Kamulaştırmasız El Atma Süresi: Hak Düşürücü Süre, Zamanaşımı ve Dava Yolu

İdare bir taşınmazı kamulaştırma yapmadan yol, park, okul ya da boru hattı için kullanmaya başlarsa malik ilk olarak ne kadar zamanı olduğunu sorar. Bu sorunun cevabı olan kamulaştırmasız el atma süresi tek bir rakamdan ibaret değildir. Hangi kuralın geçerli olacağı; el atmanın tarihine, fiili mi hukuki mi olduğuna ve malikin talebine göre değişir. Bu yazı kamulaştırmasız el atma davası açısından süre kurallarını kanun metnine göre açıklar. Ardından kamulaştırmasız el atma tazminatı ile ecrimisil arasındaki farkı inceler. Son olarak kamulaştırmasız el atma zamanaşımı tartışmasını ele alır.

Son güncelleme: 17.10.2026 · Mevzuat kontrolünün dayanağı: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinleri. Kontrol kapsamındaki metinler: 2942, 3194, 6100 (7589 değişiklikleri dâhil), 2577, 4721 ve 6325 sayılı kanunlar.

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?

Kamulaştırma, idarenin bir taşınmazı bedelini ödeyerek ve kanundaki usule uyarak edinmesidir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu bu usulü ayrıntılı biçimde düzenler: kamu yararı kararı, kıymet takdiri, satın alma görüşmesi ve mahkemece bedel tespiti. İdare bu aşamaları tamamlamadan taşınmazı kullanmaya başlarsa ortaya kamulaştırmasız el atma çıkar. Kanun bu durumu iki ayrı biçimde anar. Geçici m. 19, taşınmaza “fiilî olarak el konulması” ile “hukuki el atılması” hâllerini ayrı ayrı sayar.

Fiili El Atma

Fiili el atmada idare taşınmazı fiziken kullanır. Örneğin idare özel bir tarlanın içinden yol geçirir ya da arsaya trafo binası kurar. Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesi, 1956–1983 dönemindeki el koymalar için bu durumu tarif eder. Madde, kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan fiilen kamu hizmetine ayrılan ya da üzerinde tesis yapılan taşınmazlardan söz eder. Ayrıca el koymanın malikin rızası olmaksızın gerçekleşmesini arar. Malik rıza göstermişse ya da taşınmazı kendisi bağışlamışsa mahkeme durumu farklı değerlendirebilir.

Hukuki El Atma

Bu türde idare taşınmaza fiziken dokunmaz. Ancak imar planı taşınmazı okul, park ya da yol gibi umumi hizmet alanına ayırır. Böylece malik taşınmazı imar mevzuatına göre kullanamaz. Kamulaştırma Kanununun ek 1. maddesi bu durumu tanımlar. Madde, mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlardan söz eder. İdare, uygulama imar planının yürürlüğünden itibaren beş yıl içinde imar programı ya da imar uygulaması yapar. Bütçe imkânları dâhilinde taşınmazı kamulaştırır ya da kısıtlılığı kaldıran plan değişikliği yapar.

3194 sayılı İmar Kanunu da aynı yükümlülüğü kurar. Kanunun 10. maddesine göre belediyeler, imar planının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde beş yıllık imar programı hazırlar. Program içindeki kamu hizmet alanlarını ilgili kamu kuruluşları bu süre içinde kamulaştırır. Ayrıca 13. madde, mevzuat uyarınca yapı yapılamayacak alanlarda parselin beş yıllık program süresi içinde kamu mülkiyetine geçirilmesini zorunlu kılar. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarihli, 2022/6992 Esas ve 2022/17315 Karar sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. Olayda taşınmaz, 1986 tarihli imar planında demiryolu koruma kuşağında kalmıştı ve idare taşınmaza fiilen el atmamıştı. Daire, idarenin makul sürede plana uygun işlem yapmaması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğini kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını onadı. Karar, davaya adli yargının bakacağına ilişkin kabulü de içerir.

Kamulaştırmasız El Atma Süresi Neden Tek Bir Rakam Değildir?

