TTK 869. Madde
(1) Eşyanın teslim edilmesi gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı, 868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden talimat almak zorundadır. Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı teslim almaktan kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından kullanılır. Tasarruf hakkının kullanılması taşıma senedinin ibrazına bağlı tutulmuş olsa bile bu hâlde taşıma senedinin ibrazı gerekli değildir. Taşıyıcı, kendisine talimat verilen durumlarda, teslim engelinin taşıyıcının riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmamış olması şartıyla, 868 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde öngörülen istem haklarını ileri sürebilir.
(2) Gönderenin, 868 inci madde uyarınca sahip olduğu tasarruf yetkisine dayanarak malın üçüncü bir kişiye teslim edilmesi talimatını vermesinden sonra, taşıma veya teslim engeli ortaya çıkarsa, birinci fıkranın uygulanmasında, gönderilen gönderenin, üçüncü kişi de gönderilenin yerini alır.
(3) Taşıyıcı, 868 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre, uyması gereken talimatları uygun bir süre içinde alamazsa, tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi görünen tedbirleri almakla yükümlüdür. Taşıyıcı, eşyayı, boşaltıp saklayabilir, 868 inci maddenin birinci fıkrası ilâ dördüncü fıkrası hükümlerine göre tasarruf hakkını haiz kişinin hesabına saklanması için tevdi edebilir veya geri taşıyabilir. Taşıyıcı, eşyayı üçüncü bir kişiye tevdi ederse, sadece bu kişinin seçiminde gösterilmesi gereken özenden sorumludur. Bozulabilecek bir mal söz konusu ise, malın durumu böyle bir önlemi haklı kılıyorsa veya aksi takdirde oluşacak giderler malın değerine göre makul bir oranda değilse, taşıyıcı, Türk Borçlar Kanununun 108 inci madde hükmüne uygun olarak malı sattırabilir. Taşıyıcı, değerlendirilmesi imkânı bulunmayan eşyayı imha edebilir. Eşyanın boşaltılmasından sonra taşıma sona ermiş sayılır.
(4) Taşıyıcı, üçüncü fıkraya göre alınan önlemler sebebiyle gerekli giderlerin tazminini ve uygun bir ücret ister; meğerki, engel kendi riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmış olsun.
TTK 869. Madde Gerekçesi
Maddenin kaynağı CMR’nin 14-16 ncı maddeleri ve Alm TK 419 uncu paragrafıdır. Birinci fıkra: Taşıma ve teslim engelleri taşımanın sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılmasına olanak bırakmayan engellerdir. Bu engeller imkânsızlığa özgülenemez. İmkânsızlık dışında da sözleşmenin yerine getirilmesi engellenebilir. İfa engeli, taşıma sözleşmesine ilişkin olmayıp borçlar hukukunun genel hükümlerine hakim bir (yeni) yaklaşımdır. Öğretide belirtildiği gibi edimin yerine getirilmesinden sapışlar, edime mani olan aksilikler, koşullardaki değişiklikler bu kavramın kapsamındadır. Birinci fıkrada “engel” taşımanın sözleşmeye uygun yapılmasına ve teslim yerine varan eşyanın sözleşmeye uygun teslimine mani sebepler, değişiklikler ve aksilikler anlamına gelir. Bu tür bir engel ortaya çıkarsa taşıyıcı eşya üzerinde tasarruf yetkisini haiz kişiden talimat alır. Yetkili bulunamıyorsa, kanun gönderenin yetkili olarak kabul edilmesi çözümünü kabul etmiştir. Kanun bu fıkrada da riziko alanı (bakınız. 863’ün gerekçesi) doktrinini kullanmıştır. Engel taşıyıcının riziko alanına girmiyorsa taşıyıcı 868 inci maddede öngörülen talepleri haiz olur. İkinci fıkra: İkinci fıkra, özel bir hâlde talimat yetkisinin bir varsayımla kime ait olduğunu göstermektedir. Üçüncü ve dördüncü fıkra: Bu fıkra da taşıyıcının talimat alamaması halini düzenlemekte ve taşıyıcının tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi görünen önlemleri almasını ve sattırma hakkını düzenlemektedir.
Açıklama
TTK Madde 869, kara yoluyla eşya taşımasında ortaya çıkan taşıma ve teslim engellerini düzenleyerek, taşıyıcının sözleşmeyi öngörülen biçimde yerine getiremeyeceği anlaşıldığında izleyeceği yolu belirler. Hüküm CMR’nin 14-16. maddeleri ile Alman Ticaret Kanunu’nun 419. paragrafından esinlenmiştir ve TTK’nın taşıma sözleşmesine ilişkin hükümleri arasında, özellikle tasarruf hakkını düzenleyen 868. madde ile sıkı bir bağ içindedir. Engel kavramı yalnızca imkânsızlığı değil, taşımanın sözleşmeye uygun yapılmasını veya teslim yerine ulaşan eşyanın sözleşmeye uygun teslimini engelleyen her türlü aksaklığı, değişikliği ve mani sebebi kapsar. Bu noktada kanun, 863. maddenin gerekçesinde geliştirilen riziko alanı öğretisini benimsemiş, engelin hangi tarafın egemenlik sahasından kaynaklandığını sonucun belirleyici ölçütü hâline getirmiştir.
Uygulamada taşıyıcı, engelin ortaya çıktığını öğrendiğinde 868. madde uyarınca tasarruf hakkını elinde bulunduran kişiden talimat istemek zorundadır. Tasarruf hakkı gönderilene ait olduğu hâlde gönderilen bulunamıyor, ulaşılamıyor veya eşyayı teslim almaktan kaçınıyorsa, bu yetki gönderene geçer; üstelik tasarruf hakkının kullanımı normalde taşıma senedinin ibrazına bağlı olsa bile, bu istisnai durumda senet ibrazı aranmaz. İkinci fıkra, gönderenin malı üçüncü kişiye teslim talimatı vermesinin ardından engel doğarsa gönderilenin gönderenin, üçüncü kişinin de gönderilenin yerini alacağını öngörerek yetki zincirini somutlaştırır. Talimat uygun sürede gelmezse taşıyıcı, tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en uygun önlemleri almakla yükümlüdür: eşyayı boşaltıp saklayabilir, hesaba tevdi edebilir, geri taşıyabilir; bozulabilen mallarda Türk Borçlar Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca sattırabilir, değerlendirilemeyen eşyayı imha edebilir.
Bu mekanizmanın yaptırımsal boyutu, engelin kaynağının riziko alanı ölçütüyle tayin edilmesinde belirginleşir. Taşıyıcı, üçüncü fıkra kapsamında aldığı önlemler için yaptığı zorunlu giderlerin tazminini ve uygun bir ücreti isteyebilir; ancak engel kendi riziko alanına giren bir nedenden doğmuşsa bu istem hakkı doğmaz. Eşyayı üçüncü kişiye tevdi eden taşıyıcı yalnızca o kişinin seçiminde gösterilmesi gereken özenle sınırlı olarak sorumlu tutulur. Örneğin sınırda gümrük işlemlerinin tıkanması nedeniyle teslim edilemeyen soğuk zincir ürünlerinde taşıyıcı, gönderene ulaşıp talimat alamadığında malı sattırarak bedeli hesaba geçirebilir; Yargıtay’ın taşıma uyuşmazlıklarına ilişkin yerleşik içtihadında da taşıyıcının bu tür koruyucu tedbirleri zamanında almaması, kendi kusurundan doğan zarardan sorumlu tutulmasının dayanağı sayılmaktadır.
