TBK 442. Madde
I. Sözleşmenin sona ermesiyle, sözleşmeden doğan bütün borçlar muaccel olur.
II. Muacceliyet anı, işçinin aracılığı suretiyle kurulan hukuki ilişkilerde üçüncü kişinin üstlendiği borç, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra tamamen veya kısmen ifa edilecekse altı aya; dönemsel edimler içeren ilişkilerde bir yıla; sigorta sözleşmelerinde veya ifası altı aydan uzun bir süreye yayılmış olan işlerde ise iki yıla kadar, yazılı bir anlaşmayla ertelenebilir.
III. Üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde ürün payı belirlenir belirlenmez, cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise pay, hesap dönemini izleyen en geç üç ay sonunda muaccel olur.
TBK 442. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “VI. Sözleşmenin sona ermesinin sonuçları / 1. Borçların muaccel olması” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının üç fıkradan oluşan 441 inci maddesinde, sona eren hizmet sözleşmesinden doğmuş borçların muaccel olması düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında hizmet sözleşmesinin sona ermesinin, o sözleşmeden doğan bütün borçları muaccel hâle getireceği belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında, özellik arzeden hizmet sözleşmelerinin sona ermesi nedeniyle sözleşmeden doğan borçların muacceliyet ânının yazılı bir anlaşmayla uzatılabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, işçinin aracılığı suretiyle kurulan hukukî ilişkilerde üçüncü kişinin üstlendiği borç, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra tamamen veya kısmen ifa edilecekse, muacceliyet ânı altı aya; dönemsel edimler içeren ilişkilerde bir yıla; sigorta sözleşmeleri veya ifası altı aydan daha uzun bir süreye yayılmış olan işlerde ise, iki yıla kadar ertelenebilecektir. Bu fıkra uyarınca, işçinin aracılığıyla kurulan hukukî ilişkilerde hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleştirilen ifa nedeniyle işçinin hak edeceği ücret alacağının muacceliyet ânı, yazılı anlaşmayla en çok iki yıl süreyle ertelenebilecek, böylece söz konusu alacağın, Tasarının 148 inci maddesi karşısında zamanaşımına uğraması önlenerek, işçi korunmuş olacaktır.
Maddenin son fıkrasına, Tasarının 405 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme aynen alınmıştır. Böylece asıl ücrete ek olarak üretilenden pay verilmesinin öngörüldüğü durumlarda, ürün payının belirlendiği anda, cirodan veya kârdan pay verilmesinin kararlaştırıldığı durumlarda ise, payın hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek muaccel olacağı kabul edilmiştir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 339 uncu maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 442. maddesi, hizmet sözleşmesinin sona ermesinin, ondan doğan tüm borçlar üzerinde doğurduğu muacceliyet etkisini düzenler. Üç fıkradan oluşan bu hüküm, sözleşmenin sona ermesiyle doğan hakların ne zaman talep edilebilir (muaccel) hâle geleceğine ilişkin temel kuralları belirler; istisnai durumlara ilişkin erteleme olanakları ve dönemsel edim sistemlerinin özel hesap biçimlerini düzenler.
Birinci fıkra, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte sözleşmeden doğan bütün borçların muaccel olacağını düzenler. Bu kural, hizmet sözleşmesinden doğan tüm parasal ve parasal nitelikteki yükümlülüklerin sözleşmenin sona erdiği anda talep edilebilir hâle geleceğini; artık taraflardan birinin bu borçların vadesinin gelmediği savunmasına tutunamayacağını ortaya koyar. İşçinin ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, prim, ikramiye, tazminat talepleri; işverenin tazminat, ceza koşulu, avansların iadesi talepleri sözleşmenin sona erdiği andan itibaren talep edilebilir. Bu kuralın pratik sonucu, zamanaşımı ve faiz hesaplarında başlangıç noktasının sözleşmenin sona ermesi olmasıdır.
İkinci fıkra, muacceliyet anının yazılı bir anlaşmayla ertelenebileceği istisnai durumları düzenler. Üç ayrı erteleme senaryosu öngörülmüştür: Birincisi, işçinin aracılığı suretiyle kurulan hukuki ilişkilerde üçüncü kişinin üstlendiği borç sözleşmenin sona ermesinden sonra tamamen veya kısmen ifa edilecekse, muacceliyet altı aya kadar ertelenebilir. İkincisi, dönemsel edim içeren ilişkilerde bir yıla kadar erteleme yapılabilir. Üçüncüsü, sigorta sözleşmeleri veya ifası altı aydan uzun süreye yayılmış işlerde iki yıla kadar erteleme mümkündür. Yazılı anlaşma şartı, bu önemli ertelemenin ispat ve dikkat güvencesi amacıyla konulmuştur.
Bu erteleme imkânı işçinin korunması amacıyla çift yönlü işler. Özellikle komisyon ya da ikramiye üzerinden çalışan işçiler bakımından, sözleşme sona erdikten sonra üçüncü kişinin borcunu ifa etmesi beklenmektedir; bu nedenle işçinin prim veya komisyon alacağı henüz somutlaşmamış olabilir. Erteleme imkânı, bu alacağın zamanaşımına uğramadan beklenmesini sağlar. Nitekim TBK m.147/1’e göre beş yıllık zamanaşımı süresi, muacceliyet ânından itibaren başlar; dolayısıyla ertelenmiş muacceliyet, zamanaşımının başlangıcını da ileri taşır.
Üçüncü fıkra, üretilenden pay verilmesi öngörülen hâllerde ürün payının belirlenir belirlenmez; cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde ise payın hesap dönemini izleyen en geç üç ay sonunda muaccel olacağını düzenler. Bu hüküm TBK m.405/III’teki hesap dönemi ilkesinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi durumunda da geçerli olduğunu teyit eder. Ürün payı (ör. tarım sözleşmelerinde hasat payı) ürünün belirlendiği anda; ciro veya kâr payı ise muhasebe dönemine göre hesaplanacağı için hesap dönemini izleyen üç ay içinde muaccel olur.
Uygulamada bu hükümler, özellikle pazarlamacı, satış temsilcisi, yönetici pozisyonundaki işçilerin performans ve kâr primlerinin hesaplanması ve ödenmesinde büyük önem taşır. Yazılı erteleme anlaşmaları, son ücret ve prim hesap cetvelleri, muhasebe kayıtlarıyla birlikte zamanaşımı savunması gündeme gelebileceğinden işçinin haklarını süresinde dava etmesi belirleyicidir.