Bu konuda kanunda genel bir süre maddesi bulunmaz. Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinin başlığı “Hak düşürücü süre” idi. Ancak Anayasa Mahkemesi, 10/4/2003 tarihli ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla maddeyi iptal etti. Bugünkü metinde m. 38 yalnız başlık ve iptal kaydıyla görünür. Dolayısıyla kamulaştırmasız el atma süresi için bu maddeye dayanılamaz.

Geçici 6. maddenin bir fıkrası da bu geçmişe işaret eder. Fıkraya göre maddenin bedele ilişkin hükümleri, tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlara da uygulanır. Bu hüküm, geçmişte mahkemelerin bazı davaları süre gerekçesiyle reddettiğini kanun metni düzeyinde gösterir. Öte yandan aynı fıkra, mahkemenin başka sebeplerle reddettiği davaları kapsam dışında bırakır.

Yukarıdaki Daire kararının aktardığı üzere, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli iki kararı bu alanın temelidir. Bunlardan 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı karara göre malik, el atan idareye karşı müdahalenin men’i davası açabilir. Malik bunun yerine duruma razı olarak dava tarihindeki bedeli de isteyebilir. Diğer karar ise (1954/1 Esas, 1956/7 Karar) bedel davasında zamanaşımının söz konusu olamayacağını kabul eder. Karar, eski Borçlar Kanununun 66. maddesinin bu davada uygulama yeri olmadığını da belirtir.

Bu iki karar, fiili el atmada kamulaştırmasız el atma süresi sorusunun genel cevabını oluşturur. Bu içtihada göre mahkeme, kamulaştırmasız el atma tazminatı talebini zamanaşımı itirazıyla reddetmez. Genel kural bu olsa da kamulaştırmasız el atma zamanaşımı bakımından istisnalar vardır. Aşağıdaki özel hükümler, belirli dönemlerdeki el atmalar için ayrı kurallar getirir.

Kamulaştırmasız El Atma Zamanaşımı: Bedel ve Ecrimisil Ayrımı

Malikin önünde birden fazla talep bulunur ve bunların süre rejimi aynı değildir. TMK m. 683, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceğini düzenler. Aynı madde, malikin her türlü haksız el atmanın önlenmesini dava edebileceğini de söyler. İdarenin el attığı taşınmazda malik bu yolu, bedel istemek yerine seçebilir.

Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine…

TMK m. 683 güncel kanun metni →

Malikin yetkileri TMK m. 683 mülkiyet hakkının içeriği sayfasında yer alır. Malik bedel talebini ise mülkiyetin idareye geçmesi karşılığında ileri sürer. Uygulama bu talebi kamulaştırmasız el atma tazminatı olarak anar. Yukarıdaki İBK’ya göre bu talepte kamulaştırmasız el atma zamanaşımı gündeme gelmez.

Üçüncü talep ecrimisildir, yani el atma süresince malikin taşınmazdan yararlanamamasının karşılığıdır. TMK m. 995’e göre iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoyması yüzünden tazminat öder. Bu tazminat, verdiği zararları ve elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri kapsar.

İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde…

TMK m. 995 güncel kanun metni →

Kötüniyetli zilyedin sorumluluğu TMK m. 995 iyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğu sayfasında yer alır. Zamanaşımı tartışmasında en sık karışan nokta budur. Bedel talebine ilişkin zamanaşımı yokluğu kuralını ecrimisil talebine aktarmamak gerekir. Ecrimisil talebinde zamanaşımı itirazı gündeme gelebilir; bu nedenle malikin geçmiş dönem kullanım bedeli için zaman kaybetmemesi önem taşır. Kısacası kamulaştırmasız el atma zamanaşımı sorusunun cevabı, talebin bedel mi ecrimisil mi olduğuna göre değişir.

El Atma Tarihine Göre Kamulaştırmasız El Atma Süresi

2942 sayılı Kanun, el atmanın gerçekleştiği döneme göre farklı geçici maddeler içerir. Aşağıdaki tablo bu rejimleri ve kamulaştırma işlemine karşı dava süresini karşılaştırır. Tablodaki her süre kuralı ilgili maddenin metnine dayanır; metinde süre yoksa tablo bunu açıkça belirtir.

