TBK 52. Madde
I. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
II. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
TBK 52. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 52 nci maddesinde, tazminatın indirilmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 44 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Tazminatın tenkisi” şeklindeki ibare, Tasarının 52 nci maddesinde, “2. İndirilmesi” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “zararı yapan şahsın” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “tazminat yükümlüsü” ibaresi kullanılmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde” şeklindeki ibare, Tasarının 52 nci maddesinin ikinci fıkrasında “tazminat yükümlüsü… yoksulluğa düşecek olur… ise” şeklinde değiştirilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 52, tazminatın indirilmesi veya kaldırılmasına yol açan iki farklı durumu düzenleyen önemli bir hükümdür. İki fıkradan oluşan madde, zarar görenin kendi davranışının tazminata etkisini ve hafif kusurlu tazminat yükümlüsünün yoksulluğa düşmesi durumunu ele alır. Düzenleme, orantılılık ilkesinin tazminat hukukundaki yansımasıdır.
Birinci fıkraya göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu düzenleme dört farklı indirim sebebini sayar.
Birinci sebep zarar görenin fiile rızasıdır. Zarar gören, zarara yol açan fiile önceden rıza göstermişse tazminat indirilir veya kaldırılır. Bu kural "volenti non fit injuria" (rıza gösterene zarar vermiş olmaz) ilkesinin yansımasıdır. Tipik örnekler tehlikeli sporlarda alınan risk, cerrahi müdahalelere verilen onay, kavga girişiminde karşılıklı anlaşmadır. Rızanın geçerli olması için bilinçli ve özgür iradeyle verilmiş olması gerekir.
İkinci sebep zarar görenin zararın doğmasında etkili olmasıdır. Bu "müterafik kusur" olarak adlandırılır. Zarar gören kendi kusurlu davranışıyla zararın gerçekleşmesine katkıda bulunmuşsa, kendisine atfedilebilir bu katkı oranında tazminat indirilir. Trafik kazasında hem sürücü hem yaya kusurlu ise, yayanın kusuru oranında tazminat azaltılır. Müterafik kusur hakim tarafından yüzdelik biçimde belirlenir ve tazminat bu oranda indirilir.
Üçüncü sebep zarar görenin zararın artmasında etkili olmasıdır. Zarar meydana geldikten sonra zarar görenin aldığı veya almadığı önlemler zararın büyümesine yol açmışsa tazminat indirilir. Bu "zarar azaltma yükümlülüğü" ilkesinin yansımasıdır. Zarar gören bu yükümlülüğü yerine getirmemişse, artan zararın sorumluluğunu üstlenir.
Dördüncü sebep tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmaktır. Zarar gören zarar sonrası yükümlüsünün durumunu kötüleştirecek davranışlar sergilemişse tazminat indirilebilir. Örneğin zarar görenin haksız dava açması, fail aleyhine kampanya yürütmesi, işini engellemeye çalışması gibi davranışlar bu kapsama girer.
İkinci fıkra hakkaniyet indirimini düzenler: zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hakim, tazminatı indirebilir. Bu kural çok özel bir durumda uygulanır.
Üç koşul birlikte gerçekleşmelidir. Birincisi fail hafif kusurla zarara neden olmuş olmalıdır; kasten veya ağır kusurlu davranışlarda bu indirim mümkün değildir. İkincisi tam tazminat ödemesi durumunda fail yoksulluğa düşecek olmalıdır; mali durumunun ciddi biçimde bozulması söz konusu olmalıdır. Üçüncüsü hakkaniyet bu indirimi gerektirmelidir; somut olayın özellikleri tazminat indirimini haklı kılmalıdır.
Hakkaniyet indirimi istisnai bir düzenlemedir. Zarar görenin zarara karşılık tazminat alma hakkı ile failin mali çöküntüye düşmeme hakkı arasında denge kurar. Özellikle aile ilişkilerinde, küçük meblağların söz konusu olduğu kazalarda, öğrenciler veya sabit gelirli kişilerin sorumluluğunda bu fıkra devreye girebilir.
Bu indirim tam değil kısmi olur. Tazminat tamamen kaldırılmaz; sadece miktarı azaltılır. Hakim mali durumun şiddetine ve hakkaniyetin derecesine göre orantılı bir indirim belirler. İndirim %10-50 arasında değişebilir; somut olaya göre değerlendirme yapılır.
Uygulamada maddenin her iki fıkrası sık kullanılır. Müterafik kusur özellikle trafik kazalarında kritik öneme sahiptir; yayaların, sürücülerin ve diğer katılımcıların kusurları oranlanarak tazminat paylaştırılır. Hakkaniyet indirimi ise özellikle küçük esnaf, öğrenciler ve düşük gelirli kişiler için uygulama alanı bulmaktadır.
Yargıtay kararlarında özellikle trafik kazası tazminat davalarında müterafik kusur değerlendirmesi titizlikle yapılır; bilirkişi raporları ve olay kayıtları üzerinden kusur oranları belirlenir. Hakkaniyet indirimi ise dar yorumlanarak istisnai hallerde uygulanır.
