TBK ▸ Madde 134

TBK 134. Madde

I. Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez.

II. Ancak, hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda, borç yenilenmiş olur.

III. Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.

TBK 134. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 115 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 133 üncü maddesinde, cari hesap ile yenileme arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununu 115 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Cari hesap” ifadesi, Tasarın 133 üncü maddesinde “II. Cari hesaplarda” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 134. maddesi, cari hesap ilişkilerinde yenileme kurumunun nasıl işleyeceğini düzenleyen özel bir hükümdür. Cari hesap, karşılıklı alacak ve borçların tek bir hesapta izlenerek periyodik olarak mahsup edildiği bir ticari ilişki biçimidir. Bu özel yapının yenileme ile ilişkisinin netleştirilmesi, uygulama için büyük önem taşır. Madde, 818 sayılı Kanun’un 115. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez. Bu hüküm, TBK m. 133’te düzenlenen "açık yenileme iradesi" kuralının cari hesap bağlamındaki uygulamasıdır. Taraflar arasında cari hesap ilişkisi varsa ve bir alacak bu hesaba kayıt edilmişse, bu kayıt tek başına eski borcun yenilenmiş sayılması için yeterli değildir. Alacak hesaba işlenmiş olsa bile kendi bağımsız varlığını ve fer’î haklarını korur. Bu yaklaşım, özellikle banka cari hesaplarında kredinin ipotek güvencesi gibi fer’i hakların korunması açısından kritiktir.

İkinci fıkra ise bu kuraldan önemli bir istisna getirmektedir: hesabın kesilmiş ve hesap sonucu diğer tarafça kabul edilmiş olması durumunda borç yenilenmiş olur. Cari hesap kapatma işlemi ("hesap kesme") ve sonucun kabul edilmesi, yenileme iradesinin örtülü ama açık bir göstergesidir. Hesap kesme, belirli bir döneme ait tüm alacak ve borçların mahsup edilip tek bir bakiyeye indirgenmesi işlemidir. Bu bakiyenin karşı tarafça kabul edilmesi ile tüm eski alacaklar sona erer ve yerine tek bir yeni bakiye alacağı doğar. Bu, gerçek anlamda bir yenileme işlemidir.

Üçüncü fıkra, güvencelerin durumuna ilişkin koruyucu bir hüküm getirmektedir: kalemlerden birinin güvencesi varsa aksi kararlaştırılmadıkça hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması güvenceyi sona erdirmez. Bu düzenleme, cari hesapta bir alacağın ipotek, rehin veya kefaletle güvence altına alındığı durumlarda hesap kesme sonrası güvencenin otomatik sona ermesini engeller. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça güvence devam eder ve yeni bakiye alacağına geçer. Bu yaklaşım, alacaklı lehine bir koruma sağlar ve güvencelerin kaybolmasını önler.

Doktrinde cari hesap yenilemesi, "dolaylı yenileme" veya "toplu yenileme" olarak değerlendirilmektedir. Hesap kesme işlemi ile onlarca veya yüzlerce kalem tek bir alacağa dönüşür; bu, hukuki ve pratik açıdan önemli bir yapısal değişimdir. Yargıtay kararları, hesap kesme ve kabul işlemlerini titizlikle incelemekte; özellikle güvencelerin sürdüğüne ilişkin fıkra hükmünü dikkatle uygulamaktadır. Cari hesap sözleşmesinin varlığının da ayrıca ispatlanması gereken bir konu olduğu vurgulanır; her kayıt ilişkisi cari hesap değildir.

Uygulamada bu madde özellikle banka cari hesaplarında, tacirler arasındaki sürekli ticaret ilişkilerinde, gümrük komisyoncularının ithalatçılarla olan hesaplaşmalarında, franchise ilişkilerinde önemli işlev görür. Türk Ticaret Kanunu’nun cari hesaba ilişkin özel hükümleri bu düzenlemeyi tamamlar. Cari hesap mekanizması, ticari hayatın akıcılığını sağlarken, güvencelerin ve hak ilişkilerinin karmaşıklaşmasına da yol açar; TBK m. 134 bu karmaşıklığa açıklık getiren kritik bir hükümdür.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-134/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık