Hasta Hakları Yönetmeliği 49. Madde
Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 49. maddesi, yönetmelik hükümlerinin sınırlanabileceği özel durumları tanımlayarak Anayasa’nın 13. maddesindeki “temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” ilkesini sağlık bağlamında yansıtır. Bu madde, hasta haklarının mutlak olmadığını; belirli kamusal yararlar için makul sınırlamalara tabi tutulabileceğini belirtir.
Madde tek cümlede altı sınırlama nedenini sayar: “Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.”
Bu altı sınırlama nedeni, Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak sınırlama nedenleriyle örtüşür. Her birinin kendi kapsamı ve uygulama alanı vardır:
1. Milli Güvenlik: Ülkenin güvenliği için alınması gereken tedbirler. Örneğin savaş, olağanüstü hal veya terörle mücadele dönemlerinde sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve öncelikleri, milli güvenlik gerekçesiyle sınırlanabilir. Askerlik hizmetindeki tıbbi muayeneler, özel güvenlik gerektiren tesislerdeki sağlık hizmetleri bu kapsamda değerlendirilir.
2. Kamu Düzeni: Toplumun düzenli yaşamı ve kamusal huzurun korunması. Örneğin bulaşıcı hastalıklar döneminde karantinaya alma, kitlesel aşı zorunluluğu gibi uygulamalar kamu düzeni gerekçesiyle hasta haklarına sınırlama getirebilir.
3. Kamu Yararı: Toplumun genel çıkarlarının korunması. Örneğin sağlık sigortasına prim ödeme zorunluluğu, belirli hastalıkların zorunlu bildirimi, kamu yararı gerekçesiyle hasta haklarına sınırlama getirebilir.
4. Genel Ahlak: Toplumun ahlaki değerlerinin korunması. Bu kavram eleştirilmektedir; zira ahlaki değerler subjektif ve değişkendir. Ancak uygulamada, bazı tıbbi müdahalelerin reddi (ötenazi gibi), bazı üreme teknolojilerinin sınırlanması (taşıyıcı annelik gibi) bu kapsamda değerlendirilmektedir.
5. Genel Sağlık: Halkın genel sağlığının korunması. Bulaşıcı hastalık salgınlarında karantina, aşılama zorunluluğu, izolasyon tedbirleri, genel sağlık gerekçesiyle hasta haklarına sınırlama getirebilir. Covid-19 pandemisi, bu madde kapsamındaki düzenlemelerin güncel ve somut örneğini sunmuştur.
6. Kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler: Bu, diğer kanunların hasta haklarını sınırlayan özel düzenlemelerini kapsar. Örneğin 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun mahkumların sağlık hizmetlerine ilişkin özel hükümleri, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun koruma altındaki tanıkların anonimleştirme düzenlemeleri bu kapsamdadır.
“Saklıdır” ifadesi, bu düzenlemelerin yönetmelik hükümlerinden üstün tutulacağını belirtir. Yani bir hasta hakkı, milli güvenlik gerekçesiyle sınırlandığında, yönetmelik bu sınırlamaya karşı ileri sürülemez. Bu bir “çelişki çözüm kuralı” niteliğindedir.
Önemli bir nokta, sınırlamanın mutlak olmamasıdır. Anayasa’nın 13. maddesinde belirtildiği gibi, temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilir. İdari işlemle veya yönetmelikle sınırlanamaz. Dolayısıyla 49. maddede bahsedilen sınırlamalar, kanun hükümleri ile getirilen düzenlemelere dayandığı ölçüde meşru olur.
Ayrıca sınırlamanın orantılı olması gerekir. Hedef, sınırlama ile ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalıdır. Gereksiz veya aşırı sınırlamalar, hakkın özüne dokunacağından hukuka aykırı kalır. Örneğin bulaşıcı hastalıkta mahremiyet hakkı, sadece hastalığın yayılmasını önlemek için gerekli ölçüde sınırlanabilir; hastanın tüm kişisel bilgilerinin kamuya açıklanması orantılı bir sınırlama değildir.
Uygulamada 49. madde, olağanüstü dönemlerde ve kriz yönetiminde çeşitli yönleriyle gündeme gelir:
COVID-19 Pandemisi döneminde, genel sağlık gerekçesiyle birçok hasta hakkı sınırlamıştır: mahremiyet (temas takibi sistemleri), seçme hakkı (yalnızca belirli hastanelere başvurma), refakatçi hakkı (ziyaret kısıtlamaları), bilgi verme (zorunlu tarama), rıza gereksinimi (zorunlu karantina). Bu sınırlamaların çoğu, orantılılık ve zorunluluk testine tabi tutularak meşrulaştırılmıştır.
Olağanüstü hâl dönemlerinde askeri gereksinimler, milli güvenlik gerekçesiyle bazı hasta haklarını sınırlayabilir. Ceza infaz kurumlarında mahkumların sağlık hizmetleri, kamu düzeni gerekçesiyle normal hastanelerdekinden farklı kurallara tabi olabilir.
Bulaşıcı hastalık mevzuatı, özellikle 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, zorunlu bildirimden zorunlu tedaviye kadar genel sağlık gerekçesiyle hasta haklarını sınırlayan hükümler içerir. Bu hükümler, 49. madde kapsamında meşru sayılır.
Anayasa Mahkemesi kararları, sınırlama nedenlerinin uygulanmasında orantılılık ilkesini vurgular. Sınırlama, “demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı” olmamalı, “hakkın özüne dokunmamalı” ve “amacın zorunlu kıldığı ölçüde” olmalıdır. Bu üç unsurun incelenmesi, sınırlamanın meşruluğunu belirler.
Avukat perspektifinden 49. madde, hem savunma hem saldırı değeri taşır. Savunma olarak, kurum veya personelin yaptığı bir uygulamanın — aslında hasta hakkı ihlali gibi görünse de — bir meşru sınırlama nedeninden kaynaklandığı ileri sürülebilir. Saldırı olarak ise, bir sınırlamanın 49. maddedeki kriterleri karşılamadığı, özellikle orantılılık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülebilir. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunda da bu madde dikkatli bir analiz gerektirir.