Durum Dayanak Kim başvurur Süre Sonuç
8/10/1956 tarihine kadar fiilen kamu hizmetine tahsis 2942 geçici m. 20 Kayıt sahipleri, zilyetler veya mirasçıları (maddedeki şartlarla) 12/1/1963 tarihinden sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez Taşınmaz tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır
9/10/1956 ile 4/11/1983 arasında fiili el koyma 2942 geçici m. 6 Malik veya idare Önce uzlaşma (dava şartı); uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir Dava tarihindeki değer; idare adına tescil veya terkin
4/11/1983 sonrasında fiili el atma TMK m. 683; İBK 1956 (5. HD kararının aktardığı üzere); ödeme için 2942 geçici m. 19 Malik Kanunda genel süre yok; bedel davasında içtihada göre zamanaşımı söz konusu olmaz Müdahalenin men’i ya da bedel; 28/7/2021’e kadarki el atmalarda ödeme, geçici m. 19’daki bütçe payı ve taksit kurallarına tabi
İmar planıyla umumi hizmete ayırma (hukuki el atma) 2942 ek m. 1; 3194 m. 10, 13 Malik İdarenin işlem süresi: plan yürürlüğünden itibaren beş yıl (3194 m. 13’teki hâlde en fazla bir yıl uzatma) Kamulaştırma ya da plan değişikliği; süre sonunda dava imkânını somut olay belirler
El atma süresince kullanım bedeli TMK m. 995 Malik Zamanaşımı itirazı gündeme gelebilir Ecrimisil
Usulüne uygun kamulaştırma (karşılaştırma için) 2942 m. 10, 14 Malik Mahkemenin tebligatından ya da gazete ilanından itibaren 30 gün (iptal ve düzeltim davası) İdari yargıda iptal; adli yargıda maddi hata düzeltimi

1956 Öncesi Tahsislerde Kamulaştırmasız El Atma Süresi

Geçici 20. madde, 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 8/10/1956 tarihine kadarki tahsisleri düzenler. Kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlar, tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. Madde ayrıca, bu taşınmazlara bağlı olarak 12/1/1963 tarihinden sonra ileri sürülen bedel dâhil taleplerin kabul edilmeyeceğini söyler. Bu kural, görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır. Bu dönemde kamulaştırmasız el atma süresinin sınırı, fiilen geçmiş bir tarihtir.

1956–1983 El Koymalarında Kamulaştırmasız El Atma Süresi

Geçici 6. madde, 9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki el koymalar için ayrı bir yol kurar. Önce uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. İdarenin daveti ya da malikin müracaatı üzerine kıymet takdir komisyonu taşınmazın tahmini değerini belirler. Uzlaşma komisyonu, davet veya müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde talep sahibini görüşmeye çağırır. Görüşmeler, hukuki veya fiili engel yoksa icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlanır.

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamazsa bir uzlaşmazlık tutanağı düzenlenir. Malik veya idare, bu tutanağın tanzim tarihinden itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açabilir. Bu dönem için kamulaştırmasız el atma süresi en somut biçimde bu üç aylık süredir. Sürenin niteliği ve süreyi kaçırmanın sonucu, kanun metninden açıkça çıkmaz. Bu yüzden tutanak tarihinden itibaren üç ayı gözetmek güvenli yoldur.

1983 Sonrası El Atmalarda Kamulaştırmasız El Atma Süresi

Bu dönem için kanunda geçici 6. maddeye benzer bir süre ve uzlaşma düzeni bulunmaz. Geçici 19. madde, 4/11/1983 ile 28/7/2021 arasındaki fiili el koyma ve hukuki el atma davalarını anar. Ancak madde dava süresini değil, mahkemenin hükmettiği bedel ve tazminatın ödeme usulünü düzenler. Dolayısıyla bu dönemde kamulaştırmasız el atma süresi sorusunu yukarıdaki İBK içtihadı cevaplar.

Hukuki El Atmada Kamulaştırmasız El Atma Süresi Ne Zaman Başlar?

