Köyün yanına maden ya da taş ocağı açılacağını öğrenen köylü, bunu bir askı ilanındaki ÇED olumlu kararı ifadesini görerek öğrenebilir. Bu karar, projenin çevre bakımından sakıncalı görülmediğini belirten Bakanlık kararıdır. Karara karşı kural olarak idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Ancak bu dava, genel idari davalardan farklı olarak ivedi yargılama usulüne tabidir. Bu usulde dava açma süresi altmış değil otuz gündür. İdare, işlemde kanun yolunu ve süresini göstermek zorundadır (Anayasa m. 40/2); ilanda süre yazmıyorsa bu durum ayrıca değerlendirilmelidir. Üstelik Bakanlığa itiraz dilekçesi vermek bu süreyi durdurmaz. Bu yazı; ÇED sürecinde halkın katılımını, kararın ilanını, sürenin hesabını ve kimin dava açabileceğini ele alır. Ayrıca yürütmenin durdurulması, deliller ve kanun yolu da maden ve taş ocağı projeleri üzerinden anlatılır.
Son güncelleme: 02.11.2026. Mevzuat kontrolü, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin mevzuat.gov.tr’de yayımlanan güncel metinleri üzerinden yapılmıştır. Yönetmeliğe işlenmiş son değişiklik, 5/3/2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
ÇED Olumlu Kararı Nedir?
Çevre Kanununun 10. maddesine göre çevre sorunlarına yol açabilecek faaliyet planlayan kurum, kuruluş ve işletmeler, ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, sürecin sonunda verilen kararı belirleyici kılar. ÇED olumlu kararı alınmadıkça projeye onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez. Proje için yatırıma da başlanamaz ve ihale yapılamaz.
Kanunun resmî metni 2872 sayılı Çevre Kanunu sayfasında yer alır. Fıkraya 19/7/2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanunla bir cümle eklenmiştir. Buna göre kararın henüz alınmamış olması, teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel değildir. Kısacası proje sahibi diğer izinlere paralel olarak başvurabilir; ancak bu izinler karar alınmadan verilemez.
Yönetmelik kararın içeriğini de tanımlar (m. 4/1-i). Bu tanıma göre ÇED olumlu kararı, projenin olası olumsuz etkilerinin alınacak önlemlerle kabul edilebilir düzeyde kaldığını belirleyen Bakanlık kararıdır. Karar, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirtir. Sonraki izinler bu karara bağlı olduğundan, projeye karşı çıkan köylü bakımından dava konusu edilecek ilk işlem çoğu durumda budur.
Ek-1 ve Ek-2 projeleri: iki farklı yol
Yönetmelik projeleri iki listeye ayırır. Ek-1 listesindeki projeler için ÇED raporu hazırlanması zorunludur (m. 7). Ek-2 listesindeki projeler ise önce proje tanıtım dosyasıyla ön incelemeye tabi tutulur (m. 15). Bir maden veya taş ocağının hangi listeye girdiği, Yönetmelik eklerindeki proje türüne ve eşik değerlere göre belirlenir. Bu yazı eşik değerleri aktarmadığı için somut projede listelerin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Ek-2 projelerinde Bakanlık, inceleme sonunda ya ÇED olumlu kararı ya da “ÇED raporu hazırlanmalıdır” kararı verir (m. 17/1). Eskiden Kanunda yer alan “ÇED gerekli değildir” kararı ibaresi, 7554 sayılı Kanunla 10. maddeden çıkarılmıştır. Yönetmeliğin 17. maddesi de 5/3/2026 tarihli değişiklikle başlığıyla birlikte değiştirilmiştir. Bu Kanun hükmü yürürlüğe girmeden önce Ek-2 listesi kapsamında verilmiş “sakınca görülmediği” kararları için ayrı bir geçiş hükmü vardır. Bu hükme göre geçerliliği süren kararlara, Yönetmeliğin ilgili bölümlerindeki ÇED olumlu kararı hükümleri uygulanır (Geçici m. 1/2).
