TMK 961. Madde
(1) Özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin alacaklısı da alacaklıyı bu işlemlerin yapılmasına zorlayabilir.
(2) Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu, borcunu asıl alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla ödeyebilir.
(3) Bu rızanın bulunmaması hâlinde borçlu, borcunu tevdi etmekle yükümlüdür.
TMK 961. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 875 inci maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 906 ncımaddesine uygun olarak üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle rehinli alacaklıya, alacaklıtarafından yapılmasıgereken muacceliyet ihbarı ve diğer işlemleri yapabilme yetkisi tanınmakta, rehin kendisine ihbar edilmişborçluya, rehinli alacaklının rızasıolmadan ödemede bulunmasıyasaklanmaktadır. Üçüncüfıkrada yürürlükteki metinde yer alan “resmîbir mevkie yatırma” ifadesi yerine Borçlar Kanununun 91 inci maddesi anlamında “tevdi” terimi kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 961, alacak rehninde rehnedilmiş alacağın yönetimini ve ödenmesini düzenler. Birinci fıkraya göre özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve tahsilini gerektiriyorsa, hem alacaklı bu işlemleri yapabilir hem de rehin alacaklısı, alacaklıyı bunları yapmaya zorlayabilir. Hüküm, alacak ve diğer hakların rehnine ilişkin genel düzenlemeyi (TMK m.954 vd.) tamamlar ve rehin alacaklısının teminatını koruma yetkisini güçlendirir. Üçüncü fıkrada geçen “tevdi” terimi, Türk Borçlar Kanunu’nun ifa yerine tevdi hükümleriyle (TBK m.107 vd.) bağlantılıdır. Düzenleme, rehnedilen alacağın değerinin korunmasını ve borçlunun doğru kişiye ödeme yapmasını birlikte güvence altına alır.
Maddenin işleyişinde üç durum öngörülür. İlk olarak, rehnedilen alacağın değerinin korunması muacceliyet ihbarı yapılmasını veya tahsil edilmesini gerektiriyorsa, asıl alacaklı bu işlemleri yapabileceği gibi, rehin alacaklısı da alacaklıyı bunları yapmaya zorlayabilir; böylece rehnin konusu olan alacağın zamanaşımına uğraması veya değer kaybetmesi önlenir. İkinci olarak, rehin kendisine ihbar edilmiş borçlu, borcunu ancak asıl alacaklı ile rehin alacaklısından birine, diğerinin rızasıyla ödeyebilir. Üçüncü olarak, bu rıza yoksa borçlu, borcunu tevdi etmekle yükümlüdür; yani edimini yetkili merciye yatırarak borçtan kurtulur. Bu mekanizma, borçlunun taraflar arasındaki belirsizlikten zarar görmeden borcundan kurtulmasını mümkün kılar.
Hükmün sonucu, rehin alacaklısının teminatının, rehnedilen alacağın gereği gibi yönetilmesiyle korunması ve borçlunun yanlış kişiye ödeme yaparak iki taraf arasındaki dengeyi bozmasının önlenmesidir. Rehin kendisine ihbar edilmiş borçlu, taraflardan birine diğerinin rızası olmadan ödeme yaparsa borçtan kurtulamaz ve yeniden ödemek zorunda kalabilir. Tevdi imkânı ise borçluya, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta güvenli bir çıkış yolu sunar. Örneğin bir alacağı rehnedilen kişinin borçlusu, rehin alacaklısının rızası olmadan doğrudan asıl alacaklıya öderse, rehin alacaklısına karşı geçerli bir ifa gerçekleştirmiş sayılmaz. Yargıtay’ın alacak rehni ve rehnin ihbarına ilişkin dairelerinin içtihatları, ihbar edilmiş borçlunun ödeme yaparken her iki tarafın menfaatini gözetmesi gerektiğini, aksi hâlde mükerrer ödeme riskiyle karşılaşacağını ortaya koymaktadır.
