TBK 142. Madde
Borçlunun iflası hâlinde alacaklılar, muaccel olmasalar bile, alacaklarını, müflise olan borçları ile takas edebilirler.
TBK 142. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 121 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 141 inci maddesinde, borçlunun iflâsı hâlinde takas düzenlenmektedir.
Maddede, Tasarının 138 inci maddesinde öngörülen koşullardan muacceliyetin aranmayacağı bir durum düzenlenmektedir. Böylece, takasın koşullarına ilişkin bir istisnaya yer verilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 142. maddesi, borçlunun iflâsı durumunda takas kurumuna getirilen özel bir kolaylığı düzenleyen hükümdür. İflâs, borçlunun mali durumunun kritik şekilde kötüleşmesi ve alacaklıların alacaklarını tahsil imkânının tehlikeye girmesi hâlidir; bu özel durumda alacaklıların korunması için takas koşullarında istisnalar öngörülmüştür. Madde, 818 sayılı Kanun’un 122. maddesini karşılamaktadır.
Madde, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların muaccel olmasalar bile alacaklarını müflise olan borçları ile takas edebileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, TBK m. 139’da belirlenen genel takas koşullarından bir önemli istisna getirmektedir. Normal şartlarda takas için her iki borcun da muaccel olması şartı aranırken, iflâs hâlinde bu koşul bertaraf edilir ve muaccel olmayan alacaklar da takasa konu edilebilir.
Bu istisnanın hikmeti ekonomik ve hukukî açıdan oldukça önemlidir. İflâs hâli, alacaklının normal koşullarda alacağını tam olarak tahsil edememe riskini ortaya çıkarır. Alacaklılar iflâs masasına başvurduklarında genellikle alacaklarının ancak bir kısmını tahsil edebilmekte, pay oranına göre sınırlı ödeme almaktadırlar. Eğer takas için muacceliyet şartı aranırsa, henüz muaccel olmayan alacağı olan kişi, müflise olan borcunu tam olarak ödemek zorunda kalacak; ancak kendi alacağını sadece iflâs payı oranında tahsil edebilecektir. Bu durum, alacaklı aleyhine büyük bir dengesizlik yaratır.
Takas istisnası bu dengesizliği ortadan kaldırır. Alacaklı, müflise olan borcunu öderken kendisinin henüz muaccel olmayan alacağını mahsup edebilir; böylece iflâs riskinden korunmuş olur. Örneğin A, B’ye 100 bin TL borçludur (muaccel). B ise A’ya gelecek ay muaccel olacak 80 bin TL borçludur. B iflâs ederse, A bu 80 bin TL’lik gelecek alacağını da takasa konu ederek sadece 20 bin TL ödeme yapma hakkına sahip olur. Bu, iflâsın ortaya çıkardığı finansal riski paylaştırmanın adil bir yoludur.
Doktrinde bu hüküm, "iflâs risklerine karşı alacaklı korunması" prensibinin açık bir ifadesi olarak kabul edilmektedir. İcra İflâs Kanunu’nun ilgili hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde, Türk hukuku iflâs durumlarında alacaklıları çeşitli araçlarla korumaktadır. Yargıtay kararları, iflâs hükmünün kesinleşmesi ile birlikte bu takas hakkının doğduğunu; ancak iflâs masasına karşı takas beyanında bulunulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Uygulamada bu madde özellikle banka iflâslarında, büyük şirket konkordato ve iflâs süreçlerinde, holding iflâslarında büyük önem taşır. Banka mevduat sahipleri, kendi bankalarına olan kredi borçları varsa bu borçları mevduatlarıyla takas edebilirler. Tacirler arasındaki cari hesap ilişkilerinde bir tarafın iflâs etmesi hâlinde karşı tarafın tüm alacaklarını takasa konu edebilmesi bu hüküm sayesindedir. Bu düzenleme, ekonomik krizler ve ticari risklere karşı hukuki sistemin sağladığı önemli bir güvencedir.
