TTK ▸ Madde 1303
Madde 1302
MADDE 1303

IV- Tarafların yükümlülükleri

Madde 1304

TTK 1303. Madde

(1) Kurtaran, tehlike altındaki aracın veya diğer eşyanın malikine karşı;

a) Kurtarma faaliyetini gerekli özenle yerine getirmekle,

b) Bu yükümlülüğünü yerine getirirken, çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması için gerekli olan özeni göstermekle,

c) Hâlin gereğine göre makul bir hareket tarzı sayılabileceği ölçüde başka kurtaranlardan yardım istemekle,

d) İstemin makul olmadığı anlaşıldığı takdirde, alacağı kurtarma ücretinin miktarını değiştirmemek kaydıyla, tehlike altındaki aracın maliki veya kaptanı ya da eşyanın maliki tarafından makul olarak istenmesi hâlinde başka kurtaranların müdahalesini kabul etmekle, yükümlüdür.

(2) Tehlike altındaki aracın maliki ve kaptanı veya diğer eşyanın maliki, kurtarana karşı;

a) Kurtarma faaliyeti sırasında, kurtaranla her bakımdan işbirliği yapmakla,

b) Bu yükümlülüğü yerine getirirken, çevre zararının önlenmesi ve sınırlandırılması için gerekli özeni göstermekle,

c) Kurtaran makul bir istemde bulunduğunda, emniyet altına alınmış olan aracı veya diğer eşyayı, teslim almakla, yükümlüdür.

(3) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında “çevre zararı”; kirlenme, bulaşma, yangın, patlama veya benzeri önemli olayların, kıyı sularında ve ona bitişik bölgelerde insan sağlığına veya deniz canlılarına ya da kaynaklarına verdiği ağır maddi zararı ifade eder.

TTK 1303. Madde Gerekçesi

Maddenin ilk iki fıkrası, 1989 Sözleşmesinin 8 inci maddesinden alınmıştır. Bu fıkraların (b) bentlerinde ele alınan “çevre zararı” kavramı, 1989 Sözleşmesinin 1 inci maddesinin (d) bendinde tanımlanmıştır. Bütünlüğün sağlanması için bu tanım, Taslağın 1303 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına alınmıştır. Terimler seçilirken, Çevre Kanununun 3 üncü maddesinin (e) bendi ile birlik sağlanmasına dikkat edilmiştir.

TTK 1303. Madde Açıklaması

TTK Madde 1303, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun kurtarma faaliyetlerine ilişkin hükümleri içinde tarafların yükümlülükleri konusunu düzenlemektedir. Kurtarma hukuku, tehlike altındaki gemi, yük veya diğer deniz aracını kurtaran kişiye faydalı sonuç ilkesi temelinde adil bir ücret güvencesi tanıyan, aynı zamanda çevre zararlarının önlenmesini de teşvik eden özel bir hukuki rejimdir. 6102 sayılı TTK kurtarma hükümlerini 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde düzenlemiş; çevre zararı tehdidine yönelik özel tazminat mekanizmasını da iç hukukumuza taşımıştır.

Uygulamada TTK Madde 1303, kurtarma operasyonunun başlatılmasından kurtarma ücretinin güvence altına alınmasına kadar uzanan tüm süreçte belirleyici bir işlev üstlenmektedir. kurtarma şirketleri, gemi maliklerini ve yük sahipleri arasında ortaya çıkan kurtarma ücretine ilişkin uyuşmazlıklarda bu madde doğrudan uygulanmaktadır. Kurtarma ücretinin hesaplanmasında faydalı sonuç ilkesi esas olmakla birlikte; tehlikenin derecesi, kurtarılan değerlerin miktarı, kurtaranın başarısı ve kurtarma operasyonu boyunca gösterilen risk, TTK Madde 1303’nin öngördüğü ölçütler çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Çevre kirliliği riski yaratan araçların kurtarılmasında ise kurtarana özel tazminat verilmesi imkânı tanınmış; bu yolla çevrenin korunmasına yönelik kurtarma operasyonları ayrıca teşvik edilmiştir.

TTK Madde 1303 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali ya da kurtaranın ağır kusuru, kurtarma ücreti alacağının tamamen sona ermesine veya esaslı biçimde azaltılmasına neden olabilmektedir. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “Maddenin ilk iki fıkrası, 1989 Sözleşmesinin 8 inci maddesinden alınmıştır.” Faydalı sonuç gerçekleşmeden ücret talep edilemeyeceği kuralı emredici nitelikte öngörülmüş; kurtarılan araç ve yük üzerindeki rehin hakları ile avans mekanizması da bu bölümde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamasında kurtarma ücreti hesaplamasında dikkate alınan ölçütlerin somutlaştırılması, birden fazla kurtaranın bulunması hâlinde paylaşım esasları ve kurtarma sözleşmesinin iptali halleri bu madde sistematığı içinde değerlendirilmektedir. Kurtarma alacaklarına ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin titizlikle takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından zorunludur.

Madde 1302
MADDE 1303

IV- Tarafların yükümlülükleri

Madde 1304