TMK 966. Madde
(1) Satış bedelinin rehinli alacak miktarından fazla olması hâlinde, arta kalan para hak sahibine ödenir.
(2) İşletmenin aynı borçludan birden fazla alacağı varsa, bunlar arta kalan para hesaplanırken bir bütün olarak göz önünde tutulur.
(3) Arta kalan miktarı isteme hakkı, rehnedilen taşınırın paraya çevrilmesinin üzerinden beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TMK 966. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 880 inci maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 911 inci maddesine uygun olara üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle satışbedelinden arta kalan para hakkında yapılacak işlem düzenlenmiş ve bunu isteme hakkının tâbi olduğu sürenin yürürlükteki metinden farklı olarak zamanaşımısüresi olduğu belirtilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 966, taşınır rehni karşılığı ödünç verme işletmelerinde, rehnin paraya çevrilmesinden sonra satış bedelinden arta kalan para üzerindeki hakkı düzenler. Birinci fıkraya göre satış bedeli rehinli alacak miktarını aşarsa, fazla kısım hak sahibine ödenir. Hüküm, rehnin icra yoluyla paraya çevrilmesini düzenleyen TMK m.965’in doğal tamamlayıcısıdır ve rehnin yalnızca alacağın güvencesi olduğu, alacaklının fazladan zenginleşemeyeceği temel düşüncesini somutlaştırır. Bu yönüyle rehnin fer’îliği ilkesiyle ve sebepsiz zenginleşme yasağıyla uyum içindedir. Düzenleme, rehnin amacının alacağı güvenceye almak olduğunu, alacaklının malın değerine bütünüyle sahip olamayacağını açıkça ortaya koyar.
Maddenin uygulanmasında üç fıkra birlikte işler. Satış sonrası alacak ödendikten sonra bir fazlalık doğmuşsa bu, hak sahibine, yani rehin verene iade edilir. İkinci fıkra, işletmenin aynı borçludan birden çok alacağı bulunması hâlinde, arta kalan para hesaplanırken bu alacakların bir bütün olarak göz önünde tutulacağını öngörür; böylece işletme, fazla parayı iade etmeden önce diğer alacaklarını da mahsup edebilir. Üçüncü fıkra ise arta kalan miktarı isteme hakkını, taşınırın paraya çevrilmesinden itibaren beş yıllık zamanaşımına bağlar. Bu süre, hak düşürücü değil zamanaşımı süresi olduğundan, kesilmesi ve durması Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Sürenin zamanaşımı olarak nitelendirilmesi, eski metne göre rehin verenin lehine bir esneklik sağlamaktadır.
Hükmün sonucu, işletmenin satış bedelinden yalnızca alacağı kadar yararlanabilmesi, fazlayı ise zamanında talep edilmek kaydıyla rehin verene iade etmesidir. Beş yıllık süre dolduktan sonra talep edilirse, işletme zamanaşımı def’ini ileri sürerek ödemekten kaçınabilir. Örneğin rehinli bir mücevher icra yoluyla satıldığında alacaktan fazla bedel elde edilmişse, bu fazla borçluya ödenmeli; ancak borçlu beş yıl içinde talep etmezse hakkı zamanaşımına uğrar. Birden çok alacak bulunması hâlinde işletme, fazla tutardan diğer muaccel alacaklarını da düşebilir. Yargıtay’ın rehnin paraya çevrilmesi ve artan değerin iadesi uyuşmazlıklarına bakan dairelerinin içtihatları, sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi ilkesini bu hükmün uygulanmasında esas almakta; arta kalan bedelin gerçek hak sahibine ödenmesi gereğini istikrarla vurgulamaktadır.