Plan kısıtlamasında asıl soru, malikin davayı ne zaman açabileceğidir. 2942 ek m. 1 idareye beş yıllık bir süre tanır. 3194 m. 10 ve m. 13 de beş yıllık imar programı süresini esas alır. Bu süreler malikin dava açma süresi değil, idarenin işlem yapma süresidir. Malik bakımından kamulaştırmasız el atma süresi, idarenin süresini kullanmamasından sonra gündeme gelir.

Yukarıdaki 2022 tarihli Yargıtay kararı, ölçütü “makul süre” olarak belirler. 1986 tarihli plan taşınmazı kısıtlamış, idare de uzun süre plana uygun işlem yapmamıştı. Hangi sürenin makul sayılacağını, planın tarihi ve idarenin tutumu gibi somut olgular belirler. Bu nedenle plan tarihini, imar programı kararlarını ve malikin idareye yaptığı başvuruları birlikte incelemek gerekir.

İdari Yargı Yolunda Kamulaştırmasız El Atma Süresi

Bu tür davalara kural olarak adli yargı bakar; aşağıdaki bölüm bu ayrımı ele alır. Bununla birlikte bazı uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girebilir. İdari eylemden doğan zararlar için İYUK m. 13 özel bir başvuru süresi koyar. Hakları idari eylemle ihlal edilenler, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurmalıdır. Öğrenme tarihi ne olursa olsun ilgili, eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde başvurmalıdır.

İdare isteği kısmen veya tamamen reddederse, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. Bu süre idare mahkemelerinde özel kanunda ayrı süre yoksa altmış gündür (İYUK m. 7). İdare otuz gün içinde cevap vermezse süre bu otuz günün bitiminden başlar. Ayrıntılar İYUK m. 13 tam yargı davasından önce idareye başvuru sayfasında yer alır. Uyuşmazlığa hangi yargı yolunun bakacağı belirsizse malik bu süreleri göz ardı etmemelidir.

Usulüne uygun kamulaştırmada ise tablo farklıdır. 2942 m. 14’e göre malik, mahkemenin tebligatından ya da gazete ilanından itibaren otuz gün içinde dava açabilir. Malik idari yargıda iptal, adli yargıda ise maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilir. Bu süre kamulaştırmasız el atma davası için değil, idarenin başlattığı bir kamulaştırma işlemi için geçerlidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

HMK m. 2’ye göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 2942 m. 37 de bu Kanundan doğan ve adli yargıda çözülmesi gereken uyuşmazlıkları, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine bırakır. Bu davalar basit yargılama usulüyle görülür. Yukarıdaki 5. HD kararının onadığı istinaf kararı da taşınmazın aynına ilişkin bu davaya adli yargının bakacağını kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi ise 16/1/2025 tarihli, E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla 7421 sayılı Kanunun ek m. 1’e eklediği üçüncü cümleyi iptal etmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 26.02.2026 tarihli, 2025/7314 Esas ve 2026/3412 Karar sayılı kararında plan kısıtlaması iddiasıyla açılan bir bedel davasını incelemiştir. Bu davada idarenin taşınmaza paydaş olması nedeniyle el atmanın gerçekleştiği kabul edilmiş ve bedelin ek m. 1 uyarınca idareden tahsili onanmıştır.

Yetki bakımından HMK m. 12 önem taşır. Madde, ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Malikin bedel karşılığında idare adına tescil istediği davada mülkiyet değişeceği için bu hüküm gündeme gelir.

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma…

HMK m. 12 güncel kanun metni →

Kesin yetki kuralının metni HMK m. 12 taşınmazın aynından doğan davalarda yetki sayfasında yer alır. Davayı yanlış yer mahkemesinde açmak, süre ve masraf kaybına yol açabilir.

Kamulaştırmasız El Atma Davası Kime Karşı Açılır?

Davalı, taşınmaza el atan idaredir. Fiili el atmada bu, yolu yapan, tesisi kuran ya da taşınmazı kullanan kamu tüzel kişisidir. Örneğin belediye yol açmışsa belediye, bir genel müdürlük boru hattı döşemişse o idare davalı olur. Kamulaştırma Kanununun 2. maddesi idareyi, yararına kamulaştırma yetkisi tanınan kamu tüzel kişileri, kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri olarak tanımlar.

