TMK 988. Madde
(1) Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.
TMK 988. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 901 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin konu başlığında yer alan “İstihkak davası” deyimi mülkiyete dayanan istihkak davası ile karıştırılma ya elverişli bulunmaktadır. Bu nedenle öğretide bu dava ya “menkul davası” adıverilmiştir. Buna uygun olarak maddenin konu başlığında “taşınır davası” ifadesine de yer verilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 988, bir taşınırı emin sıfatıyla zilyedinden iyiniyetle edinen kişinin mülkiyet veya sınırlı aynî hak kazanımını, devredenin tasarruf yetkisi bulunmasa bile koruyan temel iyiniyet hükmünü içerir. Düzenleme, taşınır mülkiyetinin teslimle kazanılmasını öngören TMK m.763 ve zilyetlik karinelerini düzenleyen 985-986. maddelerle birlikte işler; çünkü emin sıfatıyla zilyedin elindeki mülkiyet karinesi, üçüncü kişinin iyiniyetinin dayanağını oluşturur. Emin sıfatıyla zilyet, malı rızasıyla başkasına teslim etmiş malikin güvenine dayanarak malı elinde bulunduran kira, ariyet, vedia gibi ilişkilerin tarafıdır. İyiniyetin ölçütü ise TMK m.3 hükmüne göre belirlenir; edinenin devredenin yetkisizliğini bilmemesi ve bilebilecek durumda olmaması aranır.
Uygulamada bu hüküm, malı kendi rızasıyla bir başkasına emanet, kira veya benzeri bir ilişkiyle teslim eden malikin, bu kişinin malı yetkisiz olarak üçüncü bir kişiye devretmesi hâlinde, iyiniyetli edinenin kazanımına katlanmasını sağlar. Böylece malik, güvenini kötüye kullanan zilyede karşı yalnızca kişisel taleplerle (tazminat, sebepsiz zenginleşme) başvurabilir; ancak iyiniyetli üçüncü kişiden malı geri isteyemez. Korumanın işlemesi için edinenin geçerli bir hukuki işleme dayanması, malın emin sıfatıyla zilyetten alınması ve edinme anında iyiniyetli olunması gerekir. Bu üç koşulun birlikte gerçekleşmesi, devredenin tasarruf yetkisi eksikliğini telafi ederek kazanımı geçerli kılar. Koşullardan birinin eksikliği, örneğin malın emin sıfatıyla zilyetten değil de bir hırsızdan alınması ya da edinme anında kötüniyetin bulunması, bu korumayı ortadan kaldırarak edinenin mülkiyet iddiasını dayanaksız bırakır.
Bu hükmün pratik sonucu, ticaret hayatında ve günlük işlemlerde malın eldeki zilyede güvenilerek alınabilmesi, alıcının her seferinde devredenin gerçek malik olup olmadığını araştırmak zorunda kalmamasıdır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle edinen kişinin mülkiyetinin korunacağını, ancak malın çalınmış veya kaybolmuş olması hâlinde 989. maddenin uygulanacağını ayırt etmektedir. Somut örnekle, arkadaşına kullanması için emanet ettiği değerli saatini bu kişinin habersizce sattığı durumda gerçek malik, saati TMK Madde 988 uyarınca iyiniyetli alıcıdan geri isteyemez; talebini yalnızca güvenini kötüye kullanan emanetçiye yöneltebilir.