Maden ve Taş Ocağı Projelerinde Halkın Katılımı ve İlan
Ek-1 projelerinde süreç başladığında Bakanlık ve il müdürlüğü, görüş verilebileceğine dair duyuruyu internet sayfasında ilan eder. İl müdürlüğü bunu askıda ilan ve anons gibi yollarla da halka duyurur (m. 8/4). Ardından projeden en çok etkilenecek halkın kolayca ulaşabileceği bir yerde bilgilendirme toplantısı yapılır (m. 9/1). Raporu hazırlayan yetkili kuruluş, toplantının tarihini, yerini ve konusunu en az 10 takvim günü önce yerel bir yayında ve yaygın bir gazetede yayımlatır (m. 9/2).
Toplantı tutanağı, halkın dile getirdiği görüş, öneri ve itirazları gösterir (m. 9/3). Rapor, inceleme aşamasında da halkın görüşüne açılır ve ilgililer görüşlerini Bakanlığa veya il müdürlüğüne bildirebilir (m. 11/3-4). Komisyon ise halktan gelen görüşlere çözüm getirilip getirilmediğini incelemekle görevlidir (m. 12/11-d). Son şekli verilen rapor, karar öncesinde 10 takvim günü daha görüşe açılır (m. 14/1). Bu aşamalarda verilen yazılı itirazlar, sonraki davada önemli bir delil olabilir. Örneğin köyün su kaynağına ilişkin bir itirazın raporda karşılıksız kalması, davada hukuka aykırılık sebebi olarak ileri sürülebilir.
Proje tanıtım dosyasıyla yürüyen Ek-2 sürecinde ise Yönetmeliğin 16. ve 17. maddeleri ayrıca bir halk toplantısı öngörmez. Bu nedenle bu projelerde karar ilanını yakından takip etmek daha da önem kazanır.
ÇED olumlu kararı nasıl ilan edilir?
Ek-1 projelerinde Bakanlık ve il müdürlüğü, kararı verildiği tarihten itibaren internet sitesinde süresiz olarak yayımlar. Askıda 30 takvim günü süren ilan da kararı halka duyurur (m. 14/4). Ek-2 projelerinde ilanı il müdürlüğü yapar; ÇED olumlu kararı internet sayfasında süresiz, askıda 30 takvim günü kalır (m. 17/1). Askı ilan yerleri, il müdürlüğü, kaymakamlık ve muhtarlıkta bulunan ilan yerleridir (m. 4/1-b). Dolayısıyla köylü, ÇED olumlu kararı askıya çıktığında bunu muhtarlıktaki ilandan da öğrenebilir. Yönetmeliğin güncel metni Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği sayfasında yer alır.
ÇED Olumlu Kararı İçin Dava Açma Süresi: Neden 60 Değil 30 Gün?
İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmemişse altmış gündür (İYUK m. 7/1). ÇED kararları bakımından ise Kanunun 20/A maddesi farklı bir kural koyar. Bu madde, Çevre Kanunu uyarınca çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararları ivedi yargılama usulüne bağlar. İdari yaptırım kararları bu kapsamın dışındadır (İYUK m. 20/A-1-e).
İYUK m. 20/A güncel kanun metni →
İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür (m. 20/A-2-a). Ayrıca üst makama başvurmayı düzenleyen 11. madde uygulanmaz (m. 20/A-2-b). Genel usulde üst makama başvuru, işlemeye başlamış dava süresini durdurur. ÇED kararlarında ise Bakanlığa itiraz dilekçesi vermek otuz günlük süreyi durdurmaz. Bu nedenle itiraz dilekçesi verilmiş olsa bile iptal davası süresi içinde açılmalıdır.
