TMK ▸ Madde 975
Madde 974
MADDE 975

2. Dolaylı ve dolaysız zilyetlik

Madde 976

TMK 975. Madde

(1) Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız zilyet, başka bir kişi aracılığı ile sürdüren kimse dolaylı zilyettir.

TMK 975. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunda ve kaynak İsviçre Medenî Kanununda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Böyle bir hükmün yürürlükteki Kanunda bulunmaması, Alman Medenî Kanununda yer alan dolaylızilyetlik ve dolaysız zilyetlik ayırımı ile İsviçre Medenî 179 Kanunu ve yürürlükteki Kanunda yer alan aslîve fer’îzilyetlik ayırımlarının bazen birbirine karıştırılmasına yol açmıştır. Oysa bir önceki maddede sözüedilen aslîve fer’îzilyet ayırımı, zilyedin mal üzerinde iddia ettiği hakka göre yapılan bir ayırımdır. Buna karşılık dolaylı ve dolaysız zilyet ayırımı, malın zilyedin fiilîhâkimiyeti altında olup olmamasıbakımından yapılmıştır. Bir fer’îzilyet, çoğu kez dolaysız zilyet olmakla beraber bazıhâllerde dolaylızilyed de olabilir. Bu kavramlar gerekli şekilde ayrılmadığıtakdirde, kavram karışıklığıdoğabilir. Dolaylı ve dolaysız zilyetlik ayırımı, özellikle zilyetliğin korunmasında önem taşır. Çünküzilyedin kuvvet kullanma hakkından ilk önce dolaysız zilyetler yararlanırlar.

Açıklama

TMK Madde 975, dolaylı ve dolaysız zilyetlik ayrımını düzenleyerek zilyetliğin türlerine ilişkin sistematiğe açıklık getirir. Hükme göre bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız zilyet, bu hâkimiyeti başka bir kişi aracılığıyla sürdüren kimse ise dolaylı zilyettir. Bu ayrım, aslî ve fer’î zilyetliği düzenleyen TMK m. 974 ile karıştırılmamalıdır; zira m. 974’teki ayrım zilyedin malda iddia ettiği hakka göre, m. 975’teki ayrım ise malın kimin fiilî hâkimiyeti altında olduğuna göre yapılır. Madde, zilyetlik kavramını tanımlayan TMK m. 973’ün uzantısı niteliğinde olup zilyetliğin korunmasına ilişkin hükümlerin doğru uygulanmasını sağlayan kavramsal bir zemin kurar.

Uygulamada bir kişi, malını kiraya, ariyete, vedia veya rehne konu ederek başkasına teslim ettiğinde, malı teslim alan dolaysız zilyet, malı veren ise dolaylı zilyet konumuna gelir. Aynı mal üzerinde birden çok kişi farklı sıfatlarla zilyet olabilir; bir kişi bir hâlde hem fer’î hem dolaysız, başka bir hâlde fer’î olduğu hâlde dolaylı zilyet olabilir. Bu ayrımın asıl önemi, zilyetliğin korunmasında ortaya çıkar: zilyedin kuvvet kullanma ve savunma hakkından öncelikle dolaysız zilyet yararlanır, çünkü saldırıyla doğrudan karşı karşıya kalan, fiilî hâkimiyeti elinde bulunduran kişidir. Dolaylı zilyet ise kendi konumuna uygun koruma yollarına başvurarak menfaatlerini korur.

Bu kavramsal ayrımın sonucu, koruma yollarının ve husumetin doğru kişiye yöneltilmesidir; aksi hâlde dava yanlış tarafa açılır ve hak kaybına yol açabilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, zilyetliğe dayalı uyuşmazlıklarda tarafların dolaylı mı dolaysız mı zilyet olduğunun belirlenmesini, davanın esası bakımından gerekli görmektedir. Örneğin, bir daireyi kiraya veren malik dolaylı zilyet, dairede oturan kiracı ise dolaysız zilyettir; üçüncü bir kişinin daireye haksız müdahalesi hâlinde kuvvet kullanma ve zilyetliğin korunması yollarından öncelikle kiracı yararlanır. TMK Madde 975 bu nedenle, zilyetlik davalarında taraf ve husumet ilişkisinin doğru kurulmasına ve korumanın etkin işlemesine hizmet eder. Dolaylı zilyet konumundaki malik ise, dolaysız zilyedin korumasının yetersiz kaldığı durumlarda kendi sıfatına dayanarak ayrıca dava açabilir.

Madde 974
MADDE 975

2. Dolaylı ve dolaysız zilyetlik

Madde 976