TBK ▸ Madde 424

TBK 424. Madde

I. Yıllık ücretli izinler, kural olarak aralıksız biçimde verilir; ancak tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünerek de kullanılabilir.

II. İşveren, yıllık ücretli izin tarihlerini, işyerinin veya ev düzeninin menfaatleriyle bağdaştığı ölçüde, işçinin isteklerini göz önünde tutarak belirler.

TBK 424. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “c. Kullanılması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının iki fıkradan oluşan 423 üncü maddesinde, yıllık ücretli izinlerin kullanılmasının tâbi olduğu kurallar düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, yıllık ücretli izinlerin kural olarak aralıksız biçimde verileceği; ancak tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünerek de kullanılabileceği belirtilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, işveren yıllık ücretli izin tarihlerini, iş yerinin veya ev düzeninin çıkarlarıyla bağdaştığı ölçüde, işçinin isteklerini göz önünde tutarak belirler.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 329c maddesi göz önünde tutulmuştur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 424. maddesi, yıllık ücretli izinlerin zaman dilimi ve bütünlüğü bakımından nasıl kullanılacağını, izin tarihlerinin belirlenmesinde çıkar dengesinin nasıl kurulacağını düzenleyen, iznin koruyucu işlevini somutlaştıran temel hükümdür. Yıllık iznin yalnızca süre olarak tanınması değil; fiilen, etkili ve dinlendirici biçimde kullandırılması amaçlanmaktadır.

Birinci fıkra, yıllık ücretli izinlerin kural olarak aralıksız biçimde verileceğini düzenlemektedir. "Aralıksız" kuralının gerekçesi, iznin bir bütün olarak işçiye bedensel ve ruhsal dinlenme imkânı sağlama amacıdır; izin küçük parçalara bölündüğünde bu amaç zayıflayacaktır. Bununla birlikte hüküm, tarafların anlaşmasıyla iznin ikiye bölünerek kullanılabileceğine de açıkça imkân tanımaktadır. Anlaşma gerek açık gerek zımni yapılabilirse de ispat bakımından yazılı talep ve onay pratiği yerleşmiştir. İkiye bölme sınırının aşılması, örneğin üç veya dört parçaya bölerek kullandırma, kanuna aykırıdır; ancak 4857 sayılı İş Kanunu m.56/III’te iznin anlaşma ile parçalara bölünmesi — bir bölüm on günden az olmamak üzere — farklı düzenlendiğinden İş Kanunu kapsamındaki işçiler için o rejim geçerlidir.

İkinci fıkra, izin tarihlerinin belirlenmesinde çıkar dengesinin kurulma yöntemini göstermektedir. İşveren, işyerinin veya ev düzeninin menfaatleriyle bağdaştığı ölçüde işçinin isteklerini göz önünde tutarak izin tarihlerini belirler. Düzenlemenin yapısı, yönetim yetkisinin işverende olduğunu ancak bu yetkinin mutlak olmadığını, işçinin dinlenme ihtiyacı, aile planı, eğitim dönemi gibi haklı beklentilerinin iyiniyetle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar. İşverenin keyfi biçimde ve işçinin haklı beklentilerini tamamen yok sayan bir tarih belirlemesi, dürüstlük kuralına (TMK m.2) ve yönetim yetkisinin kötüye kullanılması yasağına aykırıdır.

"Ev düzeni" kavramının hükme alınmış olması, TBK’nın yalnızca sanayi ve hizmet sektöründeki işçiyi değil, ev hizmetlerinde çalışan işçileri de kapsadığını göstermektedir. Bu, Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesi düzenlemesinin genel nitelikte olduğunu vurgular.

Uygulamada izin tarihlerinin yıl başında planlanan bir "izin takvimi" ile belirlenmesi, işçi taleplerinin yazılı olarak toplanması ve talep-karar süreçlerinin belgelenmesi işverene ispat kolaylığı sağlar. İşçinin de talebini zamanında ve işyerinin iş akışıyla uyumlu biçimde iletmesi, haklı beklentisinin tartışılabilirliğini güçlendirir.

İznin fiilen kullandırılmaması hâlinde işçinin dinlenme hakkı ihlal edilmiş olur; bu durumda sözleşmenin devamı sırasında kural olarak para ödemesiyle hak ortadan kalkmaz, yalnızca sözleşmenin sona ermesinde TBK m.425/III uyarınca ücret alacağına dönüşür. İşveren izin tarihlerini keyfi biçimde geciktirerek hakkı anlamsızlaştıramaz; aksi hâller iş sözleşmesinin işçi lehine haklı nedenle feshine dahi dayanak olabilir.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-424/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık