TMK 968. Madde
(1) Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait faizin tamamının ödenmesini isteyebilir.
(2) Ödünç veren, makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme hakkını açıkça saklı tutmuşsa, makbuzun hamilinin bunu haksız olarak ele geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe bu yetkisini kullanabilir.
TMK 968. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 882 inci maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 913 üncümaddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle ödünçveren işletme sahibinin hakları düzenlenmektedir.
Açıklama
TMK Madde 968, taşınır rehni karşılığı ödünç veren işletmenin haklarını düzenler. Birinci fıkraya göre ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait faizin tamamını isteyebilir; ikinci fıkra ise, makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme hakkını açıkça saklı tutan ödünç verene, hamilin kötü niyetli olduğunu bilmedikçe bu yetkiyi kullanma imkânı tanır. Hüküm, rehnin kurulmasını teslim ve makbuz koşuluna bağlayan TMK m.964 ile rehinden kurtarmayı düzenleyen TMK m.967’yi tamamlar. Makbuzun hamiline yetki tanıyan ikinci fıkra, kıymetli evrak hukukundaki iyiniyetin korunması ilkesiyle de örtüşür. Hüküm, hem işletmenin alacağını eksiksiz tahsil etmesini güvence altına alan hem de makbuzun tedavül kabiliyetini koruyan dengeli bir çözüm getirir.
Birinci fıkranın uygulanmasında, faiz aya bölünmeden, kurtarmanın gerçekleştiği ayın tamamı için hesaplanır; yani ay içinde herhangi bir günde kurtarma yapılsa dahi o ayın faizinin bütünü ödenir. Bu kural, işletmenin günlük hesaplama yükünden kurtulmasını sağlayan pratik bir düzenlemedir. İkinci fıkrada ise ödünç verenin sözleşmede makbuz hamiline ödeme yapma hakkını açıkça saklı tutmuş olması aranır. Bu saklı tutma mevcutsa, işletme makbuzu ibraz eden kişiye taşınırı iade ederek borçtan kurtulur; ancak hamilin makbuzu haksız biçimde ele geçirdiğini biliyorsa ya da bilmesi gerekiyorsa bu koruma ortadan kalkar.
Hükmün sonucu, işletmenin iyiniyetle hareket ettiği sürece makbuz hamiline yaptığı iadeyle sorumluluktan kurtulması, buna karşılık kötüniyetli olması hâlinde gerçek hak sahibine karşı sorumlu kalmasıdır. Makbuzun çalınmış veya kaybedilmiş olduğunu bilen ya da olağan dikkatle bilebilecek durumdaki işletme, malı hamile vererek aklanamaz. Örneğin bir rehin işletmesi, makbuzu sokakta bulduğunu beyan eden ve hak iddiası şüpheli bir kişiye taşınırı teslim ederse, asıl rehin verene karşı sorumlu olur. Yargıtay’ın rehin ve kıymetli evrak uyuşmazlıklarına bakan dairelerinin içtihatlarında, iyiniyetin varlığı ve borçlunun makul özen yükümlülüğü somut olayın koşullarına göre değerlendirilmekte; işletmenin meslekî tecrübesi ölçüsünde daha yüksek bir dikkat göstermesi gerektiği kabul edilmektedir.
