TTK 796. Madde
(1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
(2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı şekilde Akdenize sahili olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar.
TTK 796. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 708 inci maddesinden, bir önemli değişiklik yapılarak ve dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır. 6762 sayılı Kanunun 708 ve 729 uncu maddeleri arasında bir uyumsuzluk bulunmaktadır. 6762 sayılı Kanunun Tasarının 817 nci maddesine aynen yansıtılmış bulunan hükmü, Kanunun kıymetli evraka ilişkin hükümlerinde gösterilen sürelerin hesaplanması sırasında bunların başladığı günün sayılmayacağını ifade ederken mevcut 708 inci madde herhangi bir açıklığı içermemektedir. Kanunun bu suskunluğu karşısında mevcut 708 inci maddenin birinci fıkrasının yorumunda öğretide görüş ayrılıkları olmuştur. Bazı yazarlar ibraz sürelerinin çekin düzenlendiği gün başlaması gerektiği görüşünü savunurken bazıları 729 uncu maddeye dayanarak sürenin ertesi gün başlaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Tasarının 796 ncı maddesine konulan bir hükümle bu tartışma ortadan kaldırılmış ve 796 ncı madde ile Tasarının 817 nci maddesi arasında uyum sağlanmıştır.
TTK 796. Madde Açıklaması
TTK Madde 796, çek hukuku alanında genel olarak konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, genel olarak ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 708. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.
Uygulamada TTK Madde 796 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, yasal sürelere uyulmamasından kaynaklanan hak kayıplarıdır. Kambiyo senetlerinde ibraz, protesto ve başvurma sürelerine ilişkin kurallar emredici nitelikte olup taraflarca değiştirilemez. Örneğin ibraz süresini geçiren hamil, ciro edenler aleyhine başvurma hakkını yitirebilmekte; bu durum icra takiplerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Uygulamada bankalar ve avukatlar, genel olarak konusundaki takvim hesaplamalarında tatil günleri, resmi engeller ve mücbir sebepler gibi istisnai durumları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Süre hatalarının telafisi oldukça güç olduğundan işlemlerin başlangıcından itibaren dikkatli bir takvim yönetimi şarttır.
TTK Madde 796 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
