TTK 466. Madde
(1) Şarta bağlı sermaye artırımında, tahvillere ve benzeri borçlanma araçlarına bağlı olarak değiştirme ve alım hakları içeren senetler ihraç edildiği takdirde, bunlar önce, mevcut payları oranında, pay sahiplerine önerilir.
(2) Bu önerilmeye muhatap olma hakkı, haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.
(3) Şarta bağlı sermaye artırımı için gerekli olan rüçhan ve önerilmeye muhatap olma haklarının kaldırılması veya sınırlandırılmasından dolayı, hiç kimse haklı görülmeyecek bir şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.
TTK 466. Madde Gerekçesi
Birinci fıkra:ŞSA yöntemi ile sermaye artırımında paysahipleri zarara uğrarlar. Çünkü, paysahiplerinin rüçhan hakları kaldırılır. Paysahipleri yeni payları alamadıkları için şirketteki katılma oranları düşer; teknik terimle sulanır. Tasarı bu kaybı önerilme hakkı ile dengelemektedir. Önerilme hakkı, şarta bağlı sermaye artırımında değiştirme veya satım hakkı içeren tahvillerin veya benzeri borçlanma senetlerinin önce paysahiplerine önerilmesi zorunluğuna ilişkin yeni bir paysahipliği hakkıdır. Bu paysahipliği hakkı, şirketin önerme, yani öneride bulunma zorunluğundan doğar. Önerilme hakkı aracılığı ile, paysahibi yeni pay alma hakkını dolaylı bir şekilde korumuş olur. Bu hak sadece tahvil ve benzeri borçlanma senetlerinin değiştirme ve alım hakları içermesi halinde tanınır; yoksa çalışanlara tanınan alım haklarında paysahipleri önerilme hakkına sahip değillerdir. İkinci fıkra: Önerilme hakkına ilişkin hüküm emredici nitelikte olduğu için bu hak sadece haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. Genel kurul kararının Kanunun 421 (4). maddesi hükmüne göre alınması gerekir. Haklı sebep şirketin menfaati yönünden değerlendirilmeli ve eşit işlem ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesine uyulmalıdır. İsviçre doktrininde birinci fıkranın katı kurallar içerdiği bunun da piyasanın gerçeklerine uymadığı eleştirisi yapılır. Piyasa şartları (gereğinde) haklı sebep olarak kabul olunmalıdır. Meselâ, bir aracı kurumun tahvillerin tümünü satın alma önerisini yapması halinde paysahiplerinin önerilme hakkı kaldırılabilmelidir. Üçüncü fıkra: Son fıkra ile paysahipleri bir kez daha korunmuşlardır. Önerilme hakkının kaldırılması, belli kişilere haksız yarar sağlamamalı, bu yolla ileride belli kişilerin hakimiyeti ele geçirmesinin yolu açılmamalıdır.
Açıklama
TTK Madde 466, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerde sermaye artırımına ilişkin kapsamlı hükümler bütününde pay sahiplerinin korunması konusunu ele almaktadır. Anonim şirket finansmanının temel araçlarından biri olan sermaye artırımı, pay sahiplerinin rüçhan haklarının korunması ve alacaklılar güvencesi bakımından katı bir usul rejimine tabi tutulmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili SPK tebliğleri, halka açık şirketlerde bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler öngörmektedir. Gerçek bir sermaye artırımı için taahhüt edilen payların bedelinin en az dörtte birinin tescilden önce ödenmesi, geri kalan kısmın ise belirli bir süre içinde tamamlanması zorunludur; bu kurallar sermayenin gerçekten karşılanması ilkesinin somut yansımalarıdır.
Uygulamada TTK Madde 466, anonim şirket sermaye artırım sürecinin hem usul hem de esas boyutlarını belirlemektedir. Pay sahiplerinin rüçhan haklarının kullandırılması, rüçhan hakkının kısıtlanmasında genel kurul onayı ve bu kısıtlamanın haklı nedenlere dayanması zorunluluğu, uygulamada en sık karşılaşılan hukuki sorunlardandır. Kayıtlı sermaye sistemindeki şirketlerde yönetim kurulunun sermaye artırım yetkisinin sınırları ve kullanım süresi de bu madde çerçevesinde tartışılmaktadır. Sermaye taahhütlerinin yerine getirilmemesi hâlinde yönetim kurulunun alması gereken önlemler de pratik açıdan önem taşımaktadır. İç kaynaklardan sermaye artırımı ile dış kaynaklı artırım arasındaki usul farklılıkları, sermaye artırım kararının genel kurulda ya da kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunda alınması ile denetleme raporunun hazırlanması aşamaları dikkatle izlenmesi gereken adımlardır.
TTK Madde 466’ye aykırı biçimde yürütülen sermaye artırım süreçleri, hem iptal davasına hem de yönetim kurulunun tazminat sorumluluğuna konu olabilmektedir. Rüçhan hakkının hukuka aykırı kısıtlanması, pay sahiplerinin bu kısıtlamayı öğrendikleri tarihten itibaren belirli bir süre içinde dava açmalarına imkân vermektedir. Yargıtay, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan artırım yetkisinin sınırları ve süresi konusunda katı bir yorum benimsemekte; bu yetkinin kötüye kullanılmasına karşı pay sahiplerinin korunmasını ön plana çıkarmaktadır. Denetim raporlarındaki eksiklikler nedeniyle sermaye artırımının iptal edildiğine ilişkin emsal kararlar da mevcuttur. Sermaye artırımının ticaret siciline tescilinden önce gerçekleştirilen işlemlerin hukuki geçerliliği ve tescil tarihiyle önceki tarihli işlem yapma yasağı, uygulamada dikkatli yönetilmesi gereken bir diğer önemli meseledir.
