TMK 995. Madde
(1) İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
(2) İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir.
(3) İyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.
TMK 995. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 908 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 940 ıncımaddesi dikkate alınarak madde üçfıkra hâlinde düzenlenmiştir. Yürürlükteki metnin son cümlesinde “yedinde bulunan şeyin geri iadesi lazım geldiğini bilmediği müddetçe ancak kendi kusuru ile vuku bulan zararlardan mesul olur” biçiminde bir ifadeye yer verilmiştir. Oysa zilyetin iyiniyetli olmamasıdemek, geri verme ile yükümlüolduğunu bilmesi ve ya bilmesi gerekmesi demek olduğundan, metindeki bu ifade uygun değildir. Kaynak Kanun göz önüne alınarak “iyiniyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece” biçiminde düzeltilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 995, iyiniyetli olmayan (kötüniyetli) zilyetin, elinde bulundurduğu şeyi geri verirken doğan tazminat, ürün ve gider ilişkilerini düzenler. Birinci fıkraya göre iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız biçimde alıkoymuş olması nedeniyle hak sahibine verdiği zararları ve elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri tazminle yükümlüdür. Bu hüküm, iyiniyetli zilyetin daha hafif sorumluluğunu düzenleyen TMK m.993 ve m.994 ile karşıtlık içinde okunmalıdır; iyiniyetin bulunmaması, zilyeti çok daha ağır bir sorumluluk rejimine tabi kılar. Madde, geri verme yükümlülüğünün doğduğu istihkak ve zilyetliğin korunması hükümleriyle de bağlantılıdır.
Uygulamada iyiniyetli olmama, zilyetin şeyi geri vermekle yükümlü olduğunu bilmesi veya durumun gereğine göre bilmesi gerekmesi anlamına gelir. Bu durumdaki zilyet, malı hak sahibine iade ederken yalnızca fiilen elde ettiği ürünleri değil, gereği gibi davransaydı elde edebileceği hâlde ihmaliyle elde etmediği ürünleri de tazmin etmek zorundadır; örneğin haksız kullandığı bir tarladan toplayabileceği ama toplamadığı ürünün karşılığını öder. İkinci fıkra, gider yönünden onu sınırlar: iyiniyetli zilyetten farklı olarak, kötüniyetli zilyet ancak hak sahibi için de zorunlu olan giderlerin (örneğin malın korunması için yapılan masrafların) tazminini isteyebilir; faydalı veya lüks giderleri talep edemez. Üçüncü fıkra ise bir denge kurar: zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece yalnızca kendi kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.
Hükmün sonucu, kötüniyetli zilyetin haksız alıkoymanın bütün olumsuz sonuçlarına katlanması ve hak sahibinin malvarlığındaki eksilmeyi gidermesidir; bu rejim, hukuka aykırı zilyetliği caydırma işlevi görür. Yargıtay’ın istihdam ve men’i müdahale ile ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davalarına bakan daireleri, kötüniyetli işgalcinin elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semereler ile zorunlu giderler arasındaki dengeyi bu madde ışığında kurar. Somut örnek olarak, başkasına ait taşınmazı malik olmadığını bilerek yıllarca işgal eden ve kiraya veren kişi, TMK Madde 995 uyarınca hem elde ettiği kira gelirlerini hem de gerektiği gibi değerlendirseydi kazanabileceği ürünleri tazmin etmek zorunda kalır; buna karşılık yalnızca taşınmazın korunması için yaptığı zorunlu masrafları geri isteyebilir.