Plan kısıtlamasında davalıyı belirlemek daha zordur. 3194 m. 10’a göre imar programında kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanları ilgili kamu kuruluşları kamulaştırır. Bu nedenle plan, alanı belediyeye mi yoksa bir bakanlık ya da kuruma mı ayırmış, bu belirleyicidir. Plan notları ve imar durumu belgesi bu soruyu cevaplamaya yardım eder.

Davacı tarafta ise taşınmazın maliki yer alır. Malik ölmüşse mirasçılar dava açar. Paylı mülkiyette paydaşın kendi payı için dava açıp açamayacağı ve elbirliği mülkiyetinde mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğunu ayrıca incelemek gerekir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi, dava şartı olarak arabuluculuğu belirli uyuşmazlıklarla sınırlar. Liste; kira ilişkisi, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklardan oluşur. İdarenin el atmasından doğan uyuşmazlık bu listede yer almaz. Kamulaştırma Kanununda da bu uyuşmazlık için dava şartı arabuluculuk hükmü bulunmaz.

Buna karşılık 9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki el koymalarda farklı bir ön şart vardır. Bu dönemdeki el koymalarda idare ile uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Bu uzlaşma, 6325 sayılı Kanundaki arabuluculuk değildir. Görüşmeyi idarenin uzlaşma komisyonu yürütür ve sonucu bir tutanağa bağlar. Tutanak ve görüşme belgeleri, kanuna göre açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez.

Geçici Koruma: İhtiyati Tedbir, Tapuya Şerh ve Delil Tespiti

2942 sayılı Kanun, kamulaştırmasız el atma için özel bir geçici koruma hükmü içermez. Bu nedenle HMK’nın genel hükümleri geçerlidir. HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa malik ihtiyati tedbir isteyebilir. Gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi de tedbir sebebidir.

Tedbirin konusu talebe göre değişir. Malik, müdahalenin men’i davasında idarenin inşaatı sürdürmemesini talep edebilir. Ancak idare tesisi tamamlayıp kamu hizmetine açmışsa tedbirin kabulü daha güçtür. HMK m. 391, mahkemenin bir şeyin yapılması ya da yapılmaması gibi her türlü tedbire karar verebileceğini düzenler. Malik, davanın tapu kaydına şerhini de bu kapsamda isteyebilir.

Pratikte en işlevsel geçici koruma delil tespitidir. HMK m. 400’e göre taraflar, ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti için keşif ya da bilirkişi incelemesi isteyebilir. El atmanın tarihi ve taşınmazın o tarihteki nitelikleri zamanla belirsizleşir.

1956–1983 dönemindeki el koymalarda değer hesabı, taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerini esas alır; bu yüzden tespit belirleyici olabilir. Malik henüz dava açmamışsa tespiti, esas davaya bakacak mahkemeden ya da taşınmazın bulunduğu yer sulh mahkemesinden ister (HMK m. 401).

Kamulaştırmasız El Atma Davasında Deliller

Davanın ispatı birkaç temel olguya dayanır: mülkiyet, el atmanın varlığı, el atmanın tarihi ve taşınmazın değeri. HMK m. 194 uyarınca taraflar, dayandıkları vakıaları somutlaştırmalı ve hangi delilin hangi vakıa için gösterildiğini belirtmelidir. Kamulaştırmasız el atma davası için başlıca deliller şunlardır:

  • Tapu kaydı, tapu senedi ve kadastro paftası; malik öldüyse mirasçılık belgesi.
  • İmar durumu belgesi, imar planı ve plan notları; hukuki el atmada planın onay tarihi.
  • Beş yıllık imar programı kararları, malikin idareye yaptığı başvurular ve idarenin verdiği cevaplar.
  • El atmanın tarihini gösteren belgeler: ihale ve yapım kayıtları, fotoğraflar, tanık beyanları.
  • Mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi; bölgedeki emsal satışlar.
  • Geçici 6. madde kapsamında uzlaşmazlık tutanağı.