Süre aşımı, dava dilekçesinin ilk incelemesinde denetlenen konulardandır (İYUK m. 14/3-e). Mahkeme, süresinde açılmayan davayı ilk inceleme üzerine reddeder (m. 15/1-b). Genel altmış günlük sürenin başka bir idari işlemde nasıl işlediği ayrıca incelenebilir. Disiplin cezasına itiraz süresi ve iptal davası yazısı bu genel kuralı başka bir işlem türü üzerinden anlatır. İvedi usulün dışında kalan bir idari para cezasında sürenin nasıl işlediği ise daire aldıktan sonra gelen imar para cezası yazısında ele alınır.
Otuz günlük süre hangi tarihten başlar?
Yönetmelik, kararın nasıl ilan edileceğini düzenler; ancak dava süresinin hangi tarihten başlayacağına dair ayrı bir hüküm içermez. Sürenin başlangıcı bu yüzden İYUK’un genel hükümlerine göre belirlenir. Kanuna göre süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m. 7/2-a).
İYUK m. 7 güncel kanun metni →
Yönetmelik, verilen kararın proje sahibine, görüşü alınan kurumlara ve raporu hazırlayan kuruluşa bildirilmesini öngörür (m. 14/3). Projeye yakın oturan kişilere ise ayrıca bir bildirim öngörmez; karar onlara ilan yoluyla duyurulur. Bu durumda süreyi başlatan tarih, ilan tarihi, askı süresinin bitimi ve öğrenme tarihi gibi ölçütlere göre somut olayda değerlendirilir. Öte yandan İYUK m. 7/4’teki ilan kuralı düzenleyici işlemler içindir; ÇED olumlu kararı ise belirli bir projeye ilişkin bir karardır.
Bu belirsizlik, hesabın temkinli yapılmasını gerektirir. Hak kaybını önlemek için otuz gün, kararın ilan edildiği veya öğrenildiği tarihlerden en erken olanı esas alınarak hesaplanmalıdır. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden işlemeye başlar (İYUK m. 8/1). Son gün tatile rastlarsa süre, izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar (m. 8/2). Sürenin bitimi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süre, ara vermenin bittiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır (m. 8/3).
ÇED Olumlu Kararına Karşı Kim Dava Açabilir?
İptal davası, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılır. Kanun bu davayı, menfaatleri ihlal edilenlerin açabileceği bir dava olarak düzenler (İYUK m. 2/1-a). Tam yargı davası ise kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlere tanınır (m. 2/1-b). Dolayısıyla iptal davası için Kanun, bir hakkın değil menfaatin ihlalini arar.
İYUK m. 2 güncel kanun metni →
Proje alanına yakın oturan köylü, arazisi etkilenecek malik veya suyunu aynı kaynaktan alan kişi bu bakımdan değerlendirilebilir. Menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığına mahkeme karar verir. Bu değerlendirmede kişinin proje alanına uzaklığı ile taşınmazının veya geçim kaynağının etkilenip etkilenmediği önem taşıyabilir. Ehliyet de dilekçenin ilk incelemesinde denetlenen konulardandır (İYUK m. 14/3-c). Bu yüzden iptal davası dilekçesinde davacının projeyle bağı somut olarak gösterilmelidir.
Çevre derneği veya vakfı da dava açmayı düşünebilir. Bu durumda tüzükteki amaç ile dava konusu arasındaki bağ, menfaat değerlendirmesinde ayrıca incelenebilir. Köy tüzel kişiliği adına açılacak davada ise temsil, köy mevzuatındaki kurallara bağlıdır; bu yazı o hükümleri incelememiştir. Çevre Kanunu, çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkını genel ilke olarak tanır (m. 3/e). Ne var ki bu ilke, dava ehliyetini belirleyen bir usul kuralı değildir.
Dava Kime Karşı ve Hangi Mahkemede Açılır?
