TBK 431. Madde
Taraflardan her birinin, belirsiz süreli sözleşmeyi fesih sürelerine uyarak feshetme hakkı vardır.
TBK 431. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 340 ıncı maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 430 uncu maddesinde, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih hakkı düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 340 ıncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Feshin ihbarı ve kanunî müddetler / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Belirsiz süreli sözleşmede / 1. Genel olarak fesih hakkı” şekline dönüştürülmüştür.
Maddede, taraflardan her birinin belirsiz süreli hizmet sözleşmesini Tasarının 431 inci maddesinde öngörülen fesih bildirim sürelerine uymak suretiyle feshedebileceği kabul edilmiştir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 335 inci maddesinin birinci fıkrası göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 431. maddesi, belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin genel kuralı, sade ve net bir biçimde ortaya koymakta; belirsiz sürelilikle bağlantılı özgürlük anlayışının temel ifadesini oluşturmaktadır. Hüküm tek fıkradan oluşur ve belirsiz süreli sözleşmelerin kendine özgü yapısını ele alır.
Madde, "Taraflardan her birinin, belirsiz süreli sözleşmeyi fesih sürelerine uyarak feshetme hakkı vardır." şeklinde kaleme alınmıştır. Bu basit hüküm, aslında iki temel prensibi bir arada taşır: Belirsiz süreli sözleşmelerin fesih özgürlüğü ve fesih sürelerine uyma yükümlülüğü. Her iki prensip birlikte değerlendirilmediğinde, belirsiz süreli sözleşmelerin ne sürekli bir kölelik ilişkisine dönüşmesine ne de ani ve keyfi fesihlere imkân verilmesine izin verilmiş olur.
Fesih özgürlüğü, belirsiz süreli sözleşmelerin tanımı gereği süresinin belirli olmamasından doğar. Süre kararlaştırılmamış olduğu için taraflardan birinin sözleşmeyi süresiz olarak sürdürmeye zorlanması, Anayasal çalışma özgürlüğüne ve kişi hürriyetine aykırı olurdu. Bu yüzden taraflara tek taraflı irade beyanıyla sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanınmıştır. Feshin nedenine bağlı olmaksızın yapılabilmesi, "olağan fesih" veya "süreli fesih" adıyla anılan bu kurumun temel özelliğidir.
Fesih sürelerine uyma yükümlülüğü ise fesih özgürlüğünün karşı tarafa verdiği zararı sınırlandıran, ilişkinin düzenli biçimde sonlandırılmasını sağlayan koruyucu bir dengedir. Fesih süreleri TBK m.432’de hizmet süresine göre kademeli olarak belirlenmiştir: Bir yıla kadar iki hafta, bir yıldan beş yıla kadar dört hafta, beş yıldan fazla altı hafta. Bu süreler kısaltılamaz, ancak artırılabilir; karşılıklılık ilkesi gereği her iki taraf için aynı olmalıdır. Fesih süresine uyulmaksızın yapılan feshin hukuki sonucu, TBK m.437-438 uyarınca tazminat sorumluluğudur.
Hüküm, hem işçi hem işveren için geçerli olup "taraflardan her biri" ifadesiyle iki yönlü yapısı vurgulanmıştır. Ancak uygulamada belirsiz süreli iş sözleşmelerinin büyük çoğunluğu 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bulunduğundan, İş Kanunu m.17’deki bildirim süreleri ve m.18-21’deki iş güvencesi hükümleri öncelikle uygulanır. TBK m.431, İş Kanunu kapsamı dışında kalan hizmet ilişkileri (ör. bazı serbest meslek çalışanları, şirketler grubunda üst düzey yöneticiler) bakımından belirleyici işlev görür.
Fesih hakkının kötüye kullanılması hâlinde TBK m.434 uyarınca üç katı tazminat gündeme gelir. Bu düzenleme, fesih özgürlüğünün sınırsız olmadığını; dürüstlük kuralına, eşit davranma yükümlülüğüne ve işçinin kişilik haklarına aykırı fesihlere yaptırım uygulanacağını göstermektedir. Böylece belirsiz süreli sözleşme, hem esnek hem de işçi lehine dengeli bir hukuki araç olarak işlev görür.
