TTK 1271. Madde
(1) Yolcunun ölümü veya yaralanması sonucunu doğuran olaydan veya bagajın zıyaa veya hasara uğramasından önce yapılmış olan sözleşmelerde yer alan, bu Bölüm hükümlerine göre sorumlu herhangi bir kişinin sorumluluğunu kaldıran veya 1263 üncü maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu Bölümde öngörülen sorumluluk sınırlarını indiren veya taşıyana veya fiilî taşıyana düşen ispat yükünün yerini değiştiren her şart hükümsüzdür. Şartın hükümsüzlüğü, taşıma sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurmaz.
(2) Tazminat istemi doğmadan önce yapılan yetki ve tahkim sözleşmeleri geçerli değildir.
TTK 1271. Madde Gerekçesi
2002 Atina Sözleşmesinin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 18 inci maddesinden alınmıştır.
TTK 1271. Madde Açıklaması
TTK Madde 1271, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun yolcu taşıma sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde emredici hükümler konusunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, deniz yoluyla yolcu ve bagaj taşınmasına ilişkin 2002 Atina Sözleşmesi’nin iç hukukumuza yansıması niteliğindedir; Sözleşme’nin sorumluluk rejimine paralel hükümler öngörülmüştür. Deniz yoluyla yolcu taşımacılığının kendine özgü tehlike ve sorumluluk yapısı, bu alandaki hukuki çerçevenin Türk Borçlar Kanunu’nun genel taşıma hükümlerinden bağımsız, özel ve emredici nitelikte ayrı bir sistem olarak kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır. TTK’nın bu bölümündeki hükümlerin büyük bölümü, uluslararası deniz hukukuyla uyumlu olarak hazırlanmış olup 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte iç hukukumuz uluslararası standartlara kavuşturulmuştur. Söz konusu hüküm, TTK m.1263 hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada TTK Madde 1271, deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan işletmeciler, gemi sahipleri ve seyahat şirketleri arasındaki uyuşmazlıklarda belirleyici rol oynamaktadır. Yolcunun kaza sonucu ölümü veya yaralanması, bagajının zayi ya da hasara uğraması gibi somut durumlarda taşıyanın hukuki sorumluluğunun kapsamı, bu madde hükmü çerçevesinde belirlenmektedir. Taşıyan, kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşağıya çeken sözleşme koşulları kararlaştıramaz; böyle bir düzenleme yapılmış olsa dahi söz konusu koşullar yolcuya karşı geçersiz sayılır. Yolcunun bildirim yükümlülüğüne uymaması ise ispat yükünü etkileyebilmekte; öngörülen sürelerin kaçırılması alacak hakkının yitirilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle denizcilik işletmelerinin sözleşme ve sigorta politikalarını bu madde hükümleriyle titizlikle uyumlu hâle getirmesi zorunludur.
TTK Madde 1271’ye aykırılığın hukuki sonuçları hem maddi hem de usul hukuku boyutunda kendini göstermektedir. Emredici nitelikteki hükümlere aykırı sözleşme koşulları geçersiz sayılmakta; bu hükümlerden yolcu aleyhine sapma mümkün bulunmamaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “2002 Atina Sözleşmesinin 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 18 inci maddesinden alınmıştır.” Zamanaşımı sürelerinin aşılması veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, alacağın tamamen yitirilmesine yol açabilmektedir. Yargıtay’ın bu alandaki yerleşik içtihadına göre ispat külfeti, bildirim süreleri ve sorumluluk sınırlarının yorumu katı biçimde ele alınmakta; taşıyanın muafiyet iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda denizcilik işletmelerinin hukuki ve sigorta yapılanmalarını TTK Madde 1271 hükümleriyle eksiksiz biçimde uyumlu hâle getirmeleri zorunludur.