Davalı idare
İptal davasında davalı, işlemi yapan idaredir. Yönetmeliğe göre “ÇED Olumlu” kararını verme yetkisi Bakanlığa aittir (m. 5/1). Bakanlık, Ek-2 projeleri için bu yetkiyi sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. İl müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının taşra birimidir (Yön. m. 4/1-ü; Çevre Kanunu m. 24/3). Bu nedenle davacı, davayı kural olarak Bakanlığa yöneltir. Ancak Bakanlık Ek-2 projelerinde karar yetkisini il müdürlüğüne devredebilir; bu durumda kararı veren idare ayrıca belirlenmelidir (Yönetmelik m. 5/1).
Proje sahibi şirket, kararın muhatabı olsa da kural olarak davalı idare değildir. Bununla birlikte kararın iptali, proje sahibinin hukukunu doğrudan etkiler. İdari yargıda davanın ihbarı mahkeme tarafından re’sen yapılır; üçüncü kişilerin davaya katılmasında ise HMK hükümleri uygulanır (İYUK m. 31/1). Dava yanlış hasma karşı açılırsa mahkeme dilekçeyi tespit edeceği gerçek hasma tebliğ eder (m. 15/1-c).
Görevli ve yetkili mahkeme
İdare mahkemeleri, ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarına bakar (2576 sayılı Kanun m. 5/1-a). Belirli bir projeye ilişkin bir işlem olduğundan, ÇED olumlu kararı bakımından görevli mahkeme kural olarak idare mahkemesidir. Ancak iş birden çok idare mahkemesinin yetki alanına giriyorsa Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevli olabilir (2575 sayılı Kanun m. 24/1-e). Birkaç ilden geçen bir hat projesi bu duruma örnek olabilir.
Görev hükümleri saklı kalmak şartıyla, Kanunda veya özel kanunlarda yetkili mahkeme gösterilmemişse, işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir (İYUK m. 32/1). Buna karşılık imar, kamulaştırma ve ruhsat gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (İYUK m. 34/1). Maden veya taş ocağı belirli bir taşınmaz üzerinde kurulsa da bu tek başına yetkiyi belirlemez. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi, uyuşmazlık taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasından ya da bunlara bağlı haklardan veya kamu mallarından doğuyorsa yetkili olur (İYUK m. 34/1). Hangi kuralın uygulanacağı somut projeye göre belirlenir.
İYUK m. 34 güncel kanun metni →
İdari yargıda yetki kamu düzenindendir (m. 32/2). Yetkisiz mahkeme, davayı ilk incelemede yetki yönünden reddeder ve dosyayı yetkili mahkemeye gönderir (m. 15/1-a). Proje için taşınmaz kamulaştırılırsa ayrı yollar doğar; acele kamulaştırma işlemleri de ivedi yargılama usulüne tabidir (m. 20/A-1-b). İdarenin kamulaştırma yapmadan taşınmaza el atması hâlinde izlenecek yol ise kamulaştırmasız el atma süresi ve dava yolu yazısında ele alınır.
ÇED Olumlu Kararında Yürütmenin Durdurulması ve Geçici Koruma
Dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz (İYUK m. 27/1). Proje sahibi, ÇED olumlu kararı yürürlükte kaldıkça diğer izinleri alıp sahada çalışmaya başlayabilir. Bu yüzden köylü bakımından başlıca geçici koruma aracı, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulmasını istemektir. Mahkeme bu kararı, iki şart birlikte gerçekleşirse verebilir. İlk şart, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğmasıdır. İkinci şart ise işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır (m. 27/2).
İYUK m. 27 güncel kanun metni →
Mahkeme bu talebi kural olarak davalı idarenin savunmasını aldıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karara bağlar (m. 27/2). Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereğine göre teminat aranmayabilir (m. 27/6). Bu talebe ilişkin kararlara ivedi yargılama usulünde itiraz edilemez (m. 20/A-2-e). Aynı sebeplere dayanarak ikinci kez yürütmenin durdurulması da istenemez (m. 27/10). Bu nedenle ilk talebin gerekçeli ve delilli biçimde kurulması önem taşır.
