TTK ▸ Madde 886
Madde 885←
MADDE 886

X – Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı

Madde 887→

TTK 886. Madde

(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

TTK 886. Madde Gerekçesi

Maddenin kaynakları CMR m. 29 (1), (2) cümle 1 ile Alm TK 435 inci paragrafıdır. Madde kaleme alınırken, aynı kusur derecelerini düzenleyen Tasarının 855 inci maddesinin beşinci fıkrası, 887 nci maddesi, 930 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1187 nci ve 1267 nci maddelerinin terimleriyle birlik sağlanmasına özen gösterilmiştir. Zarar taşıyıcının veya 879 uncu maddede belirtilmiş bulunan yardımcılarının kastından veya pervasızlığı ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket etmiş olmasından doğması halinde, taşıyıcı sorumluluktan kurtuluş halleriyle sınırlamalardan yararlanamaz. Hükümde geçen “pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” etmek ibaresinin anlamı üzerinde durmak gerekir. “Pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket” birlikte, yani tek bir kavram olarak değerlendirilmeli ve kasta eşit bir kusur olarak yorumlanmalıdır. “Kasta eşit kusur” ölçüsü kaynak CMR m. 29 (1) hükmünde açıkça ifade edilmiştir. Bu ibarenin CMR’nin İngilizce metninde “kasıt” karşılığı olarak “wilful misconduct” denildikten sonra “or by such default on his part as, in accordance with the law of the court or tribunal seized of the case, is considered as equivalent to wilful misconduct” denilmiştir. Bu metne göre, kasıt veya davaya bakan mahkemenin veya hakemin hukukuna göre kasta eşit olarak mütalâa edilebilecek kusur söz konusudur. Türk/İsviçre hukuklarında ağır kusur vardır, ancak bu kavramın hem sınırı hem de tanım unsuru belirsizdir. Ağır kusur daha çok kusura yakın bir şekilde anlamlandırılmaktadır. Maddede “pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle” sözcükleri kullanılarak, CMR’ye uygun olarak kasta denk düşebilecek bir kusura vurgu yapılmıştır. Bu bakımdan seçilen pervasız sözcüğü Almanca metindeki “leichtfertig”den gelmektedir.

Açıklama

Taşıma hukukunda taşıyıcıya tanınan sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve tazminat sınırlamaları, taşımanın kütlesel ve düşük marjlı yapısı gözetilerek getirilmiş ayrıcalıklı bir rejimdir. Ancak bu ayrıcalığın, taşıyıcının en ağır kusurlu davranışlarını da koruması adalet duygusuyla bağdaşmaz. TTK Madde 886, kaynağını CMR’nin 29. maddesi ile Alman Ticaret Kanunu’nun 435. paragrafından alarak, zarara kasten ya da pervasızca ve böyle bir zararın gerçekleşme ihtimalinin bilinciyle sebebiyet veren taşıyıcının bu korumadan yararlanamayacağını hükme bağlar. Düzenleme, kasta eşdeğer ağırlıkta bir kusuru, sorumluluk sınırlamasını ortadan kaldıran eşik olarak benimser.

Hükmün işleyişinde belirleyici kavram, ‘pervasızca ve zararın muhtemelen gerçekleşebileceği bilinciyle hareket’tir. Bu ibare, Almanca metindeki ‘leichtfertig’ kavramından gelir ve tek bir bütün olarak, kasta denk düşen nitelikli bir kusur biçiminde yorumlanmalıdır; sıradan ağır ihmal bu eşiği karşılamaz. İspat yükü, bu nitelikli kusurun varlığını iddia eden alacaklı üzerindedir. Koruma yalnızca taşıyıcının kendisi bakımından değil, TTK Madde 879’da belirtilen yardımcı kişiler ve fiillerinden taşıyıcının sorumlu olduğu kimseler bakımından da kalkar. Böylece taşıyıcı, çalışanının ya da alt taşıyıcısının pervasız davranışından doğan zararda da sorumluluk tavanına sığınamaz hâle gelir.

Bu hükmün pratik sonucu son derece ağırdır: nitelikli kusurun ispatı hâlinde taşıyıcı, tam zıya sınırlarından, ağırlık esaslı tazminat tavanlarından ve diğer kurtuluş sebeplerinden bütünüyle mahrum kalır ve alacaklının gerçek zararının tamamından sorumlu tutulur. Örneğin soğuk zincir gerektiren bir gıda taşımasında, soğutma ünitesinin arızalı olduğunu bilerek yola çıkan ve bozulma riskini umursamayan taşıyıcı, eşyanın değerinin çok üzerindeki tüm zarardan sorumlu olur. Yargıtay’ın taşıma uyuşmazlıklarındaki yerleşik yaklaşımı da, sorumluluk sınırlamasının kalkması için somut olayda bu nitelikli kusurun açıkça ortaya konulmasını arar; soyut iddia ya da basit ihmal, TTK Madde 886’nın ağır sonucunu doğurmaya yetmez. Mahkeme, taşıyıcının eylemini hem nesnel ağırlığı hem de zararın gerçekleşme ihtimaline yönelik bilinci yönünden ayrı ayrı değerlendirmek; pervasızlığı ve bu bilinci somut delillerle saptamak durumundadır. Bu sıkı ispat ölçüsü, sorumluluk sınırlamasının istisnai biçimde kaldırılmasını dengeli bir zemine oturtur ve taşıma piyasasındaki öngörülebilirliği koruyarak hükmün caydırıcılık işlevini güçlendirir.

Madde 885←
MADDE 886

X – Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı

Madde 887→