TBK ▸ Madde 425

TBK 425. Madde

I. İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür.

II. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, işverenden alacağı para ve başka menfaatler karşılığında yıllık ücretli izin hakkından feragat edemez.

III. Hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazanıp da kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı, hizmet sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar.

TBK 425. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “d. Ücreti” kenar başlıklı yeni bir maddedir.

Tasarının dört fıkradan oluşan 424 üncü maddesinde, işçinin izin süresine ait ücreti düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, “işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür.” Benzer bir düzenleme, 4857 sayılı İş Kanununun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.” şeklinde yer almaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, işçinin, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, işverenden alacağı para ve başka menfaatler karşılığında, yıllık ücretli izin hakkından feragat edemeyeceği belirtilmiştir. Yine, 4857 sayılı İş Kanununun 53 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği ifade edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, hizmet sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazanıp da kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenecektir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımının başlangıcı, hizmet sözleşmesinin sona erdiği tarihtir. Bu fıkra, 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasından aynen alınmıştır.

Maddenin son fıkrasında ise, yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin bu süre içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığının anlaşılması durumunda, işverenin izin süresi için ödediği ücreti geri alabileceği belirtilmiştir. Bu fıkra da, 4857 sayılı İş Kanununun 58 inci maddesinden aynen alınmıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 329d maddesi de göz önünde tutulmuştur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 425. maddesi, yıllık ücretli iznin parasal boyutunu üç temel eksende düzenler: iznin başlamasından önce ücretin peşin ya da avans olarak ödenmesi, hizmet ilişkisi sürdüğü müddetçe izin hakkından para karşılığı feragat edilemeyeceği ve sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde kullandırılmayan iznin son ücret üzerinden ödenmesi. Böylece dinlenme hakkının hem süresi hem parasal güvencesi işçi lehine korunmaktadır.

Birinci fıkra, işverene yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye izin süresine ilişkin ücretini, izne başlamasından önce peşin ya da avans olarak ödeme yükümlülüğü getirir. Bu düzenlemenin amacı, işçinin izin döneminde ekonomik baskı altında kalmadan gerçek anlamda dinlenebilmesidir. "Peşin veya avans" seçeneği, muhasebe uygulamasına esneklik tanısa da iznin başlangıç tarihinde parasal hakkın işçinin elinde bulunmasını zorunlu kılar. Ödemenin geciktirilmesi, iznin fiilen kullanılmasına engel olduğu ölçüde dinlenme hakkının ihlali sonucunu doğurur ve işçi, sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir.

İkinci fıkra, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işçinin, işverenden alacağı para ve başka menfaatler karşılığında yıllık ücretli izin hakkından feragat edemeyeceğini emredici biçimde düzenler. Bu kural, izin hakkının kişisel, devredilmez ve paraya çevrilemez niteliğini açıkça ortaya koyar. Sözleşme döneminde "izin yerine para" anlaşmaları geçersizdir; izin kullanılmamışsa ancak sözleşme sona erdiğinde ücrete dönüşür. Bu kuralın anayasal dayanağı dinlenme hakkının koruma altına alınması, uluslararası dayanağı ise ILO 132 sayılı Sözleşmesi ile Avrupa Sosyal Şartı’dır.

Üçüncü fıkra, hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazandığı ancak kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden işçiye veya hak sahiplerine ödeneceğini düzenler. Hesaplama son brüt ücret üzerinden yapılır; ikramiye, prim gibi düzenli ödemelerin bu hesaba dahil edilmesi tartışmalı olsa da yerleşik içtihatta temel ücret esas alınır. "Hak sahipleri" ifadesiyle işçinin ölümü hâlinde alacağın mirasçılarına intikal edeceği de teyit edilmiştir.

Aynı fıkrada zamanaşımının sözleşmenin sona erdiği tarihte işlemeye başlayacağı açıkça belirtilmiştir. Böylece her yıl için ayrı zamanaşımı tartışmasına son verilmiş, tüm birikmiş izin alacakları tek bir zamanaşımı başlangıcına bağlanmıştır. TBK m.147/1’e göre işçilik alacaklarında zamanaşımı beş yıl olup fesih tarihinden itibaren beş yıl içinde yıllık izin ücret alacağı dava edilebilir.

Uygulamada, kullanılmamış izinleri kanıtlamak işçiye, kullandırıldığını ispatlamak işverene aittir; yerleşik içtihatta bu ispat ancak imzalı izin defteri veya eşdeğer belge ile mümkündür, tanık beyanı yetersizdir.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-425/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık