TMK 369. Madde
I. Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.
II. Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
III. Zorunluluk hâlinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister.
TMK 369. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 320 nci maddesini karşılayan ve İsviçre Medenî Kanununun 333 üncü maddesiyle onu örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 301 inci maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınan bu maddede, ev başkanın ev halkından olan küçük, kısıtlı, akıl hastası ya da akıl zayıfıolan kişilerin başkalarına verdikleri zararlardan dolayısorumluluğu düzenlenmektedir. Madde, ev başkanın sorumluluktan kurtulması için ona “durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim altına bulundurduğunu ve ya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini” kanıtl ama olanağınıda tanımaktadır. Böylece, ev başkanın sorumluluğu ile Borçlar Kanunu 55 ve 56 ncı maddelerinde düzenlenen sorumluluklar arasında da bir uyum sağlanmışolmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 369, ev başkanının ev halkından olan ayırt etme gücü sınırlı kişilerin verdiği zararlardan doğan kusursuza yakın sorumluluğunu düzenler. İlk fıkraya göre ev başkanı, ev halkından küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu ya da bu özeni gösterse bile zararın yine de doğacağını ispat etmedikçe sorumludur. İkinci fıkra ev başkanına, akıl hastalığı veya zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye düşürmemesi için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü; üçüncü fıkra ise zorunluluk halinde yetkili makamdan önlem isteme görevi yükler. Gerekçede, hükmün 743 sayılı Kanunun 320. maddesini karşıladığı ve bu sorumluluğun Borçlar Kanununun 55 ve 56. maddelerinde (6098 sayılı TBK m. 65-66) düzenlenen sorumluluklarla uyumlu kılındığı belirtilmiştir.
Sorumluluğun mekanizması, kusur karinesine dayalı gözetim sorumluluğu biçimindedir. Zarar gören, ev başkanının gözetim borcunu yerine getirmediğini ayrıca kanıtlamak zorunda değildir; ev halkından gözetilmesi gereken bir kişinin üçüncü kişiye zarar vermesi yeterlidir. Bu durumda sorumluluktan kurtulmak isteyen ev başkanı, ya somut olayın gerektirdiği dikkat ve özeni göstererek o kişiyi gözetim altında tuttuğunu, ya da gerekli özeni gösterseydi dahi zararın yine doğacağını, yani özen ile zarar arasında illiyet bulunmadığını ispatlamalıdır. Aranan özen ölçüsü objektiftir ve gözetilen kişinin yaşına, durumuna, tehlikelilik derecesine göre değişir; örneğin saldırgan eğilimleri bilinen bir akıl hastası bakımından özen yükümlülüğü çok daha ağırdır. İkinci ve üçüncü fıkralar bu özen borcunu somutlaştırır: ev başkanı yalnızca pasif gözetimle yetinmeyip aktif önlemler almak, gerekirse kolluk veya sağlık makamlarından koruma tedbiri talep etmek zorundadır.
Sorumluluğun gerçekleşmesi halinde ev başkanı, zarar görene karşı doğrudan tazminatla yükümlü olur; bu, gözeteni kişinin kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, yanına eklenir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, ev başkanının gözetim sorumluluğunda objektif özen ölçüsünü esas almakta, kurtuluş kanıtının somut ve inandırıcı delillerle getirilmesini aramaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, evde birlikte yaşadığı, saldırganlık eğilimi bilinen akıl hastası kardeşini gözetmekle yükümlü olan ev başkanı, bu kişinin gözetimsiz bırakılması sonucu komşusunu yaralamasından, gerekli önlemleri aldığını veya alsa bile zararın önlenemeyeceğini ispat edemezse TMK Madde 369 uyarınca sorumlu tutulur. Buna karşılık, hastanın tedavi altına alınması için sağlık makamına başvurduğunu, evde gerekli güvenlik tedbirlerini aldığını ve olayın bütün özene rağmen aniden geliştiğini kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulabilir. Böylece hüküm hem mağduru korur hem de özenli ev başkanına savunma imkânı tanır.
