TMK 457. Madde
(1) Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir. Ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenir.
TMK 457. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 400 üncü maddesini karşılamaktadır. Ancak yürürlükteki metinden farklı olarak maddeye, vasinin ücretinin vesayet altındaki kişinin malvarlığından karşılanmasının mümkün olmadığıhâ llerde bu ücretin Hazine tarafından karşılanmasıhükmüeklenmiştir. Vesayet altındaki kişinin malvarlığıyok ise, bu kişiye vasi bulmak ya da vasi bulunsa bile, kendisine ücret ödenmediği için vasinin işleri gereği gibi ifa etmek mümkün olmamaktadır. Bu sakıncalarıgidermek üzere bu durumda vasinin ücretinin Hazine tarafından karşılanmasıkabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 457, vasinin emeğinin karşılığını alma hakkını düzenleyerek vasilik görevinin tümüyle karşılıksız bir yük olmadığını ortaya koyar. Maddeye göre vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından; bu malvarlığı ücreti karşılamaya yeterli değilse Hazineden karşılanmak üzere kendisine ücret verilmesini isteyebilir. Hazine güvencesi, maddenin gerekçesinde özellikle vurgulanan bir yeniliktir: malvarlığı bulunmayan kişilere vasi bulunamaması ya da ücret ödenmediği için vasinin işleri gereği gibi yürütememesi sakıncasını gidermek amacıyla getirilmiştir. Ücretin miktarı, yönetimin gerektirdiği emek ile yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutularak her hesap dönemi için vesayet makamı, yani sulh hukuk mahkemesi (TMK m.397) tarafından belirlenir. Hüküm, vasinin özenle yönetim ve hesap verme yükümlülüğünü düzenleyen TMK m.454 ile yakından bağlantılıdır; çünkü ücret takdiri hesap incelemesi sırasında yapılır.
Uygulamada vasi, ücret talebini her hesap döneminin sonunda verdiği hesapla birlikte vesayet makamına yöneltir. Mahkeme, ücreti takdir ederken vesayet altındaki kişinin gelir durumunu, malvarlığının büyüklüğünü, yönetilen işlerin yoğunluğunu ve vasinin harcadığı emeği birlikte değerlendirir; bu nedenle ücret her dönem için farklı olabilir. Malvarlığının geliri ücreti karşılamaya yetmiyorsa, mahkeme önce mevcut gelirden ödeme yapılmasına, kalan kısmın ise Hazineden karşılanmasına karar verir. Vesayet altındaki kişinin hiç malvarlığı yoksa ücretin tamamı Hazineden ödenir. Vasi, ücret hakkını talep etmeden de görevini sürdürebilir; ancak talep ettiğinde mahkemenin takdir ettiği miktarla bağlıdır. Ücret takdiri, vasinin görevini özenle yürütmesini teşvik eden bir araç işlevi de görür; çünkü yetersiz yönetim hâlinde mahkeme ücreti düşük belirleyebilir veya hiç takdir etmeyebilir.
Vasiye takdir edilen ücretin ödenmemesi hâlinde vasi, bu alacağını genel hükümlere göre isteyebilir; Hazineden karşılanacak ücret bakımından ise idareye başvuru yolu işler. Vasinin görevini kötüye kullanması veya hesap vermemesi durumunda mahkeme ücret takdirinden kaçınabileceği gibi vasiyi azledebilir (TMK m.483). Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vasi ücretinin her hesap dönemi için ayrı ayrı ve dosyadaki gelir-emek dengesine göre belirlenmesi gerektiğini, soyut ve maktu bir ücret takdirinin bozma sebebi olduğunu vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: aylık kira ve emekli maaşı geliri bulunan kısıtlı bir kişinin malvarlığını yöneten vasi, yıllık hesabını sunarken bir yıllık emeği ve yönettiği gelir karşılığında ücret talep ettiğinde, mahkeme bu gelirden uygun bir oranı vasi ücreti olarak takdir eder; gelir yetersizse aradaki fark Hazineden tamamlanır.