Dava dışında idari başvuru yolları da vardır. Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurabilir. Bu başvuruda önlem alınması veya faaliyetin durdurulması istenebilir (Çevre Kanunu m. 30/1). Karar alınmadan başlanan faaliyetler ise süre verilmeksizin durdurulur. Ek-1 projelerinde bunu Bakanlık ya da onun yazılı talimatıyla il müdürlüğü yapar; Ek-2 projelerinde yetki mahallin en büyük mülki amirindedir (Yön. m. 19/1-a). Kanun ayrıca ÇED süreci tamamlanmadan inşaata başlayana ya da faaliyete geçene proje bedelinin yüzde ikisi oranında idari para cezası öngörür (Çevre Kanunu m. 20/1-e). Bu başvurular dava yolunun yerine geçmez; otuz günlük süre ayrıca gözetilmelidir.
İvedi Yargılama Usulünde Dava Süreci ve Kanun Yolu
İvedi yargılama usulünde mahkeme yedi gün içinde ilk incelemeyi yapar ve dilekçeyi tebliğe çıkarır (m. 20/A-2-c). Davalı idarenin savunma süresi on beş gündür; bu süre bir defaya mahsus en fazla on beş gün uzatılabilir (m. 20/A-2-d). Savunmanın verilmesi veya sürenin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Mahkeme davayı tekemmülden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlar; keşif ve bilirkişi incelemesi gibi işlemler de ivedilikle sonuçlandırılır (m. 20/A-2-f).
Nihai karara karşı istinaf yoluna başvurulamaz (İYUK m. 45/8). Taraflar, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurabilir (m. 20/A-2-g). Temyiz dilekçesine cevap süresi on beş gündür ve temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır (m. 20/A-2-ı, j). Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir (m. 20/A-2-i). Aşağıdaki tablo genel usul ile ivedi yargılama arasındaki başlıca farkları gösterir.
| Aşama | Genel usul (İYUK) | ÇED kararında ivedi usul |
|---|---|---|
| Dava açma süresi | Özel kanunda ayrı süre yoksa idare mahkemesinde 60 gün (m. 7/1) | 30 gün (m. 20/A-2-a) |
| Üst makama başvuru | İşlemeye başlamış süreyi durdurur (m. 11/1) | 11. madde uygulanmaz; süre durmaz (m. 20/A-2-b) |
| Savunma süresi | Tebliğden itibaren 30 gün; haklı sebeple bir defa, en çok 30 gün uzatma (m. 16/3) | 15 gün; bir defa, en çok 15 gün uzatma (m. 20/A-2-d) |
| Yürütmenin durdurulması kararına itiraz | Tebliğden itibaren 7 gün içinde bir defa (m. 27/7) | İtiraz edilemez (m. 20/A-2-e) |
| Karar süresi | Öncelikli olmayan dosyalarda tekemmülden itibaren en geç 6 ay (m. 20/5) | Tekemmülden itibaren en geç 1 ay (m. 20/A-2-f) |
| Kanun yolu | Kanundaki kesinlik sınırı saklı kalmak üzere bölge idare mahkemesine 30 gün içinde istinaf (m. 45/1); kanunda sayılan davalarda ayrıca temyiz (m. 46/1) | İstinaf yok (m. 45/8); tebliğden itibaren 15 gün içinde temyiz (m. 20/A-2-g) |
ÇED Olumlu Kararına Karşı Başvurulabilecek Yollar
Köylünün önünde birbirinden farklı sonuç doğuran birkaç yol vardır. Bu yollar birbirinin yerine geçmez; her birinin dayanağı, muhatabı ve süresi ayrıdır. Aşağıdaki tablo bu yolları yan yana gösterir; somut olayın özellikleri sonucu değiştirebilir.
