TMK 959. Madde
(1) Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren alacakların rehnedilmiş olması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş olanlar rehnin kapsamına girer ve rehin, vadeleri geçmiş olan edimleri kapsamaz.
(2) Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin kapsamına girmesi, şekil koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır.
TMK 959. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 873 üncümaddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 904 üncümaddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmişolup, kenar başlığıda içeriğine uygun hâle getirilmiştir. Maddeyle alacak rehninin, rehnedilen alacağın rehnin tesisi anında vadesi gelmemişfaiz ve kâr payıgelirini ve benzeri yan edimleri kapsayacağıbelirtildiğinden, rehnin kurulmasıanında muaccel olmuşfaizler ve kâr paylarırehnin kapsamıdışında sayılmıştır. Taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Rehnin kapsamıiçinde sayılan faiz ve kâr payları için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi kararlaştırılmadıkça bunların rehnedilmişsayılması, bu senetler için öngörülmüşözel şekil kurallarına uyulmasına bağlıtutulmuştur. 177
Açıklama
TMK Madde 959, alacak rehninde rehnin kapsamını, özellikle faiz ve kâr payı gibi dönemsel gelir getiren yan edimler bakımından düzenler. Birinci fıkraya göre, aksi kararlaştırılmadıkça, dönemsel gelir getiren alacakların rehninde yalnızca vadeleri henüz gelmemiş edimler rehnin kapsamına girer; vadesi geçmiş edimler kapsam dışındadır. Hüküm, alacak rehnine ilişkin genel düzenlemeyi (TMK m.954 vd.) tamamlar ve rehnin, asıl alacakla birlikte onun müstakbel yan getirilerini de teminata dahil ettiği ilkesini somutlaştırır. Tarafların bu kapsamı sözleşmeyle değiştirebilmesi, hükmün tamamlayıcı (yedek) niteliğini gösterir. Düzenleme, rehnin asıl alacakla birlikte onun doğal getirilerini de teminata dahil etme yönündeki iradeyi makul bir varsayıma dayandırır.
Maddenin uygulanmasında belirleyici an, rehnin kurulduğu andır. Bu anda henüz vadesi gelmemiş faiz ve kâr payları rehnin kapsamına girerek asıl alacakla birlikte güvence oluşturur; buna karşılık rehnin kurulduğu sırada zaten muaccel olmuş, yani vadesi geçmiş faiz ve kâr payları rehnin dışında kalır ve asıl alacaklıya ait olmaya devam eder. İkinci fıkra ise bu yan edimler için ayrıca özel senetler (örneğin kupon veya faiz senetleri) düzenlenmişse, aksi kararlaştırılmadıkça bunların rehne dahil olmasını, kendi şekil koşullarına uygun biçimde ayrıca rehnedilmelerine bağlar. Böylece bağımsız senede bağlanmış yan edimler kendiliğinden rehne girmez.
Hükmün sonucu, rehin alacaklısının teminatının kural olarak gelecekteki yan getirileri kapsaması, ancak geçmiş dönem getirilerini ve ayrı senede bağlanmış edimleri otomatik olarak içermemesidir. Taraflar sözleşmeyle bu çerçeveyi genişletip vadesi geçmiş edimleri veya tüm yan senetleri de teminata dahil edebilir. Örneğin tahvil gibi faiz getiren bir alacağını rehneden kişide, rehin kurulurken vadesi gelmemiş faizler teminata dahil olurken, daha önce muaccel olmuş ve henüz tahsil edilmemiş faizler rehin dışında kalır; faiz kuponları ayrı senet ise bunların rehni için ayrıca şekil koşullarına uyulması gerekir. Yargıtay’ın alacak ve kıymetli evrak rehninin kapsamına ilişkin dairelerinin içtihatları, rehnin kurulduğu andaki muacceliyet durumuna göre yapılan bu ayrımı esas almaktadır.
