TMK 955. Madde
(1) Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir.
(2) Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir.
(3) Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir.
TMK 955. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 869 uncu maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 900 uncu maddesine uygun olarak üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle hak ve alacaklar üzerinde rehin kurulmasının kurucu unsurları düzenlenmektedir. Bunun için alacak haklarının rehninde, yazılıbir rehin sözleşmesi ile senede bağlıalacaklarda senedin alacaklı ya teslimi şart kılınmıştır. Diğer hakların rehninde ise yazılırehin sözleşmesi ve bu hakların devri için kanunda öngörülen usule uyulmasızorunlu sayılmıştır. Rehnin, rehnedilen alacağın borçlusuna ihbarı, bir geçerlilik unsuru değil, borçlunun rehinli alacaklının oluru bulunmadan borçlu alacaklı ya ödemesini önlemek içindir.
Açıklama
TMK Madde 955, senede bağlı olan veya olmayan alacaklar ile diğer haklar üzerinde rehin kurulmasının kurucu unsurlarını düzenlemektedir. Başkasına devredilebilen alacak ve hakların rehnedilebileceğini ilan eden TMK m.954’ün somutlaştırılması niteliğindeki bu hüküm, alacak rehninin geçerli biçimde doğması için gereken şekil koşullarını belirler. Madde, kıymetli evrakta rehni düzenleyen TMK m.956 ile birlikte alacak ve hak rehninin sistematik bütününü oluşturur. Alacağın devrine ilişkin Türk Borçlar Kanunu hükümleriyle de bağlantılı olan düzenleme, rehin konusu hakkın türüne göre farklılaşan kuruluş usullerini ortaya koyar.
Maddenin işleyişinde ilk fıkra, alacak rehninin temel şeklini belirler: senede bağlı olsun olmasın her alacağın rehni için yazılı bir rehin sözleşmesi zorunludur; alacak bir senede bağlanmışsa ayrıca senedin rehin alacaklısına teslimi de gerekir. İkinci fıkra, alacaklı veya rehnedene, rehni alacağın borçlusuna ihbar etme imkânı tanır; ancak bu ihbar bir geçerlilik koşulu değildir. İhbarın amacı, borçlunun rehinli alacaklının onayı olmadan asıl alacaklıya ödeme yaparak rehin alacaklısının hakkını zayıflatmasını önlemektir. Üçüncü fıkra ise alacak dışındaki diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte o hakkın devri için kanunda öngörülen şekle de uyulmasını şart koşar.
Şekil koşullarına uyulmaması rehnin geçerli doğmaması sonucunu doğurur; yazılı sözleşme bulunmadan veya senede bağlı alacakta senet teslim edilmeden rehin hakkı kurulamaz. İhbar yapılmamışsa rehin yine geçerlidir, fakat iyiniyetle asıl alacaklıya ödeme yapan borçlu borcundan kurtulabileceğinden rehin alacaklısı tahsilde güçlük yaşayabilir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, alacağın temliki ile alacak rehnini ayırarak, rehnin geçerliliği için yazılılık ve senede bağlı alacaklarda teslim koşullarının arandığını vurgulamaktadır. Somut örnek olarak, bir müteahhidin idareden olan hakediş alacağını bankaya rehnetmesi için yazılı rehin sözleşmesi yapılması, ayrıca borçlu idareye ihbarda bulunularak ödemenin doğrudan asıl alacaklıya yapılmasının engellenmesi uygun olur. İhbarın yapılmadığı hallerde idare iyiniyetle müteahhide ödeme yaparsa borcundan kurtulacağından, banka rehne dayalı teminatını fiilen kaybedebilir; bu da ihbarın geçerlilik koşulu olmamakla birlikte alacaklı için taşıdığı pratik önemi gösterir.