Değer tespitinde bilirkişi teknik görüş verir; hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Uzlaşma usulüne tabi dönemdeki davalarda 2942 m. 15’teki bilirkişilik hükümleri geçerlidir. Buna göre en az üç kişilik bir bilirkişi kurulu oluşturulması zorunludur. Kurulun bir üyesi taşınmaz geliştirme alanında lisansüstü eğitim almış uzman ya da gayrimenkul değerleme uzmanıdır.

Kamulaştırmasız El Atma Tazminatı Nasıl Belirlenir ve Ödenir?

Uzlaşmazlık tutanağından sonraki bedel tespiti davasında mahkeme, taşınmazın dava tarihindeki değerini belirler (2942 geçici m. 6). Mahkeme hesabı, el koyma tarihindeki nitelikleri esas alarak 2942 m. 11 ve 12’deki ölçütlere göre yapar. Mahkeme ayrıca taşınmazın idare adına tesciline veya terkinine hükmeder. Tescile ilişkin hüküm kesindir; tarafların bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

4/11/1983 sonrasındaki el atmalarda, 5. HD kararının aktardığı İBK malikin dava tarihindeki bedeli isteyebileceğini kabul eder. Bedele hükmedilirken taşınmazın idare adına tesciline de karar verilmesi istenebilir. 2942 m. 29 da kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucundaki tescil kararlarından doğan tapu harçlarını idareye yükler. TMK m. 705’e göre mahkeme kararı hâlinde mülkiyet, tescilden önce kazanılır. Ancak tasarruf işlemleri için mülkiyetin tapu kütüğüne tescili gerekir.

Ödeme aşamasında dönem farkı yeniden önem kazanır. Geçici 6. maddeye göre idare, tarafların uzlaştığı bedeli taksitle ödeyebilir ve taksit süresince kanuni faiz işler. Kesinleşen mahkeme kararlarının ödenmesi için, ihtiyaç olması hâlinde idare bütçelerinde pay ayrılır; alacaklar bu payı aşarsa ödemeler garameten ve taksitle yapılır. Geçici 6. madde uyarınca ödenecek bedelin tahsili için idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.

Geçici 19. madde, 4/11/1983 ile 28/7/2021 arasındaki el atmalar için benzer bir bütçe payı düzeni kurar. Pay, idarenin türüne göre belirlenen ödenek ya da bütçe tutarının yüzde üçü oranındadır; alacaklar payı aşarsa idare ödemeyi garameten ve taksitle yapar. Anayasa Mahkemesi, 27/6/2024 tarihli kararıyla maddenin dördüncü cümlesini iptal etmiştir. Dolayısıyla malikin kamulaştırmasız el atma tazminatı lehine hüküm alması, idarenin hemen ödeme yapacağı anlamına gelmeyebilir. Hükümden sonra davacı veya vekili, banka hesabını idareye yazılı olarak bildirir. İdare bildirimden itibaren otuz gün içinde ödemezse davacı genel hükümlere göre icra takibi yapabilir (2942 ek m. 4).

Harç ve Dava Değeri

1956–1983 dönemine ilişkin davalarda mahkeme ve icra harçları ile vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir (2942 geçici m. 6). Bu hüküm metinde açıktır. Diğer dönemlerdeki kamulaştırmasız el atma davası için harç rejimini ise ayrıca incelemek gerekir. Anayasa Mahkemesi, 13/5/2026 tarihli kararıyla 2942 ek m. 4’ün bir fıkrasını kamulaştırmasız el atma tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. Malik, dava açmadan önce iptalin kapsamını ve yürürlük tarihini kontrol etmelidir; bu yazı harç tutarı vermez.

Dava değeri bakımından HMK m. 119, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dilekçede dava konusunun değerinin gösterilmesini ister. Taşınmazın değeri çoğu zaman ancak bilirkişi incelemesiyle belli olur. 7589 sayılı Kanun, belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107’yi yürürlükten kaldırmıştır. Kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda madde uygulanmaya devam eder (7589 geçici m. 1/10). Bu değişikliğin ayrıntıları 12. Yargı Paketi ile gelen değişiklikler yazısında yer alır.

