TMK ▸ Madde 2

TMK 2. Madde

(1) Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

(2) Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

TMK 2. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 2 nci maddesini karşılamaktadır. Maddenin konu başlığı “Medenî hakların şümulü” yerine “Hukukî ilişkilerin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir. Gerçekten de yürürlükteki Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinde kişilerin medenî haklarının kapsamı değil, kişilerin hukuk ilişkilerinde haklarını kazanmaları ile borçlarını ifa etmelerinin kapsamı düzenlenmiştir. Bu sebeple 2, 3 ve 4 üncü maddelerin konu başlığı olarak “Hukukî ilişkilerin kapsamı” deyimi kullanılmıştır. Yürürlükteki Kanunun 2 nci maddesinde, kişilerin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü oldukları düzenlenmektedir. Gerek öğretide, gerek yargı kararlarında bu maddenin “doğruluk ve dürüstlük kurallarına” ilişkin genel ilkeyi ortaya koyduğu kabul edilmektedir. Maddenin içerik ve amacına uygun olarak kenar başlığı bu sebeple, “Dürüst davranma” olarak değiştirilmiştir. Bu deyim, bir sonraki maddede yer alan subjektif iyiniyet ile bu maddede düzenlenen iyiniyeti birbirinden ayırt etmeye hizmet etmesi bakımından da daha isabetli görülmüştür. Madde içerisinde de iyiniyet sözcüğü yerine “dürüstlük kurallarına uymak” ifadesi kullanılmıştır. Maddenin ifadesi arılaştırılmak suretiyle daha anlaşılır bir şekle sokulmuştur. Maddede, ayrıca ödevi de ifade edecek şekilde geniş anlamda “borç” ibaresine yer verilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 2, dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyerek herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını hükme bağlar. Bu hüküm, tüm özel hukuk ilişkilerine yön veren üstün bir ilke niteliği taşır ve hâkimin takdir yetkisini düzenleyen TMK Madde 4 ile yakından bağlantılıdır. Dürüstlük kuralı, objektif bir ölçüt olarak dürüst ve makul bir kişinin aynı durumda nasıl davranacağını esas alır; subjektif iyiniyeti düzenleyen TMK Madde 3’ten bu yönüyle ayrılır. İlke, sözleşmelerin yorumlanmasından edimlerin ifasına kadar geniş bir alanda uygulanır.

Uygulamada dürüstlük kuralı, yalnızca açık sözleşme hükümlerinin değil, tarafların yan yükümlülüklerinin de kaynağıdır; sadakat, özen, bilgilendirme ve koruma yükümlülükleri bu ilkeden doğar. Hakkın kötüye kullanılması yasağı ise, biçimsel olarak var olan bir hakkın amacına aykırı, başkasına zarar verme kastıyla veya menfaat dengesini açıkça bozacak şekilde kullanılmasını engeller. Örneğin sözleşmeyi ihlâl eden tarafın daha sonra şekil eksikliği ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğini iddia etmesi, çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium) çerçevesinde dürüstlük kuralına aykırı sayılır. Hâkim, somut olayda hakkın kullanımının dürüstlük sınırlarını aşıp aşmadığını değerlendirir ve aşıldığı kanaatine varırsa o hakka hukukî koruma tanımaz.

Hakkın kötüye kullanıldığının saptanması halinde, biçimsel olarak mevcut olsa dahi o hak korumadan yoksun kalır ve ileri sürülemez; dürüstlük kuralına aykırılık, mahkemece re’sen gözetilen bir husustur. Yargıtay içtihatları, çelişkili davranış, hakkın uzun süre kullanılmayıp aniden ileri sürülmesi (susma yoluyla hak kaybı) ve şekil eksikliğinin kötüniyetle ileri sürülmesi gibi durumların dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü istikrarlı biçimde benimser. Örneğin bir taşınmazı resmî şekle uymaksızın satıp bedeli tahsil eden ve alıcıyı yıllarca taşınmazda oturtan satıcının, sonradan şekil noksanlığına dayanarak tapu iptalini istemesi, hakkın kötüye kullanılması sayılır ve mahkeme bu talebi reddederek dürüst tarafı korur.