TMK ▸ Madde 103

TMK 103. Madde

(1) Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir.

(2) Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilirler.

TMK 103. Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasıyürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesinin üçüncüfıkrasınıkarşılamaktadır. Mahkemenin vereceği kararın, tebliği tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuru sahibi ve ya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebileceği öngörülmüşolmakla, yürürlükteki metinden farklı olarak, başvuru sahibi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü ’nün temyiz hakkıaynıesaslara tâ bi kılınmış, temyiz süresi de, Vakıflar Genel Müdürlüğü bakımından “iki ay” yerine “bir ay”a indirilmişolmaktadır: Diğer taraftan, vakfın kurulmasıistemini reddeden mahkeme kararının da aynıesaslar içinde temyiz edilebileceği kabul edilmiştir. Temyiz süresinin Vakıflar Genel Müdürlüğü bakımından kısaltılmasıile, vakfın kuruluşunun daha fazla geciktirilmemesi, durumun bir an önce yasal yolla aydınlığa kavuşturulmasıamacıgüdülmüş; bu yolla, Ülkemizde yakınmalara yol açan yargılamanın uzamasına ilişkin itirazlar, genel temyiz süresi olan onbeşgünün daha fazla uzatılmasının önüne geçilmesi suretiyle kısmen giderilmiştir. Vakfın kurucusu ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyiz süresinin aynıolmasıda, bu konuda olmasıgereken bir eşitliğin gereği olarak düşünülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında, vakfın kurulmasınıengelleyen sebeplerin varlığıhâ linde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve ya ilgililerin iptal davasıaçabileceği esası getirilmiştir. Böylece maddede, başvuranın ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ’nün temyize başvurma hakkıile, bundan farklı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgililerin vakıf kurma işleminin geçerliliğini engelleyen sebeplere dayanarak iptal davasıaçma haklarıaçıklığa kavuşturulmuştur. Ehliyetsizlik ve irade sakatlığı, iptal davası bakımından en önemli sebepleri oluştururlar. Buradaki iptal davası, vakıf kurulduktan sonra, kuruluştaki eksiklik ve hukuka aykırılıklar sebebiyle vakfın tüzel kişiliğine son verilmesi amacıyla açılacak ve verilecek hüküm 2 nci maddenin uygulanmasıyla farklısonuçlara varılmasıgerekmeyen durumlar bakımından, geçmişe etkili olabilecektir. 19

Açıklama

TMK Madde 103, vakfın kuruluşuna ilişkin mahkeme kararına karşı başvurulabilecek kanun yollarını ve vakfın kuruluşunu engelleyen sebeplere dayalı iptal davasını düzenler. Birinci fıkraya göre mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir. Bu düzenlemeyle başvuran ile denetim makamının temyiz hakkı aynı esaslara ve aynı bir aylık süreye bağlanmış, vakfın kuruluşunun gereksiz yere gecikmesi önlenmek istenmiştir. Hüküm, kuruluş başvurusu ve mahkemenin önlem alma yetkisini düzenleyen TMK Madde 102 ile tescil usulünü düzenleyen TMK Madde 104 arasında köprü kurar; çünkü temyiz, tescil kararının kesinleşmesini ve dolayısıyla tescilin tamamlanmasını etkiler. Bu yönüyle norm, kuruluş sürecinin denetlenebilirliğini güvence altına alır.

Uygulama mekanizması bakımından madde iki ayrı yolu birbirinden ayırır. Temyiz, henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararına karşı, kuruluş istemini kabul veya reddeden hükmün denetlenmesi için başvuru süresi içinde işletilen olağan kanun yoludur; hem vakfeden hem Vakıflar Genel Müdürlüğü bu hakka aynı koşullarla sahiptir. İptal davası ise farklı bir işlev görür: ikinci fıkraya göre Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilir. Bu dava, vakıf kurulduktan sonra, kuruluştaki eksiklik ve hukuka aykırılıklar sebebiyle tüzel kişiliğe son verilmesi amacıyla açılır. Ehliyetsizlik ve irade sakatlığı, iptal davasının en önemli sebeplerini oluşturur; örneğin vakfedenin ayırt etme gücünden yoksun olması veya iradesinin hile ile sakatlanmış olması iptal sebebidir. Bu davada verilecek hüküm, TMK Madde 2’deki dürüstlük kuralı çerçevesinde geçmişe etkili olabilir.

Sonuçları itibarıyla temyiz yolunun işletilmemesi hâlinde karar kesinleşir ve vakıf tescil edilebilir; iptal davasının kabulü hâlinde ise vakfın tüzel kişiliğine son verilir ve hüküm kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurabilir. Yargıtay, vakfın kuruluşunu engelleyen ehliyetsizlik ve irade sakatlığı gibi sebeplerin iptal davasında ileri sürülebileceğini ve bu davanın kuruluş kararından bağımsız bir denetim sağladığını kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: kuruluş kararı kesinleşip tescil edilmiş bir vakfın, vakfedenin senedi düzenlerken ağır akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücünden yoksun olduğunun sonradan anlaşılması hâlinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü TMK Madde 103 uyarınca iptal davası açarak vakfın tüzel kişiliğine son verilmesini isteyebilir. Böylece norm, kuruluştaki sakatlıkların giderilmesini güvence altına alır.