| Yol | Dayanak | Kim, kime karşı | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| İptal davası | İYUK m. 2/1-a, m. 20/A | Menfaati ihlal edilen kişi; davalı Bakanlık | 30 gün; başlangıç tarihi somut olaya göre değerlendirilir | Kabulde karar iptal edilir |
| Yürütmenin durdurulması | İYUK m. 27 | Davacı, iptal davası içinde ister | Dava sırasında; aynı sebeple ikinci kez istenemez | İki şart birlikte varsa mahkeme kararın uygulanmasını durdurabilir; bu karara itiraz edilemez |
| İdari başvuru | Çevre Kanunu m. 30/1; Yön. m. 19 | Zarar gören veya haberdar olan herkes; ilgili merci | Kanunda ayrı süre gösterilmemiştir | Önlem alınması veya faaliyetin durdurulması istenir; dava süresini korumaz |
| Çevre zararının tazmini | Çevre Kanunu m. 28 | Zarar gören; çevreyi kirleten veya zarar veren | Zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren 5 yıl zamanaşımı | Kusur aranmaksızın tazminat; genel hükümler saklı |
ÇED Olumlu Kararı Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Mahkeme, bakmakta olduğu davaya ait her türlü incelemeyi re’sen yapar ve gerekli belgeleri taraflardan isteyebilir (İYUK m. 20/1). Bununla birlikte davacının iddiasını belgelerle desteklemesi, özellikle yürütmenin durdurulması talebinde önem taşır. Başlıca deliller şunlardır:
- ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası ile ekleri; nihai rapor ve proje sahibinin taahhüt yazısı.
- Halkın bilgilendirilmesi toplantısının tutanağı ve toplantıda verilen yazılı görüşler (Yön. m. 9/3).
- Askı ilanının tarihini gösteren fotoğraf, tutanak veya internet ilanının çıktısı.
- Tapu kaydı, ikametgâh belgesi ve taşınmazın proje alanına uzaklığını gösteren harita.
- Su kaynağı, mera, tarım arazisi veya yerleşim alanına ilişkin resmî kayıtlar.
- Komisyon üyesi kurumların görüşleri ve Bakanlığa verilen itiraz dilekçelerinin alındı kayıtları.
Teknik konularda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabilir; bu işlemlerde HMK ve Bilirkişilik Kanunu hükümleri uygulanır (İYUK m. 31/1). Bilirkişi, projenin çevresel etkileri hakkında teknik görüş verir. İşlemin hukuka uygun olup olmadığına ise mahkeme karar verir. Dava açıldıktan sonra delil tespiti, davaya bakan mahkemeden istenebilir (m. 58/1).
Belgelere ulaşmak için bilgi edinme yolu da kullanılabilir. Herkes, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına sahiptir (Çevre Kanunu m. 30/2). Ancak bu başvurunun cevabını beklemek, otuz günlük dava açma süresi içinde kalmayı zorlaştırabilir. Bu yüzden iptal davası eldeki belgelerle süresinde açılabilir; eksik belgelerin idareden getirtilmesi ise mahkemeden istenebilir.
Harç, Arabuluculuk ve Tazminat Talepleri
İdari davada dava açılırken harç alınır; İYUK m. 15/3 de dilekçenin şekil yönünden reddinde yeni dilekçe için ayrıca harç alınmayacağını belirtir. Harç tutarı bu yazıda birincil kaynaktan doğrulanmadığı için verilmemiştir; dava tarihindeki güncel tarifenin kontrol edilmesi gerekir. Arabuluculuk bakımından ise İYUK, iptal davası için arabulucuya başvuruyu dava şartı olarak öngörmez; Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği de böyle bir şart içermez. Üst makama başvuru genel usulde de isteğe bağlıdır (m. 11/1); ivedi usulde ise 11. madde hiç uygulanmaz (m. 20/A-2-b).
İptal davası, projenin çalışmasından doğan zararı karşılamaz. Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler, sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan kusur şartı aranmaksızın sorumludur (Çevre Kanunu m. 28/1). Kirletenin genel hükümlere göre tazminat sorumluluğu da saklıdır (m. 28/2). Bu talep kirletene yöneltilir ve iptal davasından ayrı bir davadır. Talep, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar (m. 28/3). İdari işlem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilen kişi bakımından ise idareye karşı tam yargı davası gündeme gelebilir (İYUK m. 2/1-b, m. 12).
