TMK 1. Madde
(1) Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
(2) Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
(3) Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.
TMK 1. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 1 inci maddesini karşılamaktadır. Madde olduğu gibi korunmuş fakat gerek amaç ve içeriğini daha iyi ifade etmesi bakımından, gerek dilinin daha anlaşılır bir hâ le getirilmesi yönünden yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin kenar başlığı “Kanunu Medenî nin Tatbiki” şeklindedir. Bu kenar başlık maddenin uygul ama alanıyla uyumlu değildir. Çünkü, madde sadece Medenî Kanunun uygulanmasını düzenleyen bir madde olmayıp genel olarak hukukun kaynaklarını düzenlemektedir. Maddede sayılan kaynaklar medenî hukukta olduğu kadar özel hukukun diğer dallarında da geçerli olan kaynaklardır. Bu sebeple, maddenin kenar başlığı “Hukukun uygulanması ve kaynakları” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki maddede yer alan “lâ fziyle veya ruhiyle” sözcükleri yerine daha anlaşılır bir ifadeyle “sözüyle ve özüyle”; “temas ettiği” deyimi yerine “değindiği”; “vazıı kanun” yerine “kanun koyucu”; “vazedecek” yerine “koyacak” sözcükleri kullanılmıştır. Hâ kim kanunu hem sözü hem de özüyle birlikte ele alarak uygulayacaktır. Sadece sözüyle veya sadece özüyle uygulaması söz konusu olmayacaktır. Maddenin üçüncü fıkrası “Hâ kim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.” şeklinde daha arı bir Türkçe ile kaleme alınmış, daha anlaşılır hâ le getirilmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesi, yalnız medeni hukukun değil, Türk özel hukukunun tamamının metodolojik omurgasını oluşturan başlangıç hükmüdür. Madde, hâkimin somut uyuşmazlığı çözerken hangi kaynaklara hangi sırayla başvuracağını belirleyerek hukukun uygulanmasına ilişkin temel çerçeveyi çizer. 4721 sayılı TMK’nın 1. maddesi, 743 sayılı mülga Medeni Kanun’un aynı maddesini karşılamakta ve içerik itibarıyla değiştirilmemiş ancak dil olarak sadeleştirilmiş, kapsamı itibarıyla “Medeni Kanunun uygulanması” başlığından “hukukun uygulanması ve kaynakları” başlığına genişletilmiştir.
Maddenin birinci fıkrası, hâkimin ilk başvuracağı kaynak olarak yazılı hukuku (kanunu) göstermektedir. “Sözüyle ve özüyle” ifadesi, kanunun yalnız lafzi yorumla değil amaçsal ve sistematik yorumla birlikte uygulanacağını ortaya koyar. Bu ifade, Kıta Avrupası hukuk ailesine özgü “teleolojik-sistematik yorum yönteminin” kanunda açıkça benimsenmesidir. Hâkim kanunun yalnız kelimesine değil, onun amacına, ruhuna ve sistem içindeki yerine birlikte bakmak zorundadır; katı lafzi yorum tek başına yeterli değildir.
İkinci fıkra, boşluk hâlinde izlenecek yolu öğretmektedir. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim örf ve âdet hukukuna başvurur. Örf ve âdet hukuku, topluluk tarafından sürekli biçimde uygulanan ve bağlayıcı sayılan kurallardır; “maddî unsur” (tekrarlanma) ve “manevî unsur” (hukuki inanç/opinio iuris) şartlarını taşımalıdır. Hem yazılı hukukta hem örf-âdet hukukunda çözüm bulunamıyorsa hâkim, kendisini kanun koyucu yerine koyarak karar verir (“hâkim hukuku yaratma yetkisi”). Bu yetki keyfi değildir; hâkim mevcut hukuk sisteminin değerlerine, karşılaştırmalı hukuka, doktrine ve hakkaniyete uygun davranmak zorundadır.
Üçüncü fıkra, hâkimin bilimsel görüşlerden (doktrin) ve yargı kararlarından (içtihat) yararlanacağını düzenler. Doktrin ve içtihat Türk hukukunda bağlayıcı birincil kaynak değildir; ancak hâkim yorum yaparken, boşluk doldururken ve hakkaniyetli sonuca ulaşırken bu yardımcı kaynaklara başvurmakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve İçtihadı Birleştirme Kurulu kararlarının bağlayıcılığı ayrıca düzenlenmiş olup (HMK m.24, 373; YÖK 45), bu kararlar hâkimi fiilen bağlar.
Uygulamada TMK 1, somut olay çözümlemelerinin başlangıç noktasıdır. Hâkim önce yazılı kanunda hüküm arar; bulursa onu hem sözü hem özüyle uygular. Bulamazsa örf ve âdet hukukuna yönelir. O da yoksa “farazi kanun koyucu” konumuna geçer. Bu süreç, hukuk güvenliği ile hakkaniyet arasındaki dengeyi koruyan özen isteyen bir yorumlama disiplinidir; tutarlılık için doktrin ve emsal kararlar gözetilir. TMK 1, Anayasa’nın 138. maddesindeki hâkimin bağımsızlığı ilkesi ile birlikte okunduğunda, Türk yargı yetkisinin hem kanunla hem hukukla bağlı özgün pozisyonunu ortaya koyar.
