TMK 983. Madde
(1) Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.
(2) Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.
TMK 983. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 896 ncımaddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 928 nci maddesine uygun olarak madde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. 180
Açıklama
TMK Madde 983, zilyetliğe yönelen ve fiilen elinden alma boyutuna ulaşmayan saldırılara karşı zilyede tanınan dava hakkını düzenler. Gasptan farklı olarak burada zilyet malı tümüyle yitirmez; ancak zilyetliğin huzur içinde kullanılması bir müdahaleyle bozulur. Hüküm, gasba karşı dava hakkını düzenleyen 982. madde ile birlikte zilyetliğin korunmasına ilişkin dava sisteminin ikinci ayağını oluşturur ve dava hakkının süresini belirleyen 984. madde ile tamamlanır. Düzenleme, zilyetlik durumunun bizzat haksız fiile karşı korunmasını sağlayarak, kişilerin kendiliğinden hak alma yoluna gitmesini önlemeyi ve eldeki fiilî düzenin barışçıl biçimde sürdürülmesini amaçlar.
Uygulamada birinci fıkra, saldırıda bulunan kişi şey üzerinde bir hak iddia etse bile, zilyetliği saldırıya uğrayan kişinin ona karşı dava açabileceğini öngörür. Böylece davalının haklı olduğunu ileri sürmesi davayı engellemez; çünkü zilyetlik davasında tartışılan, tarafların asıl hakkı değil, eldeki fiilî zilyetlik durumudur. Hakka ilişkin tartışma ayrı bir mülkiyet veya istihkak davasının konusudur. İkinci fıkra, davanın kapsamını üç yönde belirler: dava, saldırının sona erdirilmesine, saldırının tekrarına yol açabilecek sebebin önlenmesine ve saldırıdan doğan zararın giderilmesine yönelik olabilir. Böylece zilyet hem mevcut müdahaleyi durdurabilir hem de gelecekteki müdahale tehlikesini bertaraf edip uğradığı zararı talep edebilir. Zarar giderimi yönünden talep, haksız fiile ilişkin genel sorumluluk hükümlerinin tamamlayıcı uygulanmasıyla birlikte değerlendirilir; ancak zilyetlik davasının asıl ağırlığı, fiilî durumun barışçıl biçimde eski hâline getirilmesindedir.
Bu hükmün pratik sonucu, zilyedin kendi gücüyle değil, mahkeme aracılığıyla müdahaleyi durdurabilmesi ve hukuki barışın korunmasıdır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, elatmanın önlenmesi niteliğindeki bu davalarda, davalının taşınmaz veya taşınır üzerinde hak iddia etmesinin sonuca etkili olmadığını, asıl belirleyenin saldırının ve zilyetlik durumunun varlığı olduğunu vurgulamaktadır. Somut örnekle, komşusu bahçesine sürekli moloz döken veya geçişini engelleyen kişiye karşı zilyet, TMK Madde 983 gereği saldırının sona erdirilmesini, tekrarının önlenmesini ve oluşan zararın giderilmesini isteyebilir; komşunun o alan üzerinde hak iddia etmesi, bu davanın açılmasını engellemez.
