TMK 994. Madde
(1) İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir.
(2) İyiniyetli zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabilir.
(3) Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edilir.
TMK 994. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 907 nci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 939 uncu maddesinin Almanca metni dikkate alınarak düzeltilmiştir. Öte yandan yürürlükteki metinde birinci fıkrada iyiniyetli zilyedin tediye zamanına kadar o şeyi hapsedebileceği; ifade edilmişse de, öğretideki egemen görüşe göre, burada bir hapis hakkıdeğil, alıkoyma hakkısöz konusu olduğundan, fıkranın ifadesi bu görüşe uygun olarak düzeltilmiş ve kaynak Kanunun Almanca metni göz önünde tutularak “geri vermekten kaçınabilir.” ifadesi tercih edilmiştir. Maddede ikinci fıkranın ifadesi de kaynak Kanunun Almanca metni dikkate alınarak düzeltilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 994, iyiniyetli zilyedin elindeki şeyi geri verirken yaptığı giderler bakımından hangi alacaklara sahip olduğunu düzenler. Hüküm, zilyetliğin korunmasına ilişkin 993-1000 maddeleri arasında yer alır ve özellikle iyiniyetli zilyedin sorumluluğunu hafifleten 993. madde ile bir bütün oluşturur. Maddede geçen zorunlu ve yararlı gider ayrımı, vekâletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme (TBK m.77 vd.) düşüncesiyle paralel okunmalıdır; çünkü geri vermekle yükümlü zilyet, şeyin değerini koruyan veya artıran harcamaları malik üzerinde bırakmamayı amaçlar. Birinci fıkrada tanınan, tazminat ödeninceye kadar geri vermekten kaçınma yetkisi ise gerekçede de vurgulandığı üzere teknik anlamda bir hapis hakkı değil, alıkoyma hakkı niteliğindedir.
Uygulamada zilyet öncelikle şeyin korunması için kaçınılmaz olan zorunlu giderlerle (vergi, onarım, bakım gibi) değerini artıran yararlı giderleri talep edebilir; lüks niteliğindeki diğer giderler ise tazmin kapsamı dışındadır. İkinci fıkra, bu son grup için bir denge kurar: malik geri verme öncesinde tazminat önermezse, zilyet şeye zararsızca eklediği ve ayrılması mümkün olan parçaları söküp alabilir. Üçüncü fıkra ise mahsup mekanizması getirir; zilyedin 995. madde uyarınca iade etmesi gereken ürünler ile gider alacakları karşılıklı olarak hesaplaşmaya tabi tutulur. Böylece zilyedin elde ettiği yarar, ödenecek tazminattan düşülerek tek bir net alacak veya borç ortaya çıkar.
Bu yetkilerin pratik sonucu, malikin gider tazminatını ödemeden şeyi fiilen geri alamamasıdır; zilyet alıkoyma hakkına dayanarak teslimden kaçınabilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk daireleri, istihkak ve elatmanın önlenmesi davalarında iyiniyetli zilyedin yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminine hükmedilmeden taşınmaz veya taşınırın tahliyesine karar verilemeyeceğini, gider alacağının iade ile aynı davada hesaplanması gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnekle, başkasına ait olduğunu bilmeden satın aldığı bir tarlaya sulama tesisi kuran ve çit çeken iyiniyetli zilyet, gerçek malikin açtığı davada bu yararlı giderlerin bedelini isteyebilir; bedel ödenmedikçe taşınmazı boşaltmaya zorlanamaz, ancak elde ettiği ürünlerin değeri TMK Madde 994 gereği bu alacaktan mahsup edilir.