Aynı Kanun HMK m. 109’a dördüncü fıkra eklemiştir. Buna göre davacı alacağın yalnız bir kısmını dava etmişse talebini, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırabilir. Bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir. Zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Kısmi dava ve artırım kuralını HMK m. 109 kısmi dava sayfası açıklar. Kanunun tam metni ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu resmî metni sayfasında yer alır.

Sonuç

Kamulaştırmasız el atma süresi, el atmanın tarihine ve türüne göre farklı kurallara bağlıdır. Anayasa Mahkemesi, Kamulaştırma Kanununun “Hak düşürücü süre” başlıklı 38. maddesini iptal etmiştir. 2022 tarihli Yargıtay kararının aktardığı 1956 tarihli İBK’ya göre malik, müdahalenin men’ini ya da dava tarihindeki bedeli isteyebilir. Aynı içtihada göre bedel davasında zamanaşımı söz konusu olmaz. Ecrimisil talebi ise ayrı bir taleptir ve bu talepte zamanaşımı itirazı gündeme gelebilir.

8/10/1956 tarihine kadarki tahsislerde taşınmaz kamulaştırılmış sayılır ve 12/1/1963 sonrasındaki talepler kabul edilmez. 9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki el koymalarda önce uzlaşma dava şartıdır. Malik veya idare, uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açabilir. Hukuki el atmada idarenin beş yıllık işlem süresi, malikin dava süresi değildir; davanın ne zaman açılabileceğini somut olay belirler. Malik davayı kural olarak taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde, el atan idareye karşı açar. Arabuluculuk dava şartı değildir. 1956–1983 ve 1983–28/7/2021 dönemlerindeki el atmalarda mahkemenin hükmettiği kamulaştırmasız el atma tazminatı, ödemede geçici 6. ve 19. maddelerdeki bütçe payı ve taksit kurallarına tabidir. Sonuç olarak süreyi değerlendirmeden önce el atmanın tarihini ve türünü belgelerle tespit etmek gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Kamulaştırmasız el atma davası için bir süre var mı?

Kanunda genel bir süre maddesi yoktur; Anayasa Mahkemesi hak düşürücü süreyi düzenleyen 2942 m. 38’i iptal etmiştir. 1956 tarihli İBK’ya göre bedel davasında kamulaştırmasız el atma zamanaşımı söz konusu olmaz. Ancak kanun, 1956 ile 1983 arasındaki el koymalarda uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç aylık dava süresi öngörür.

Ecrimisil talebinde kamulaştırmasız el atma zamanaşımı kuralı uygulanır mı?

Ecrimisil, el atma süresince malikin taşınmazdan yararlanamamasının karşılığıdır ve bedel talebinden ayrıdır. Bedel davasındaki zamanaşımı yokluğu kuralını bu talebe aktarmamak gerekir. Ecrimisil talebinde zamanaşımı itirazı gündeme gelebilir.

1956 ile 1983 arasındaki el koymalarda ne yapılır?

9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki fiili el koymalarda önce idare ile uzlaşma yoluna gitmek dava şartıdır. Uzlaşma sağlanamazsa malik veya idare, uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açabilir.

Hukuki el atma davası ne zaman açılabilir?

Kanun, imar planının umumi hizmete ayırdığı taşınmaz için idareye beş yıllık işlem süresi tanır. Bu süre malikin dava süresi değildir. İdarenin makul sürede plana uygun işlem yapmaması hâlinde dava gündeme gelir; makul süreyi somut olay belirler.

Kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır?

Malik, fiili el atmaya dayanan bedel davasını kural olarak taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açar. Hukuki el atmada da Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022 ve 2026 tarihli kararlarında davayı adli yargıda incelemiştir. İdari eylemden doğan bazı zararlara ise idari yargı bakabilir.

Kamulaştırmasız el atma davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır. Bu uyuşmazlık, 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki dava şartı arabuluculuk listesinde yer almaz. Ancak 1956 ile 1983 arasındaki el koymalarda 2942 geçici m. 6 uyarınca idare ile uzlaşma dava şartıdır.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.