TMK 367. Madde
I. Aile hâlinde yaşayan birden çok kimsenin oluşturduğu topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona ait olur.
II. Evi yönetme yetkisi, kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsini kapsar.
TMK 367. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 318 inci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 299 uncu maddesinden sadece “Aynıçatıaltında… ” sözcükleri çıkarılmak suretiyle aynen alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 367, ev başkanlığı kurumunun koşullarını ve evi yönetme yetkisinin kime ait olacağını belirler. İlk fıkraya göre, aile halinde yaşayan birden çok kimsenin oluşturduğu topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona aittir. İkinci fıkra ise bu yetkinin kapsamını geniş tutarak, kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsini kapsadığını öngörür. Gerekçede, hükmün 743 sayılı Kanunun 318. maddesini karşıladığı ve 1984 tarihli Öntasarının 299. maddesinden yalnızca ‘aynı çatı altında’ ibaresi çıkarılarak alındığı, hüküm değişikliği bulunmadığı belirtilmiştir. Bu madde, sonraki TMK Madde 368 ve 369’da düzenlenen ev düzeni, gözetim ve sorumluluk hükümlerinin uygulanabilmesi için zemin oluşturur.
Hükmün uygulanabilmesi için öncelikle aile halinde, yani süreklilik gösteren bir birlikte yaşama topluluğunun bulunması gerekir; geçici ya da tesadüfi bir bir aradalık ev başkanlığı doğurmaz. İkinci olarak bu topluluğun bir başkanının bulunması aranır; başkan kanundan, taraflar arasındaki sözleşmeden veya yerleşik örften kaynaklanabilir. Madde, ev başkanlığını yalnızca kan bağına dayandırmaz; ikinci fıkra kapsamı bilinçli olarak genişletilmiştir. Bu nedenle bir çiftlikte çalışan işçiler, bir ustanın yanında kalan çıraklar veya koruma ve gözetme ilişkisiyle eve alınmış kişiler de ev halkı sayılır ve ev başkanının yönetim yetkisine tâbi olur. Yönetim yetkisi, evin günlük yaşamının düzenlenmesini, ortak yaşama kurallarının belirlenmesini ve gözetim görevlerinin yürütülmesini kapsar. Böylece kurum, yalnızca dar anlamda aileyi değil, ekonomik ve sosyal bağlarla bir arada yaşayan daha geniş toplulukları da hukuki bir çerçeveye oturtur.
Ev başkanı sıfatının belirlenmesi, sonraki hükümlerin uygulanması bakımından belirleyici sonuçlar doğurur; çünkü ev başkanı sayılan kişi TMK Madde 368 uyarınca eşyayı koruma, TMK Madde 369 uyarınca ise ev halkından gözetilmesi gereken kişilerin verdiği zarardan sorumlu olma yükümlülüğü altına girer. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, ev başkanlığı sıfatının fiilî birlikte yaşama, otorite ve gözetim ilişkisinin somut olarak bulunup bulunmadığına göre belirleneceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, kırsalda büyük bir hanede dedenin reisliğinde oğulları, gelinleri, torunları ve yanlarında çalışan bir çoban birlikte yaşıyorsa, örfe göre dede ev başkanı sayılır ve çoban dahil bütün ev halkı onun yönetim yetkisine tâbi olur. Bu durumda dede, ev halkından ayırt etme gücü sınırlı bir torunun ya da gözetimindeki kişinin üçüncü kişilere verdiği zarardan, sonraki maddelerdeki koşullar çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Böylece TMK Madde 367, sorumluluğun muhatabını belirleyen temel hüküm olur.