Taş ocağı faaliyeti köyün kuyusunu veya kaynağını etkilerse komşuluk ve su hakkından doğan özel hukuk yolları da ayrıca değerlendirilebilir. Kuyu, kaynak ve su hakkına ilişkin haklar yazısı bu yolları ayrıca anlatır.
Sonuç
Maden veya taş ocağı projesinde ÇED olumlu kararı, projenin çevre bakımından sakıncalı görülmediğini belirten Bakanlık kararıdır. Çevre Kanununun 10. maddesine göre bu karar alınmadan projeye izin ve ruhsat verilemez ve yatırıma başlanamaz. Ek-1 projelerinde karar ÇED raporu ve halkın katılımı toplantısından sonra verilir. Ek-2 projelerinde ise proje tanıtım dosyası üzerinden karar verilir.
Karara karşı iptal davası, İYUK m. 20/A uyarınca ivedi yargılama usulüne tabidir. Dava açma süresi altmış değil otuz gündür ve Bakanlığa itiraz bu süreyi durdurmaz. Yönetmelik kararın internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilanını düzenler; dava süresinin başlangıcını ise ayrıca belirlemez. Bu nedenle hak kaybını önlemek için süre, ilan ve öğrenme tarihlerinden en erken olanı esas alınarak hesaplanmalıdır.
İptal davasını menfaati ihlal edilen kişi açar; davalı kural olarak Bakanlıktır. Yetkili mahkeme somut projeye göre belirlenir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi gündeme gelebilir. Dava açılması kararın uygulanmasını durdurmadığından, yürütmenin durdurulması talebinin delilleriyle kurulması önem taşır. Bu talebe ilişkin karara itiraz edilemez ve verilen nihai karara karşı istinaf yolu kapalıdır. Çevre zararının tazmini ise kirletene karşı ayrı bir davayla istenir.
Sık Sorulan Sorular
ÇED olumlu kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?
Çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar, idari yaptırım kararları hariç, İYUK m. 20/A uyarınca ivedi yargılama usulüne tabidir. ÇED olumlu kararı için genel altmış günlük süre değil, otuz günlük süre uygulanır. Bakanlığa itiraz dilekçesi vermek bu süreyi durdurmaz.
Otuz günlük süre ilan tarihinden mi başlar?
Yönetmelik kararın internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilan edilmesini düzenler. Ancak dava süresinin hangi tarihten başlayacağını ayrıca belirtmez. Başlangıç, ilan ve öğrenme tarihleri gibi ölçütlere göre somut olayda değerlendirilir; hak kaybını önlemek için en erken tarih esas alınmalıdır.
Projeye yakın oturan herkes dava açabilir mi?
İptal davası, menfaati ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir. Menfaatin bulunup bulunmadığına mahkeme karar verir. Proje alanına uzaklık, taşınmazın veya su kaynağının etkilenmesi gibi olgular bu değerlendirmede önem taşıyabilir; bağın dilekçede belgelerle gösterilmesi gerekir.
Dava açınca maden ocağının çalışması durur mu?
Kural olarak hayır. Dava açılması idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Dava içinde çalışmanın durması için mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı vermesi gerekir. Bu karar, telafisi güç veya imkânsız zarar ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse verilebilir.
ÇED davası hangi mahkemede ve kime karşı açılır?
Dava kural olarak idare mahkemesinde, kararı veren Bakanlığa karşı açılır. Yetkili mahkeme somut projeye göre belirlenir; taşınmazla ilgili davalarda taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinin yetkisi gündeme gelir. Proje birden çok idare mahkemesinin yetki alanına giriyorsa Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevli olabilir.
İdare mahkemesinin kararına karşı istinafa gidilebilir mi?
Hayır. İvedi yargılama usulüne tabi davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.



