TTK 843. Madde
(1) Varanttan ayrılmış makbuz senedinin hamili, umumi mağazaya tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği takdirde mağazanın sorumluluğu altında, hem çekeceği kısım ve hem de varant ile teminat altına alınmış borç ile orantılı bir miktar parayı umumi mağazaya yatırmak zorundadır.
TTK 843. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 755 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 843. Madde Açıklaması
TTK Madde 843, makbuz senedi ve varant hukuku alanında kısmen geri alma konusunu düzenlemektedir. TTK çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, kısmen geri alma ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 755. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Lisanslı depoculuk uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu maddenin uygulama alanı önemli ölçüde genişlemiş; finans sektörüyle tarım hukukunun kesişim noktasında kritik bir rol üstlenmiştir.
Uygulamada TTK Madde 843 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, makbuz senedi ile varantın ayrılması hâlinde alacaklının haklarının korunmasındaki güçlüklerdir. Varantı elinde bulunduran alacaklı ile makbuz senedi hamilinin çıkarları zaman zaman çatışabilmektedir. Depo işletmecisinin her iki belge hamilini birbirinden bağımsız biçimde tanımak zorunda olması, özellikle iflâs ve haciz durumlarında ciddi pratik sorunlara neden olmaktadır. Uygulamada özellikle rehin hakkının kurulması ve satışının gerçekleştirilmesi aşamalarında kısmen geri alma ilkesine sıkı sıkıya uyulması, tarafların haklarını güvence altına almak açısından zorunludur.
TTK Madde 843 kapsamındaki yükümlülüklere aykırılık, senet hamilinin depo edilmiş mal üzerindeki haklarını yitirmesi ya da rehin alacaklısının satış hakkının engellenmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, makbuz senedi ve varant uyuşmazlıklarında belgelerin devir zincirini ve depo sözleşmesinin koşullarını birlikte incelemektedir. Bu madde kapsamındaki güvence mekanizmaları, özellikle tarım sektöründe uygulanan lisanslı depoculuk sisteminin hukuki altyapısını pekiştirmektedir. Finansman aracı olarak makbuz senedi ve varantın etkin kullanımı, ancak ilgili TTK hükümlerine tam uyum sağlandığında mümkün olmaktadır. Tarafların uzman hukuki danışmanlık alması, risklerin önceden yönetilmesi bakımından kaçınılmazdır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
Açıklama
TTK Madde 843, varanttan ayrılmış makbuz senedi hamilinin, tevdi edilen malın tamamını değil yalnızca bir kısmını çekmek istemesi hâlini düzenleyerek 842 nci maddedeki erken çekme imkânını kısmi tasarruflara uyarlar. Hükme göre, varanttan ayrılmış makbuz senedinin hamili, umumi mağazaya tevdi olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek isterse, mağazanın sorumluluğu altında, hem çekeceği kısım hem de varant ile teminat altına alınmış borç ile orantılı bir miktar parayı umumi mağazaya yatırmak zorundadır. Düzenleme özellikle hububat gibi misli ve bölünebilir mallarda, malın bütününe dokunmadan bir bölümünün serbest bırakılmasını mümkün kılar. Böylece tüccar, depodaki stokunu parça parça piyasaya sürebilir ve her satışta yalnızca o kısma düşen borcu karşılar.
Mekanizmanın özü, çekilen mal miktarı ile rehin teminatı arasındaki oranın korunmasıdır. Hamil, malın tamamına karşılık gelen borcu değil, yalnızca çekmek istediği kısma düşen orantılı tutarı mağazaya yatırır; böylece depoda kalan mal, geri kalan borç için teminat olmaya devam eder. Bu orantının doğru hesaplanması ve çekilen kısmın belirlenmesi mağazanın sorumluluğu altında gerçekleşir; mağaza, kalan malın rehin değerini güvence altına alacak biçimde işlemi yürütmekle yükümlüdür. Yatırılan orantılı para, varantın teminat işlevini çekilen kısım ölçüsünde paraya dönüştürerek korur ve varant hamilinin alacağı bakımından herhangi bir değer kaybı doğmasını engeller.
Bu düzenleme, malik lehine esneklik sağlarken rehin alacaklısının teminatını da kısmi ölçüde güvence altında tutarak çatışan menfaatleri dengeler; TTK Madde 843, 842 nci maddedeki tam çekme hâlinin orantısallık ilkesiyle yumuşatılmış görünümüdür. Örneğin deposunda yüz ton buğday bulunan ve bunun tamamını varantla bankaya rehnetmiş bir tüccar, yalnızca yirmi ton satmak istediğinde, malın tamamına ait borcu değil, bu yirmi tona düşen orantılı tutarı mağazaya yatırarak ilgili kısmı çekebilir; kalan seksen ton, geri kalan borç için banka lehine teminat olmayı sürdürür. Uyuşmazlık hâlinde yatırılan tutarın çekilen miktarla orantılı olup olmadığı ve mağazanın bu işlemdeki sorumluluğu bu hükme göre incelenir. Mağaza, orantısız bir kısmı borçluya hatalı biçimde teslim ederse, varant hamilinin uğradığı teminat kaybından sorumlu tutulabilir.
