer haklar üzerinde taşınır rehni kurulmasına olanak verilmektedir.
Açıklama
TMK Madde 954, taşınır rehninin yalnızca maddi eşya ile sınırlı olmadığını, başkasına devredilebilen alacak ve diğer haklar üzerinde de rehin kurulabileceğini ortaya koyan giriş hükmüdür. Madde, hak ve alacak rehnine ilişkin bölümün genel kuralını oluşturur ve onu izleyen TMK m.955, m.956 ve m.957 hükümlerinin uygulama alanını belirler. Buradaki temel ölçüt devredilebilirliktir: bir hak ancak başkasına devredilebiliyorsa rehne de konu olabilir; kişiye sıkı sıkıya bağlı, devri yasak haklar rehnedilemez. Türk Borçlar Kanunu’nun alacağın devrine ilişkin hükümleri ve devri sınırlayan düzenlemeler, hangi hakların bu madde kapsamına girdiğinin belirlenmesinde yol göstericidir.
Maddenin işleyişinde birinci fıkra rehin konusunu tanımlar; alacaklar, fikri ve sınai haklar, ortaklık payları gibi devredilebilir mal varlığı hakları rehnedilebilir. İkinci fıkra ise uygulanacak hukuku belirleyen bir yollama içerir: aksine özel bir hüküm bulunmadıkça, hak ve alacak rehnine de teslime bağlı taşınır rehni hükümleri uygulanır. Bu yollama sayesinde, taşınır rehninin kapsamı, sırası, paraya çevrilmesi ve sona ermesine ilişkin kurallar, niteliğine uygun düştüğü ölçüde hak rehinlerinde de geçerli olur. Böylece hak rehni için her ayrıntıyı yeniden düzenleme ihtiyacı ortadan kalkar ve bütünlüklü bir rehin rejimi sağlanır.
Bu hükmün sonucu, devredilemeyen bir hak üzerinde kurulan rehnin geçersiz sayılması, devredilebilir nitelikteki haklarda ise rehnin taşınır rehni hükümlerine tabi olarak geçerli biçimde doğmasıdır. Devir yasağı sözleşmeden veya kanundan kaynaklanabilir ve bu yasak rehin imkânını da ortadan kaldırır. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, rehne konu edilen hakkın devredilebilir nitelikte olup olmadığının öncelikle araştırılması gerektiğini, devri kabil olmayan haklar üzerindeki rehin iddialarının dinlenemeyeceğini kabul etmektedir. Pratikte, bir limited şirket ortağının esas sermaye payı -devri esas sözleşmeyle yasaklanmadıkça- bu madde uyarınca kredi teminatı olarak rehnedilebilirken, nafaka alacağı veya kullanma hakkı gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar rehne konu edilemez. Bu nedenle alacaklı, teminat olarak bir hak kabul etmeden önce o hakkın devre elverişli olup olmadığını araştırmalı, devri sınırlanmış haklarda ek tedbirlere başvurmalıdır.
